Sarı Saltık [Ahmet Yaşar Ocak]

Sarı Saltık, ismine tarihlerde pek fazla rastlamadığımız ve fakat tasaavvufi metinlerde adı geçen bir zat. Ahmet Yaşar Ocak bu eserinde Sarı Saltık ile ilgili tarihi metinleri ve efsaneleri tarayarak hakkında kapsamlı bir bilgi kaynağı oluşturmuş. Anadolu Selçuklu sultanı İzzeddin Keykavus II hükümdarlığı döneminde Moğollara muhalif bir tutum sergiler. Mücadelelerle geçen hayatı, muhalif tutumu sebebiyle onu Bizans’a kadar sürükler. Annesinden dolayı Bizans imparatoru ile akrabalığı da vardır. Keykavus’un göçü ile Moğol muhalefeti nedeniyle kendisine sempati duyan bazı Anadolu Türkmenleri de sultanın ardından giderler ve Bizans İmparatoru bu Türkmenleri Dobruca’ya yerleştirir.  Sarı Saltık, bu Türkmen gruplarının içindedir, büyük ihtimalle bunların reisi durumundadır.

Sarı Saltık’ın buralarda geçen hayatı zaman içerisinde ve bilhassa ölümünden sonra kendisini efsanevi bir karaktere dönüştürür. Sadece Müslümanlar arasında değil, zaman içerisinde Sarı Saltık’ın seyahat alanı içerisine yerleşen Hıristiyanlar arasında da bu efsane sürer gider.

Sarı Saltık, büyük ihtimalle bir Kalenderi dervişidir. Yaşadığı 13. Yüzyılda henüz Bektaşilik ortaya çıkmamasına rağmen Bektaşilikle ilişkilendirilmesi ölümünden sonra ortaya çıkan efsane ve söylencelerin çeşitliliğinden kaynaklanmaktadır. Sünni İslam görüşünün Osmanlı’daki hâkimiyeti sebebiyle çeşitli metinlerde Sarı Saltık böyle resmedilmiştir. Sarı Saltık, Kalenderilerin Haydari koluna mensuptur. Bu tarikat mensupları esrar, haşhaş gibi maddeler kullanan, biraz farklı özellikleri olan tiplerdir.

Sarı Saltık, Bizans imparatoru ile problemler yaşayan Keykavus’un Deşt-i Kıpçak’ta Berke Han’a sığınması üzerine onunla birlikte Kırım’a gider, Keykavus’un vefatından sonra ise Dobruca’ya geri döner. Eserinde, dönemin dini yapısını da incelemiş olan Ahmet Yaşar Ocak, bu bölgede yaşayan Bogomillerin (Pavlikanların Tarihi adlı bir kitapta detaylı bilgi var bunlar hakkında) ve İsmaili mezhebinin varlığının Sarı Saltık efsanesinin büyümesinde etkili olduğunu anlatıyor.

“Görüldüğü gibi Tapduk Baba ve Yunus Emre, kendi intisap silsilelerini Sarı Saltık’a bağlıyorlar. Böylece Yunus Emre‘nin Tapduk Baba’nın, onun Barak Baba’nın, onun da Sarı Saltık’ın halifesi olduğu görülüyor.”

Burada Erdoğan Çınar’ın Aleviliğin Kayıp Bin Yılı kitabındaki iddiaları ile örtüşen pek çok şey olduğu da görülüyor.

Şeyh Bedreddin isyanındaki Kalenderi etkisini de bu kitaptan öğrendim. Şeyh Bedreddin’in isyana kalkıştığı tarihler Sarı Saltık’tan 100 ile 150 yıl kadar sonrası dolayısı ile izleri henüz silinmemiş durumda. Sarı Saltık’ın Dobruca’daki zaviyesi de Şeyh Bedreddin’in isyanının merkez üssü olmuş.

Kitabın sonunda Sarı Saltık’ın türbelerinin bir haritası var. Çoğunlukla Balkanlar’da olmak üzere çeşitli yerlerde Sarı Saltık’a atfedilen türbeler, tekkeler ve mezarlar bulunmaktadır. Alevi-Bektaşi geleneğinde Sarı Saltık halen önemli bir yer tutmaktadır. Gerçek kişiliğiyle ilgili az da olsa kayıtlar bulunan bu zatın esas ünü hakkındaki ejderhalarla, cinlerle, cadılarla ve tabi kafirlerle yaptığı savaşların söylencelerdir.

Ahmet Yaşar Ocak’ın titizlikle hazırlanmış eseri, Sarı Saltık’la ilgili yeni bulgular ışığında revize edilmiş. Elimde Alfa Yayınları tarafından basılmış olan 250 sayfalık bir baskı var.

Author: mehmet
Mehmet Zeki Dinçarslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir