Zen Zihni Başlangıç Zihnidir [Shunryu Suzuki]

Zen Zihni Başlangıç Zihnidir kitabı bir seferde okunup bitirilecek kitaplardan değil. Okunup, özümsenip, ara sıra okunarak tekrar tekrar tazelenecek bir kitap. Genel olarak bahsetmeye çalışacağım.

Kitap üç bölümden oluşuyor. Doğru Uygulama, Doğru Tutum ve Doğru Anlayış. Kitabın çevirisini yapan Cem Şen, 1992 yılında yazmış olduğu kısa önsözde “Sona ulaşılmadan başa ulaşılamaz” demiş. Şöyle bir şey. Başlangıç zihni aslında sona ulaşıldıktan sonra ulaşılan bir zihin durumudur. Yani bir şeyi yaparken, onu onlarca defa yapmış da olsanız, taptaze bir zihinle yaklaşmanız gerekiyor. Bilhassa zen çalışırken.

“Başlangıç zihninde ‘ben bir şey başardım’ gibi bir düşünce yoktur. Benmerkezci düşüncelerin tümü, engin zihninizi kısıtlar.”

“Daima, yeni başlayan birisi olun.”

Kitabın ilk bölümü, yukarıda yazdığım gibi, Doğru Uygulama başlığını taşıyor. Doğru uygulama öncelikle ‘Oturuş’ ile başlıyor. Burada doğru ‘Zazen’ oturuşu anlatılmış. Hemen ardından ‘Solunum’ geliyor. Sonrasında ‘Denetim’. Burada Zen’in gerçek amacını anlamak gerekiyor. Zen’in gerçek amacı bir şeyin üzerine yoğunlaşmak değil, nesneleri ve olayları oldukları gibi görmektir. Zazen uygularken zihnin dalgalanmalarını kontrol etmek gereksiz diyor yazar. Kendi haline bırakın zihninizi. Zihin, hiçbir şey düşünmeden duramaz, illa ki bir şeyler gelir aklınıza. Bunlar zihnin arsız otlarıdır. Bundan dolayı üzülmeyin zira bunlar Zen deneyiminizi zenginleştirecektir. Zararlı otlar nasıl ki sökülüp bitkilerin yanında yakılarak onlara besin olursa bizim aklımızdan sürekli geçen düşünceler de Zen çalışmamızı zenginleştirir.

“Soluğunuzun bilincinde olmayıncaya dek, zihninizi soluğunuzun üzerinde yoğunlaştırmalısınız.”

Zazen oturuşunda, zihin ve beden, her şeyi olduğu gibi kabul edebilecek bir güce sahip olur.

İyi bir baba, iyi bir baba değildir demiş Suzuki. İyi olduğunu düşünüyorsan iyi değilsindir demek istiyor. Asıl iyi olan, kötü olduğunu düşünüp iyi olmak için çaba gösterendir.

Çalışmanın dışında bir nirvana yoktur.

“Aydınlanma deneyimi olmayan insanlar için aydınlanma gizem dolu, harikulade bir şeydir. Fakat aydınlanmaya ulaştıktan sonra bu, onlar için hiçbir şeydir. “

Kitabın ikinci bölümü Doğru Tutum başlığını taşıyor. Burada çeşitli kavramlara değinilmiş. Tek zihinli yol, binlerce kilometre uzunluğundaki tek bir demiryoluna benzetilmiş. Nereye giderseniz gidin aynı imiş tek zihinli yol. Daralma, genişleme yokmuş. Tekrarlama, çoğu disiplinde olduğu gibi önemli bir kavram. Tekrarlama ruhunu yitirmemek lazım.

“Zen bir tür coşkun zevk değil, yaşamın her günkü sıradanlığı üzerinde yoğunlaşmaktır. Mümkünse daima dingin ve neşeli olmaya, kendinizi coşkunluktan uzak tutmaya çalışın.”

Çoşkunluktan vazgeçin, fazladan eklenmiş şeylerden uzak durun, iz bırakmayın.

“Fakat bizim yaklaşımımız, yalnızca basit temel uygulamanın ve basit temel yaşam anlayışının üzerinde yoğunlaşmaktır. Eylemlerimizde hiçbir iz olmamalıdır. Bazı hayali düşüncelere ya da bazı güzel nesnelere bağlanmamalıyız. Gerçek daima elinizin altında, hemen yanı başınızdadır.”

Vermek diye bir kavram var. Bunu çok iyi anladığımı zannetmiyorum. Vermek, bağlanmamaktır diyor. Hiçbir şeye bağlanmamak vermektir. Yaşamımız bir nehrin karşı kıyısına geçerken yaptığımız bir yolculuğa benziyor. Yaşamın gerçek bilgeliği, yolun her adımında karşı kıyıya varmaktır. Karşıya giden her adımda öte kıyıya ulaşmak, gerçek yaşam yoludur. Sabır, sürekli çaba, Zen uygulaması, bilgelik ve Budacı düsturlarla birlikte bu gerçek yaşamın altı yoluymuş.

“Orada olduğunuzda geriye kalan her şey de oradadır; her şey bir anda yaratılır.”

Uygulamada hatalar: “Genellikle zazen çalışırken fazla ülkücü olur ve ortaya ulaşmanız gereken bir amaç ya da ülkü koyarsınız. Fakat her zaman söylediğim gibi, bu çok saçma bir şeydir. Ülkücü olduğunuz zaman kendi içinizde edindiğiniz bazı düşünceleriniz vardır.”  

İkinci hata ise zevk için çalışmak. Eğer neşe duygusuyla karışıyorsa çalışma, yanlış giden bir şeyler var demektir.

Hiçbir amaç olmadan çalışmak gerekiyor. Bunun için eylemler sınırlandırılmalı ve yalnızca yapılan şey üzerine yoğunlaşılmalı. Oturuyorsan yalnızca oturacaksın, yemek yediğinde yalnızca yemek yiyeceksin.

Çalışırken kurbağa gibi çalışmalısın. Kurbağa kurbağa olduğunda Zen de Zen olur.

Bilinçli veya süslü bir yol kullanmadan kendinizi olduğunuz gibi ifade etmelisiniz.

“Yaşamımız ve ölümümüz aynı şeydir. Bu gerçeği fark ettiğimizde, artık ne ölüm korkusu duyar ne de yaşamda gerçek bir zorlukla karşılaşırız.”

Kitabın üçüncü ve son bölümü Doğru anlayış başlığını taşıyor.

“Eğer aydınlanmaya ulaşmaya çalışıyorsanız, karma yaratıp onun tarafından yönetiliyor ve kara minderinizin üzerinde zamanınıza boşa harcıyorsunuz demektir.”

Zen diyor yazar, felsefi bir anlayışla ilgilenmez. Sadece çalışma ile ilgilenir. Doğru bir şekilde oturmak, doğru soluk almak önemli. Amaç aydınlanmaya ulaşmaksa, bunun gerçekte hiçbir yolu yok. Önemli olan bu andır, gelecekte olacak herhangi bir günün hiçbir önemi yoktur.

“Her şeyin değiştiği gerçeğini kabul etmeden mükemmel huzuru bulamayız.”

Geçicilik, gerçeğin tek yolu diyor. Bu gerçeği kabul edeceğini bilmeden bu dünyada yaşayamazsın.

Zazen ve günlük yaşam aynı şey diyor yazar kitabın sonuna doğru. Zazen bitti, hayata döneyim diye bir şey yok. Hayat zaten zazen ya da zazen zaten hayat.

Author: mehmet
Mehmet Zeki Dinçarslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir