Tahıl Beyin [David Perlmutter]

Geçmiş yıllarda başımdan geçen bir hadise glutenin bana dost değil düşman olduğunu öğretti. Uzun yıllar çektiğim mide şikâyetlerim bir haftalık bir ekmeksiz yaşama denememin sonunda tamamen yok oldu. O günden beri ekmeği oldukça kısıtlı yiyorum fakat yetmiyormuş. Glutenden tamamen kurtulmam gerekiyormuş. İşte David Perlmutter’in ikna edici kitabının temel fikri bu.

Kitap, DEHB, Anksiyete ve kronik stres, depresyon, baş ağrısı ve migren, şeker hastalığı, epilepsi, odaklanma ve konsantrasyon problemleri, arterit, uykusuzluk, çölyak, irritabl bağırsak sendromu, Alzheimer başlangıcı, duygudurum bozuklukları, aşırı kilo problemi ve obezite, Tourette sendromu gibi rahatsızlıkları olan bireylerle birlikte sağlığını düşünen herkese hitap ediyor.

– Yazara göre insan vücudunun deformasyonunun temel sebebi enflamasyon, bunun da altında yatan nedenlerden birisi, belki de en önemlisi gluten.

– Gluten ile nörolojik rahatsızlıklar arasında bir bağlantı olduğuna dair çalışmalar her geçen gün artıyor.

– Yüksek kolesterolün ise beyin hastalıklarına yakalanma olasılığını azalttığı ve ömrü uzattığına yönelik araştırmalar var.

– Kalp krizlerinin en temel nedeni kolesterolden ziyade enflamasyon.

– Beyinde ağrı reseptörleri olmadığı için enflamasyonu hissedemiyor.

– Zerdeçal, enflamasyonu azaltan bir malzeme.

– Gluten, yapışkan bir protein. Gıda endüstrisi bu proteini yapışkan olarak kullanıyor.

– Gluten, vücudun doğal savunma mekanizmasını deforme ederek bağışıklık sistemini devre dışı bırakıyor.

– Modern gıdalar gluten açısından çok zengin.

– Gluten midede çözünerek kan-beyin bariyerini aşabilecek bir karışıma dönüşüyor.

– Gluten, keyif verici madde etkisi yaparak haz duygusu yaratıyor.

– Buğday, kan şekerini, sofra şekerinden daha hızlı yükseltiyor. İnsülin direnci mekanizmasının en temel tetikleyicisi buğday & gluten.

“Gluteni hayatlarından tamamen çıkaran ve karbonhidrat yerine yağ tüketmeye başlayan kişilerle yaptığım çalışmalar oldukça dikkat çekiciydi. Beslenme alışkanlıklarında yapılan bu değişimin depresyonu ortadan kaldırdığını, kronik yorgunluk şikayetlerini azalttığını, Tip-2 diyabet semptomlarını geriye çevirdiğini, obsesif kompulsif bozukluğa iyi geldiğini ve zihin bulanıklığından bipolar bozukluğa kadar pek çok nörolojik sorunu düzelttiğini gözlemledim.”

– Yağların tamamı iyi değil tabi ki. Ticari amaçla değiştirilen modifiye yağlar ve trans yağlar zehirli. En faydalı yağlar özgür hayvanların, bilhassa balıkların yağları ve zeytinyağı ile Hindistan cevizi yağı.

– Zeytin, keten tohumu ve ceviz yağları omega-3 açısından zengin.

– Omega-6 adında bir yağ var ki zararlı olduğu kanıtlanmış: Mısır özü, ayçiçeği, pamuk, yer fıstığı, aspir, susam, soya yağlarından kaçmak lazım.

– Yağ tüketimi ya da yüksek kolesterol ile kalp hastalıkları arasında bir bağlantı yoktur.

– Kolesterol düşürücü ilaçlardan kaçmak gerekir dolayısı ile.

– Doymuş yağlara ihtiyacımız var.

– Beyin, glikoz filan kullanmıyor. Şehir efsanesi. Beynin yakıtı yağdır.

