Zaman Makinesi [H. G. Wells]

Zaman Makinesi romanını önsözünde, romanın, zaman yolculuğunun teorik olarak mümkün olması önermesi üzerine kurulduğunu söylüyor Patrick Parrinder. Bana daha ziyade Darwin’in teorisi üzerine kurulmuş gibi geldi. Hatta, kitabı okurken Jack London’un Adem’den Önce adlı kitabının zamanda ileri gidilen hali gibi geldi bana. Adem’nde Önce kitabında romanın kahramanı uykusunda binlerce yıl geçmişe gidip maymunsu atalarıyla vakit geçirirken bu romanda Zaman Yolcusu binlerce yıl ileriye giderek bugünün insanının farklı formlarıyla vakit geçiriyor. Aynı upuzun önsözde, Parrinder de sık sık Türlerin Kökeni’nden bahsediyor. Wells, bayağı bir etkilenmiş Darwin’den.

Kitap, oldukça kısa fakat etkileyici. Yayınlandığı dönem açısından bakarsak çağının çok ötesinde diye niteleyebiliriz. Şu basit fikir, dördüncü boyutun zaman oluşu fikri üzerine kurulmuş her şey. Diğer boyutlarda ilerleyip gerileyebiliyorsak, ileri-geri gidip gelme; sağa-sola gidip gelme; bir alet yardımıyla da olsa yukarı-aşağı gidip gelme mümkünse zamanda da ileri-geri gidip gelme mümkündür. Zaman Yolcusu, bu fikirden mülhem bir zaman makinesi yapıyor ve seyahatine başlıyor. Seyahat İsa Aleyhisselam’ın doğumundan 802.701 yıl sonraki bir zamanda nihayet buluyor. Bu zamanda, yani günümüzden sekiz yüz küsur bin yıl sonra insan evladı değişik bir şekilde evrim geçirmiştir. Seçici ıslah ile hayvan ve bitki türleri insan ihtiyacına göre evrimleştirilmiştir. Tıp bütün hastalıkları yenmiş, insanlığın tüm ihtiyaçları giderilmiştir. Mücadeleden, ticaretten, siyasetten azade olan insanlık bir durağanlık çağına girerek gittikçe aptallaşmıştır. Hiçbir zorlukla karşılaşmadığı için evrim, insan türünü basit bir tür haline getirmiştir. Bu arada, emekçi ile sermaye sahibi arasındaki çelişki de emekçileri yerin altında yaşamaya sermaye sahiplerini de üstünde yaşamaya mahkum etmiş, zamanla bunlar iki farklı türe dönüşmüştür. Farklardan birisi de kanı emen ve emilenlerin taraf değiştirmiş olmasıdır.

140 sayfalık bu küçük eserde çok değişik bir gelecek tasavvuru sunuyor H. G. Wells (Herbert George Wells) bize. Hızını alamayıp otuz milyon yıl kadar ileriye gidip dünyanın yok oluşuna da şahitlik ettiriyor kahramanına. İnsanlığın yok oluşu, dünyanın farklı türlere teslim oluşunu da bu sayfalara sığdırabilmiş. 1895 yılında (henüz 29 yaşındayken) yayınlamış olduğu bu eseri bir kere daha takdir etmek lazım. Kitap, İthaki Yayınları tarafından basılmış. Çevirisi Volkan Gürses tarafından; Patrick Parrinder’in upuzun önsözü de Elif Ersavcı tarafından çevirilmiş.

Author: mehmet
Mehmet Zeki Dinçarslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir