Hayrullah Efendi Tarihi IV

Hayrullah Efendi Tarihi’nin dördüncü cildi 2. Murad’ın tahtı oğluna verip çekilmesi hadisesi ile başlıyor. Bilindiği gibi 2. Murad, Balkanlardaki birkaç muvaffakiyetsizlik üzerine tahtı oğlu Mehmed’e devredip Manisa’da istirahate çekiliyor, sonradan düşmanların saldırılarını bertaraf etmek için tekrar tahta geçiyordu. İşte bu hadise ile başlayan kitap Fatih devrinin sonu ile sona eriyor.

Kitaptan ilgimi çeken hususlar şunlar oldu kısaca:

Düzmece Mustafa olayında ibre uzunca bir süre Mustafa’nın tarafını göstermiş, öyle ki tüm Rumeli Mustafa Çelebi’nin eline geçmiş. Belki Anadolu’ya geçmek istemeseymiş Osmanlı o tarihten itibaren ikiye ayrılacakmış. Kader.

“Avusturyalı Baron Hammer ile Osmanlı devleti tarihçilerinden İdris ve Lütfi’nin birleşik rivayetlerine göre Sultan Mustafa o kadar tesirli konuşmağa malik imiş ki, işitenleri istediği gibi kendine bağlamağa muktedir olur imiş. Hatta Bayezid paşanın maiyetinde bulunan askerler ile karşılaştığı vakit yalnız sözlerinin tesiri ile kendi tarafına askerleri takımı ile çekmişti. Aynı zamanda askerlikte büyük bir bilgisi mülki işlerin idaresinde de daha geniş malumatı olduğundan derhal Venediklilere karşı donanma tedarik ederek Rumeli sahilini gözetleyip iç kısımları muhafaza eyledi.”

Bayezid Paşa’nın ordusunu dağıttı mı yoksa kendi tarafına tatlı dili ile mi çekti bilemiyoruz. Hayrullah Efendi’ye kalırsa savaş olmamış. Bayezid Paşa, Cüneyd’in gazabı ile idam ediliyor. Sonrasında Mustafa Anadolu tarafına geçince iki ordu karşı karşuya geliyor.  2. Murad Tokat’ta hapiste tuttuğu ihtiyar Mihaloğlu’nu getirip Ulubad kıyısında karşı tarafa seslenmesini sağlıyor ve akıncı beyleri taraf değiştiriyor. Cüneyd bey hemen yetmiş kişilik maiyeti ile kaçınca, sonrası malum. Bu kitaptaki ekstra bilgi, Mustafa Çelebi’nin iki ordu karşı karşıyayken üç gün saldırmamış olması, burnundan kan gelmiş üç gün boyunca. Belki saldırsaymış, kim bilir?

Bayezid Paşa’yı ölüme gönderen rakiplerinden İvaz Paşa hakkında dedikodular çıkıyor. Padişah’a, paşanın zırhla dolaştığını, kendisine saldırmayı planladığını filan anlatıyorlar. Padişah, İvaz’ın göğsüne dokunup zırhı fark edince gözlerine mil çektirip bürokrasiden uzaklaştırıyor.

Buradaki bir bilgi de 2. Murad’ın büyük oğlu Alaüddin hakkında. Şehzadenin hareketlerinden şüphelenen padişah bunu idam ettirmiş yazıyor Hayrullah Efendi. Bu bilgiye sadece bu kitapta rastladım.

Varna savaşı devam ederken durum kötüye gitmiş ve padişah kaçmaya niyet etmiş. Karacabey derler bir bey engel olmuş ve savaş kazanılmış. Bu da sadece burada olan bir bilgi.

Varna savaşından sonra güya Halil Paşa Fatih’e demiş ki, “Usulen saltanatı babanıza teklif edin, kabul etmez ama siz yine de etmelisiniz.” Fatih de tamam demiş, 2. Murad teklifi kabul edince Fatih çok bozulmuş. Hayrullah Efendi tarihinden bir ilginç iddia daha.

Hayrullah Efendi yine diğer ciltlerdeki gibi dünya ahvalinden de bahsetmiş. Amerika’nın keşfinden dünyanın tüm ülkelerinin durumuna kadar anlattıklarını takdirle okudum.

Fatih tahta geçince ilk iş Karamanoğluna sefer düzenliyor. Dönüşte “padişahın ilk seferidir, zaferle neticelendi, bahşiş isteriz” diyen yeniçeriler padişahın önünü kesiyorlar. Askerde bir başıbozukluk var zaten 2. Murad devrinden itibaren. Yeniçeriler çoğu savaşta faydalı olsalar da yavaş yavaş ordunun ve toplumun düzenini bozmuşlar anladığım kadarıyla. Fatih hemen yeniçeri ağasını değiştirip bunu yapanlara sopa çektiriyor ki kimin güçlü olduğunu herkes anlasın.

Fatih’in Belgrad kuşatması hakkında ne söylemiş Hayrullah Efendi diye merak ediyordum. Belgrad kuşatmasında Fatih’in kalçasından aldığı yaranın kurşun yarası olduğunu yazmış. Seferden dönüşte Sofya civarında bir derviş gören padişah, “Dua et de Belgrad’ı alalım” deyince derviş padişaha büyük bir sözünü hatırlatıyor, “Sen İstanbul’u alınca duaya ihtiyacım yok, asker yanımda demiştin” diyor. Bunun üzerine Fafih o büyük sözünü hatırlayıp nedamet getiriyor. Tarihin mübalağalarından birisi olabilir bu olay. Kuşatma hakkında tafsilat vermemiş, mağlubiyet olduğu için olsa gerek.

Diğer konulara girmiyorum, bilinen şeyler zira. Hayrullah Efendi’nin savaşlardaki kayıplara ilişkin verdiği sayılar biraz fazla geldi bana. Belgrad’da olsun Arnavutluk’ta olsun otuzar bin kişilik ordu kaybından bahsediyor. Sayılarla ilgili kim ne diyebilir ki bu kadar sene farktan sonra.

Hayrullah Efendi Tarihi’nin 4. cildi, 236 sayfa. Son Havadis gazetesinin yayınları tarafından 1971 senesinden basılmış. Yayına hazırlayan Zuhuri Danışman.

Author: mehmet
Mehmet Zeki Dinçarslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir