Gömülü Şamdan [Stefan Zweig]

Gömülü Şamdan, çok eski olmasına rağmen Yahudilerin (bir zamanlar seçilmiş olan bu insanların) yine hor görülüp aşağılandığı tarihlerde, 5. yüzyılda, Roma-İstanbul-Kudüs ekseninde geçen bir hikaye.

Stefan Zweig, biliyorsunuz Yahudi kendisi. Yahudiler de biliyorsunuz çok zulüm görmüş bir topluluk. Ben bu Yahudiler şöyle ezildi böyle katledildi kitaplarını okurken eskiden, kızardım. “Sanki tarihte bir tek Yahudiler ezilmiş, katledilmiş” der, Türk tarihinde yaşanmış daha elim hadiselerden örnekler verirdim. Şimdi kızmıyorum. Türk milleti de Yahudiler kadar birbirlerine bağlı, sanata ve bilime önem veren bir millet olsaydı elbet biz de bunun gibi ve hatta bundan daha iyi örnekler verirdik. 1800’ler, insanlık tarihinin kırılma noktası olarak sayılabilecek tarihler. Bu tarihlerde yetişen sanat ve fikir adamlarına bakın. Nüfus olarak bu kadar küçük olan bu topluluğun yetiştirdiği adamlar şaşılacak derecede fazladır. 200’e yakın Yahudi bilim adamının Nobel ödülü aldığı bir dünyada kaç tane Türk bilim adamı bu ödülü almıştır? Bir mi? O zaman Yahudileri eleştirmeyi bırakmak lazımmış. Adamlar her alanda çalışmış, her alanda deli gibi üretmiş, bilime ve sanata muazzam katkılarda bulunmuşlar. Hitler’in zulmü de az bir zulüm değildi, dünya tarihi boyunca Yahudilerin aşağılanmaları da az bir şey değildi. Bırakalım anlatsınlar.

Stefan Zweig de bu uzun hikaye-kısa romanda bir dönemler Yahudi halkının kutsal kabul ettikleri bir şamdanın peşinde yaşadıklarını anlatıyor. Dönemim Roma imparatorundan çalınan şamdan korsanlar tarafından bir süre muhafaza edildikten sonra İstanbul’un yolunu tutuyor. Yahudi cemaati de inançla ve umutla bu şamdanın peşinden koşturuyorlar. Bir tane de kutsal saydıkları ihtiyar amcaları var: Benjamin. Onun inancının kuvveti de önemli bir etken oluyor bu macera boyunca.

Kitapta beni düşündüren bir diğer husus da bunların yazılı olduğu zamanlarda henüz bir İsrail devletinin olmayıp, Yahudilerin dünya üzerinde dağınık bir şekilde bulunuyor olmaları. Theodor Herzl ile Zweig arasında en azından bir editör-yazar ilişkisi olduğunu biliyoruz. Belki de daha derin bir görevlendirme ilişkisi de vardı. İleride kurulacak olan İsrail devleti için edebiyatı kullanarak yol açacaklar arasında Zweig önemli bir yer tutuyordu. Bugünkü yerlerini sağlamlaştırmak için nasıl ki sinema yönetmenleri-yapımcıları en az para kaynakları kadar önemli yer tutuyorsa… Bu büyük organizasyonu takdirle izledik ve izlemeye devam ediyoruz. Zweig ümidini kaybedip de dünyayı terk etmeseydi daha fazlasını da üretecekti kesin.

Gömülü Şamdan, Stefan Zweig’in 110 sayfalık bu novellası Regaip Minareci tarafından dilimize kazandırılmış. İş Bankası Yayınları tarafından basılmış. Özgün adı Der Begrabene Leuchter.

Author: mehmet

Mehmet Zeki Dinçarslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir