Hak Yerini Buldu mu?

Özgecan cinayeti katilini hapishanede katletmişler. İyi haber: Bu canavar elini kolunu sallaya sallaya aramızda dolaşamayacak. Kötü haber: Aramızda elini kolunu sallaya sallaya dolaşan katiller var. Adalet sistemimizdeki çürümenin yansımalarından birisidir bu. Boşuna içinizi ferahlatmayın, adalet yerini buldu diye sevinmeyin. Yerini bulmayan bir nice adalet var ve bunları yerine getirmek için hapishanede çile dolduran mahkûmlara bel bağlamak zorunda olmamalıyız.


Ara sıra, medyada kendine yer bulan cinayet, tecavüz, işkence haberleriyle sarsılıyoruz. Gündemimizi birkaç gün meşgul eden bu hadiseler daha sonra unutulup gidiyor. İşin acı kısımlarından birisi bunların unutulup gitmesi. Unutkan bir millet olduğumuz için aradan bir ay geçtikten sonra hiçbir şeyi hatırlamıyoruz. İşin daha acı ikinci kısmı da adalet sistemimizin suça verdiği cezanın suçla uyuşacak bir ağırlıkta olmayışı. Tecavüz, çocuk istismarı gibi suçlarla hâkim karşısında çıkanların iyi halinden bahsedebilen bir adalet sistemimiz var ve ceza indirimleri, ceza afları ile bu caniler aramıza geri dönebiliyorlar. İşin en acı kısmı ise varlığından bile haberimiz olmayan suçlar. Su yüzüne çıkmayan tecavüzler, ifşa edilmemiş istismarlar. Tüm bunlar bir arada düşünüldüğü zaman adalet sistemimizin içerisinde bulunduğu hali daha iyi anlayabiliyoruz.


Devleti kutsal gören bir toplumuz. Devlet müessesesi bizim için her şeyden önemli. Yeri gelince devletin bekası için canımızdan bile vazgeçebiliyoruz. Bir benzetmeyle devleti de insan yerine koyarsak onun bize bakışının aynı derecede sevgi, özveri, şefkat hasletlerini içermediğini görüyoruz. İnsanların içinde yara olmuş, kanayan hadiselerin pansumanını vatandaşlar kendi elleriyle yapıyorsa bu düşüncemiz doğru demektir. Bir genç kıza cinsel saldırıda bulunup ardından da öldüren birisinin cezası idam olmalıdır. Hem mağdur olan ailenin kalbinin sükûnet bulması, tatmin olması için gereklidir bu hem de bir genç kızın ırzına, canına kastetmek isteyebilecek benzeri canavarların alabilecekleri cezayı düşünerek bu eylemlere girişmekten vazgeçmeleri için. Özgecan cinayeti zanlısı, adaleti geciktirmeden hızlıca idam edilmiş olsaydı arkasında işlenmiş olan bir nice cinayetin önüne geçilebilirdi. Çocuk istismarcıları, katiller, ırz düşmanları bu adalet sisteminin içerisinde kendilerine yaşama hakkı bulabildikleri için bu tür suçlar sürekli artıyor. Bazısının cezası “çevresinden sorumlu” vatandaşların eliyle verilirken bazısının yaptıkları yanlarına kar kalıyor. Adalet bu değil. Adalet bu olmamalı.


İdam cezasının kaldırılması, kaldırılmamış olsa bile uygulanmaması toplumun devlete olan bakışına açılan büyük yaralardan biridir. Her suç, ağırlığınca cezalandırılmalıdır ki adalet tecelli etsin. Bir genç kıza cinsel saldırıda bulunup sonra işkenceyle öldüren birisi devlet tarafından idam edilmelidir ki hem toplum bu hastalıklı varlıktan temizlensin, hem insanların içi rahat etsin hem de devlete olan güven artsın. Devlet, devlete karşı işlenen suçlarda gösterdiği hassasiyeti bireylerin kendi aralarında işlemiş olduğu suçlara karşı da göstermelidir. O zaman bizim Devlet Baba, Devlet Ana tabirlerimiz gerçek manasını bulmuş olacaktır.

Author: mehmet
Mehmet Zeki Dinçarslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir