Virüsten çok virüsçü olmayın

Bir anne kız markette sohbet ederek dolaşıyorlar. İkisi de maskelerini takmış. İnsanların bilinçsizliğinden şikâyet ediyorlar yüksek sesle. İşin içinde bir bit yeniği var ama ne? İşin içinde bir bit yeniği var ama şu: Marketin içinde yüksek sesle konuşmak ya da kapalı bir mekânda herkesin duyabileceği sesle bir şeylerden şikâyet etmek de neyin nesi? Bilinç, bir topluluğun ortak malı ve lütfedilip halk seviyesi ile paylaşılmış da halk mı iltifat etmiyor? Sizin zihinlerinizde -olduğunu düşündüğünüz- bilinçle başkalarının zihninde olan bilinç; olması gereken bilinçle aynı mı? Birkaç bilgi kırıntısı ile neden kendinizi başkalarından üstün görmeye başladınız ki? Aslında hiçbir şey bilmiyorsunuz. 

Yolda yürüyen insanlar var. Banka önlerinde sosyal mesafe sınırlarına uyarak oluşturulmuş kuyruklar var. Herkes yüzlerini maskelerle kapatmış. Maske takmayanlar da var. Birisi başka birine laf atıyor maske takmadığı için. Karşıdaki cevap verse kavga çıkacak. Bilinç aşılamanın yolu karşıdakine laf söylemek değil ki? Hem yolda yürürken maske takma konusunda “virüs ulemasının” son kararı neydi hepimiz biliyor muyuz?

Virüs uleması, mütemadiyen ihtilafta olan bir ulema grubu. Bazısı “zinhar maskesiz çıkılmayacak” diyor bazısı “açık havada takılmayabilir” diyor. Eldiven konusunda çeşitli fikirler var. Virüsün yayılımı konusunda çeşitli fikirler var. Salgın uzarsa eğer değişik “virüs mezhepleri” ortaya çıkacak diye korkuyorum. Konuyla ilgili birçok mevzu muğlak. Kesin olan bir şey varsa o da insanların inanılmaz bir panik halinde davrandıkları ve bazı durumlarda haddi aştıkları. 

Bir kurumun önünde kuyruğa geçmiş bir topluluk. Güvenlik dışarıya çıkıp kuyrukta bekleyenlere sosyal mesafeye uymaları gerektiğini hatırlatıyor. Sıranın içinden birisi “iyi ki söyledin, biz sanki bilmiyorduk” diye tepki koyuyor. Güvenliğin cevabıyla küçük bir atışma yaşanıyor. Sosyal mesafe ve maske gündelik hayatın önemli meseleleri haline gelmiş durumda. İnsanlar bu konularda birbirlerini ikaz etmekten çekinmiyorlar. “Maske kavgası” başlıklı haberlerle sık sık karşılaşmaya başladık. İhmal edilen nokta şu: Basit saygı kurallarına bile uymayan bir toplumun iki-üç tane virüsten korunma kuralına bu kadar sıkı sıkıya sarılıyor olması abes değil mi? Oldu olacak herkesin evine kamera koyalım dışarıdan geldiği zaman ellerini yıkayıp yıkamadığını da kontrol edelim ülkecek. Nasıl fikir?

Virüs tamtamcıları, üzerlerine vazife olmayan konuları kendilerine vazife edinmiş tipler. Asıl amaçları, toplum içerisinde hiçbir değeri olmamış varlıklarına bir anlam kazandırmak. Bunun için, arkalarına daha önce alamadıkları bir gücü alarak kuvvet bulduklarını zannediyorlar. Kendilerini, kanunları uygulamak için görevli olan asayiş kuvvetleri ile özdeşleştiriyorlar. Gayet muğlak olan virüs kurallarının uygulayıcısı olarak kendilerini tatmin ediyorlar. 

Bütün bir hayatı boyunca karşılaşmış olduğu onlarca adaletsizliğe karşı hiç sesini çıkarmamış tipler bir de bakıyorsunuz ki çarşıda pazarda virüs polisliğine soyunmuş. Temel erdemlerden habersiz, asgari saygı kurallarını dahi uygulamayan insanların kendilerini sağlık havarisi addetmeleri ile girdiğimiz bu yeni dönemde Allah hepimize sabır versin. Mümkün mertebe evimizde kalalım. Toplumun içerisinde en düşük zekâ ve ahlak seviyeli insanların kendilerine uygulayıcılık payesi biçtikleri bu eksik bilince maruz kalmamak için elimizden gelen tek şey mümkün mertebe evde kalmak. Bana, “virüs mü daha tehlikeli yoksa toplumun genelinde oluşacak eksik-sakat bir bilinç mi?” diye sorsanız. Cevabımı biliyorsunuz.

23 Nisan 2020 Net Haber Yazım

Author: mehmet

Mehmet Zeki Dinçarslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir