Nalıncı Keseri

İnsan türünün en temel özelliği, her mevzuyu nalıncı keseri gibi kendine yontuyor olmasıdır. Hadiseleri tartarken menfaatinin penceresinden bakar ve başkalarının yerine kendini koymaktan mümkün mertebe uzaklaşır. Adalet mefhumunun kullanım alanına ve kullananına baktığımız zaman üç farklı görüntü çarpar gözümüze. Birincisi kişinin kendisine karşı uyguladığı adalettir. İkincisi yakın çevresine karşı uyguladığı adalet ve üçüncüsü de başkalarına karşı uygulanan adalettir. 

Adalet kavramının eğilip bükülmeye gelmediğini, çıplak gözlerle bile çoğu yerde kendisini belli edeceğini hepimiz biliyoruz. Fakat konu kişinin kendisiyse körleşme hemen ortaya çıkar. Kişi, kendisinin içinde olduğu bir konuyla ilgili adalet duygusunu çalıştırdığı zaman önceleyeceği şey tamamen kendi menfaatleridir. Kişiden kastım hem kendim, hem bu yazıyı okuyan herkes hem de dünyada yaşayan herkestir. İnsanoğlu, kendi kendisini muhakeme ederken objektif olamamak gibi bir hastalıkla dünyaya gelir ve bundan kurtulamadan ölür. Dolayısı ile kastettiğim bir “onlar” yok. Tüm sorumluluk “biz”e ait. 

Mevlana, Fîhi Mâfih’inde insanın kendisinde olan bir yaradan tiksinmezken başkasındaki yaradan tiksindiğini anlatır. Aynı şey kusurlar için olduğu kadar iyilikler için de geçerlidir. Başkasını muhakeme ederken ve bilhassa kendimizle karşılaştırırken iyiliklerini küçültür, kötü yönlerini öne çıkarırız. Bize yapılan bir iyiliği unutmaya yönelik eğilimimiz çok yüksekken kötülükleri asla unutmaz, her zaman canlı tutarız. Bu türlü yaklaştığımız için adalet hiç bir zaman tecelli etmez, yeryüzünde huzur hiç bir zaman soluklanmaz. 

Adaletle ilgili davranışlarımızın, içinde olmadığımız yani bizzat tarafı olmadığımız meselelerdeki yansıması doğrusunu araştırmadan taraf tutma şeklinde gerçekleşir. Çocuğumuzun okulda yaptığı bir kavganın tarafı değilizdir fakat hadisenin aslını anlamaya gerek duymadan tuttuğumuz taraf bellidir. Medyada bize servis edilen haberlerin hemen hiçbirinin aslına vakıf değilizdir fakat tarafımızı belirlerkenki eğilimimizin adalet olmadığı kesindir. Adalet, her zaman kendinden bahsedilen ve fakat hiçbir zaman ortaya çıkmayan bir masal kuşuna benzer. 

Nasılsanız öyle idare edilirsiniz sırrınca, bizi idare edenler de çoğunlukla adalet duygusundan uzaktır. Konuyla ilgili yüzlerce örnek verilebilecekken benim aklıma Kyoto Protokolü geldi. Dünyanın en güçlü, en fazla karbon salınımı yapan ülkeleri sera gazı salınımını asgari seviyeye çekmeyi öngören bu anlaşmayı imzalamakta o kadar fazla ayak dirediler ki… Bugün en fazla karbon salınımını yine Çin ve ABD yapıyor fakat ilerleyen yıllarda dünyanın karbon polisliğine soyunacaklarını şimdiden söylemek kehanet sayılmaz. Kendileri karbon verirken oh ne ala, iki tane Afrika ülkesi birer fabrika yapmaya kalksalar hemen tepesinde bitecekler.

20 Ocak 2022 Net Haber yazım.

Author: mehmet
Mehmet Zeki Dinçarslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.