– Kolesterol, karaciğer tarafından üretildiği zaman vücudu yorar. Bu yüzden dışarıdan alınması gerekmektedir.

– Fruktoz, masum olmamakla birlikte monosakarit. Tek molekül yani. Sofra şekerinden başlayarak işlenmiş şekerlerin hepsi birden fazla molekülden oluşuyor, disakkarit. Bunlar kan şekerini çok hızlı yükseltirler ve şişmanlamaya da sebep olurlar.

– Patates, havuç, pirinç, mısır, meyve suyu, meşrubatlar çok hızlı sindirilen besinler. Bunlar da vücuda zararlı. Karbonhidrattan kaçmak lazım.

– Hafıza ile göbek arasında bir ilişki var diyor yazar. Ne kadar ilginç. Göbek ne kadar büyükse sağlık o kadar küçük, beyin o kadar az çalışıyor.

– Bizler, genetik yapımıza uygun olmayan hayatlar sürdürüyoruz.

– Beyin kökenli nörotrofik faktör diye bir şey var. Beyne faydalı bu proteini üreten mekanizma: Egzersiz, kalori kısıtlaması, ketojenik diyet, zerdeçal ve omega-3 (DHA).

– Hindistan cevizi yağı çok faydalı, günde bir çay kaşığı almak gerekiyor.

– DHA’yı besinlerle almak mümkün değil, takviye gerekiyor.

– Doğal antioksidan üretimi için: Zerdeçal (kurkumin), yeşil çay ekstresi, silimarin, bacopa bitkisi ekstresi, DHA, süforfan ve Hint ginsengi kullanılabilecek materyaller.

– Antidepresanların zerre kadar faydası yok.

– Depresyon, düşük kolesteroldan kaynaklanıyor. Çinko da almak lazımmış.

– Probiyotikler aç karnına tüketilmeli.

– Tıp tarihinde, glutensiz, düşük karbonhidrat ve yüksek yağ diyetiyle şizofreniden kurtulan bir birey mevcutmuş.

– Baş ağrılarının da benzeri bir diyetle çözüldüğü vakalar mevcut.

– Resveratrol adındaki bir madde, üzümde bulunmakta ve beyne kan akışını hızlandırmaktadır. (günde 2 defa 100 miligram tüketmek lazımmış)

– Kurkumin için evde sık sık körili yemekler yapmak lazımmış. Ya da günde iki defa 350 mg.

– Probiyotikleri takviye olarak almak gerekiyor. Laktobasilus, asidofilus ve bifidobakteriler de bulunsun diyor doktor. Günde üç defa alınsın en az on milyar aktif kültür içersin.

– Hindistan cevizi yağı günde bir çay kaşığı demiş miydim.

– Alfa-lipoik asit de gıda takviyesi ile alınması gereken faydalı bir asit. (Günden 600 mg)

– DHA günde 1000 mg. EPA’yla birlikte de olurmuş.

– D-vitamini üzerinde çok durmuş doktor. Günlük olarak alınması gerekiyor. Günde 5000 IU.

– Günde 20 dakika egzersiz yapmak gerekiyor en az.

– Günde 7 saat uyku, olmazsa olmaz.

– Meditasyon da çok önemli diyor doktor. Namaz da olabilir diye düşünüyorum.

– Oruçtan da bahsetmiş yazar, az daha uzasaymış kitap hacca gitmekten de bahsedebilirmiş. Şaka bir yana, senede 3-4 defa 72 saatlik oruç tavsiye ediyor kendisi. Bol su ile geçirilmesi gereken bir oruç bu. Hiç olmadı 24 saatlik oruçlar tavsiye ediyor.

350 sayfalık bu değerli eserin yazarı David Perlmutter’in adını internetten aratırsanız web sitesi de çıkacak karşınıza. Kitabın sonunda önerdiği beslenme şekliyle ilgili diyet programı ve yemek tarifleri de koymuş. Pegasus Yayınları tarafından basılan bu değerli eserin çevirisini Hadiye Deniz Ülker yapmış.

Author: mehmet
Mehmet Zeki Dinçarslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.