Tamgalar [Süleyman Çobanoğlu]

Süleyman Çobanoğlu şiiri bana yürekten atılmış gülleler gibi geliyor bana. Her biri yüreğin bir surunu dövüyor. Kimisi kahramanlıkları anlatıyor kimisi acılar. Bazen Türk diliyle ilgili bir nasihatte bulunuyor bazen bir tespitte. Şiir kaynıyor ama, yerinde duramıyor. Başka şiirler gibi değil.

Çobanoğlu’nun göğsünün üzerinde bir Bozkurt uluyor, benim gibi. O yüzden bu kadar iyi geliyor bana sanırım. Beni anlattığı için, benden anlattığı için. Amasyalı uzman çavuşun otuz yıldır yazılmayan şiirini yazdığı için, Resulullah Efendimizin yanına yaklaşan yılanı öldüren kediyi anlattığı için, Müslüman Türk’ten bahsettiği için.

“ağzım dopdolu şiir yüreğimde bir yara”

Yüreğinde bir yara var şairin, şair dertli gerek. Bir derdi olmayan şiir yazabilir mi acaba? Dert döküyor şair 120 sayfa 41 şiir boyunca. Her birinde bir dert, şairin boynuna asılmış ağırlıklar, onunla birlikte okuyanın boynuna asılıyor.

 “işte gidiyorsun: korku ve ölüm

 bakmadığın leşler gibi ardında”

Bu dizeler de bozkurda ağıt gibi. Özgürlüğün, yiğitliğin, cesaretin timsali olan bozkurt kalleşlerin, namussuzların işkenceleri altında gidiyor. Ne korkuya dönüp bakıyor ne ölüme, burukluk ödleğin zaferinden.

Tamgalar, yıllardan sonra okuduğum ikinci Süleyman Çobanoğlu kitabı. İlk okuduğum Hüdayinabit idi, mısralar beni sarmış uzun yıllar zihnimde dolaşmıştı. Bu da yine uzun yıllar başucunda duracak, mısraları zihnimde dolaşacak gibi. Ötüken Yayınlarından çıkmış. Anlatabileceğimden çok fazla.

“dünya bir kalabalık ıssızlıkmış, anladık

kalp testisi sızmazsa yanarmış bütün bütün”

Author: mehmet

Mehmet Zeki Dinçarslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir