Hattuşa’dan Kaçış [Mahfi Eğilmez]

İktisatçı Mahfi Eğilmez, tarihle de ilgilenen bir entelektüel. Anitta’nın Laneti adlı eserini geçen sene okumuş, oldukça sevmiştim. Hattuşa’dan Kaçış’ın diğer kitabın devamı olacağını düşünerek aldım. Diğer kitap, Hititlerin ortaya çıkışlarından kayboluşlarına kadarki zamanlarını öykü diliyle okuyucuya aktaran kendine özgü bir çalışmaydı. Bu elimdeki kitap da öykülerden oluşuyor fakat biraz farklı. Bir arkeoloji ekibi: hocalar, asistanlar ve başarılı öğrenciler, Çorum – Ortaköy’de kazı yapmaktadırlar. Ekibin bulduğu tabletler, tabletlerin açıklamaları, geçmişe gidip gelmelerinden oluşan öykülerden oluşmuş Hattuşa’dan Kaçış.

On tane öyküye ek olarak küçük bir Hitit tarihi özeti ile bitirmiş kitabı Eğilmez. Kitapta adı geçen Metin Kosan’ın yazarın ta kendisi olduğunu düşündüm. İlk öyküde arkeolojik kazı ekibini tanıtmış yazar. Burada, bugün bu işle ilgilenen kişilerin aşağı yukarı hangi profilden insanlar olduğunu anlatmış. İkinci öykü Rüşvetin Dört Bin Yıllık Geçmişi adını taşıyor.

“Aşağı yukarı dört bin yıl öncesinde Anadolu’da Asurlu tüccarların katkısıyla gelişen bir rüşvet, vergiden kaçınma ve yüksek faize dayalı bir tefecilik düzeninin kurulmuş olduğu anlaşılıyor. Demek ki Anadolu insanı en azından dört bin yıldır rüşvete, vergi kaçırmaya, yüksek faiz ödemeye, borçlarının ya da faizlerinin silinmesini istemeye alışık.”

Asıl lanet buradaymış demeden edemiyor insan bu satırları okuduktan sonra. Aynı öykü içerisinde iktisatçılığını göstermiş Mahfi Eğilmez. İnsanın tüketicilikten üreticiliğe dönüşümünü Karl Marx’ın yabancılaşma olarak ifade ettiğinden bahsetmiş: “Başka hiçbir canlının üretim yaptığı görülmemiştir. Ama insan, evriminin bir noktasında ilginç bir biçimde tüketicilikten üreticiliğe geçmiştir. Bu yabancılaşma insanın bütün sonraki yaşamını etkilemiştir.”

Bir tüccarın yolculuğu, hayali olarak bir Hitit şehrinde dolaşma, bir isyancının başından geçenler ile devam ediyor öyküler. Hattuşa’nın işgal edilip yıkılmasını anlatan Hattuşa’dan Kaçış adını alan öykü kitaba da adını vermiş. Asurların Babil’i nasıl yapık yıktıklarını, Babil kulesini yerle bir edişlerini anlatan bir öykü Asurlarla Moğollar arasında bir akrabalık olabileceğini düşündürttü bana.

170 sayfalık bu güzel eser Remzi Kitabevi’nden çıkmış.

Author: mehmet
Mehmet Zeki Dinçarslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.