Anitta’nın Laneti [Mahfi Eğilmez]

Mahfi Eğilmez’i Radikal gazetesindeki ekonomi yazılarından hatırlıyorum. İktisatçılığının yanına tarih araştırmaları da eklemiş meğer. Anadolu tarihi hakkında yaptığı araştırmalar onu Hitit tabletlerine götürmüş. İki boşluk fark etmiş. Birincisi, yaşadığımız topraklarda bizden önce yaşayanlar hakkında yeterince bilgi sahibi olmayışımız. İkinci boşluksa Hitit tabletlerindeki boşluklar. İki boşluğu da doldurmuş gücünün yettiği kadar. Hitit tabletlerinden okuduklarını birleştirerek bu kitabı ortaya çıkarmış. İyi de yapmış.

Anitta’nın Laneti, bir dizi Hitit hikâyesinden oluşuyor. Hititler, milattan bin sekiz yüz yıl kadar önce bilinmeyen bir yerden ya da Hurri ülkesinden Anadolu’ya geliyorlar. Kuşşara şehir devletini kuruyorlar öncelikle ki burası henüz bulunabilmiş değil. Anadolu’da yerleşik bulunan Hattiler ile zamanla kaynaşan Hititler savaş arabaları sayesinde kendilerine bağlı olan şehir devletlerinin sayılarını artırıyorlar.

Labarna adlı kralları (M.Ö. 1680-1650) Hitit devletinin gerçek kurucusu kabul ediliyor. Bundan sonra gelen krallar zamanında olan taht kavgaları yüzünden imparatorluk duraklama dönemleri yaşıyor. Telipinu adlı kral zamanında verasetle ilgili kanunlarla birlikte sosyal hayatla ilgili de birçok kanun yapılıyor.

Firavun Tutankamon’un ölümünden sonra karısı Ankhesenamen Hitit kralı I. Şuppiluliuma’ya bir mektup yazar. Bu mektupta korktuğunu yazan kraliçe, Hitit kralından kendisine bir prens yollamasını ister. Bu prensle evlenecek ve onu firavun yapacaktır. Hitit prensi yola çıkar, Mısır toprağına girer girmez de kurulan tuzakla katledilir. Sonrasında kraliçe de ölecektir.

Bu olayın arkasından gerilen Mısır-Hitit ilişkileri iki ülkeyi savaşa sürükler. Mısır ordusunun başında firavun Ramses, Hititlerin başında kral Muvatalli vardır. Başta Hititler savaşı kazanmak üzereyken Ramses’in cesurca hareket etmesi neticesi tam bir kazanan olmadan savaş sonuçlanır. Gerilimle geçen yıllardan sonra iki ülkeyi de tehdit etmekte olan Asur devleti tehlikesine karşın barış anlaşması imzalarlar. Meşhur Kadeş Antlaşması.

Kadeş Antlaşmasından sonra Asurlar değil de deniz kavimlerinin akınları başlar. Yazar bunların kim oldukları hususunda bilgi vermemiş, muhtemeldir ki kim oldukları bilinmiyor. Frigler değil ama. Bu akınlara dayanamayan Hititler yazarın hayal gücüne göre o zamanları otuz bin nüfuslu koca bir şehir olan Hattuşaş önce kıtlıklar sonra da bu deniz kavimlerinin akınları sonucunda zayıflar ve bir gün şehri yakıp orayı terk etmeye karar verirler. Başka teoriler savaşlar neticesi Hattuşaş’ın yıkıldığını da söylüyor. Bugünkü Malatya dolaylarına kadar göçer, kalan birkaç şehir devletinde beş yüz sene kadar daha varlıklarını sürdürürler. Eski parlak dönemlerinden eser kalmamıştır ama. Nihayetinde Asurlar büyük bir katliam yaparak tüm Hititleri siler tarih sahnesinden.

Bu harika kitap Hititlerle ilgili ne kadar az şey biliyor olduğumu gösterdi bana. Bir fırsatını bulup Hattuşaş’a gitmeliyim ve birkaç kitap daha okumalıyım bu konuda. İlk baskısı 2001 yılında yapılan bu kitabın elimdeki baskısını Remzi Kitabevi yapmış. Mahfi Eğilmez‘in eseri 200 sayfaya yaklaşıyor.

Author: mehmet
Mehmet Zeki Dinçarslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir