Türklerde 5 Element [Nuray Bilgili]

Türklerde 5 Element, eski zamanlardan beri Türkler tarafından kutsal kabul edilen bazı kavramlarla kutsal bunların günümüze kadar kalabilmiş yansımalarını da inceleyen bir eser. Öncelikle kutsal sayılan beş element ile başlamış kitap. Bunlar Ateş, Metal, Su, Ağaç ve Toprak.

Ateş: Güney yönü, yaz mevsimi, Mars ve Güneş.

“Günümüzde “üç cemre” adı verilen ve bahar döneminde, gökyüzüne, toprağa ve suya düştüğü varsayılan kor ya da ateş ve ışık topları… Cemreler ateş unsurunu sembolize eder ve havaya toprağa ve suya düşerek yaratılışı yeniden başlatır.”

Altay Türklerinde yeni evlenen çiftler ilk defa ocaklarını çakmak taşı ile yakarak ateşe selam veriyorlarmış. Şaman ayinlerinde yakılan ateş de çakmak taşı ile yakılırmış. Ateşin bir özelliği de cesedi ruha dönüştürmesi olarak kabul edilirmiş. Ceset yakılınca çıkan dumanla birlikte ruh göğe doğru uçuyor inanca göre.

Ateşe saygı günümüzde de devam ediyor. Şifacılık yapan bazı kimselere ocak, ocaklı deniliyor. Ateşe karşı konuşmak, kötü söz söylemek, ateşle oynamak ya da suyla söndürmek iyi karşılanmıyor. Ateşi toprakla söndürmek gerekiyor.

Bizanslı kaynaklara göre Göktürk kağanına gönderilen elçiler iki büyük ateşin arasından geçirilerek kağanın huzuruna kabul edilmiş. Buradaki amaç, eğer elçilerin içinde kötü ruh-enerji varsa gitmesi.

Maden-Metal: Batı Yönü, Sonbahar mevsimi, Ay ve Venüs.

Madenlerden en önemlileri yeşim taşı ve tabi ki demir. Yeşim taşının tılsımlı olduğuna inanılıyor. Şamanlar, yağmur yağdırmak için yeşim taşını kullanıyorlar bu yüzden bu taşa yağmur taşı adı da veriliyor. Bu taşın diğer adları da jada, cada, yada olarak geçiyor. Cadı kelimesi de bu taştan türemiş.

Demir tabi ki Türk tarihinin en önemli metali. Demirciler kutsal kabul edilmiş Türk mitolojisinde. Demir bıçak da kutsal kabul edilmiş. Halen demir bıçağı elden ele geçirmemeye çalışır, illa geçireceksek tükürürüz. Demir bıçak aynı zamanda kötü ruhları da uzak tutar, ölünün üzerine demir bıçak koyulur.

Su: Kuzey yönü, kış mevsimi, merkür.

Su, kutsal ruhun evi olarak görülüyor.

Ağaç: Doğu yönü, ilkbahar mevsimi, Jüpiter.

“Hayat ağacı, dünya ağacı, evren ağacı ve göğün direği düşüncesi Orta Asya’dan Anadolu’ya kadar uzanan mitsel motiflerdir. Anadolu’da her köyde kovuklu, yaşlı, kutlu bir ağaç vardır ve bu ağaçlar asla kesilmez. Mezar başlarındaki, dağların ve tepelerin üzerindeki ‘tek ağaçlar’ o yöredeki halk tarafından kutlu olarak kabul edilir. Mezarlara yaz-kış, daima yeşil kalan ağaçlar dikilir. Türkler hâlâ geleneksel olarak ölen kişiyi bir ağacın altına gömer.”

Toprak: Merkez, Satürn.

Toprak, kadın ile özdeşleştirilmiştir. Gök ile yer karşılaştırmasında gök ak, yer karadır. Gök eril, yer dişil kabul edilmiştir. Karı kelimesi de karadan gelmektedir.

Orhun yazıtlarının bir kaplumbağa figürünün üzerine oturtulduğunu biliyoruz. Kaplumbağa toprağı ve dünyayı temsil ediyormuş. Dağlar, mağaralar, dikili taşlar toprak unsuru ile bağlantılı olarak kutsal kabul edilmişler.

Kitapta, günümüzdeki Altay Türklerinden çokça örnek verilmiş. İlk çağlardan itibaren yapılagelen uygulamaları aslına en yakın halde sürdürenler bunlar olsa gerek. Anadolu dahil, Türklerin yaşadıkları coğrafyalarda geçmiş zamanlardan kalan birçok uygulama-ibadet-ritüel değişime uğramış olma ihtimali ile birlikte sürdürülüyor.

25 Aralık ile 6 Ocak arasında kötücül ruhların dolaştığına inanılırmış. Şimdi var mı bu inanç bilmiyorum ben rastlamadım. Çarşamba günü de uğursuz olarak kabul ediliyormuş. Bunu da bilmiyordum fakat “Salı sallanır, perşembenin gelişi…” gibi bazı sözler bu günün uğursuz kabul edildiği zamanlardan kalmış. Çarşamba hiçbir iş yapmamaya çalışırlarmış eskiden.

200 sayfalık bu eseri Nuray Bilgili kaleme almış. Kripto yayınları tarafından basılmış eser.

Author: mehmet
Mehmet Zeki Dinçarslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir