Seri Üretim İçin Tek Tip Tüketici

Tek-tiplik, üreticiler açısından bulunmaz bir nimettir. İnsanların alışkanlıklarının birbirlerine benzemesi, üreticilerin de daha düşük maliyetlerle ürünlerini üretmelerini sağlar. Örnek vereyim.

Dünyada çok yaygın bir içecek markası var. Bu markada üretim yapan şirket bütün insanların bu üründen tüketmelerini ister. Farklılıkların olmasını çok da istemez. Dünyanın değişik ülkelerinde, yerel kültürlere ait envaı çeşit içecek var. Türkiye’de ayran var, değişik yörelerde değişik şerbetler var. Bunlar “seri üretim” dediğimiz üretim şekliyle üretilebilir şeyler değil. İçecek üreticisi, seri üretimle üretemeyeceği üründen yüksek kar elde edemez. Her ülkenin yerel içeceklerini ayrı ayrı belirleyip bunları üretmeye kalksa pazarda boğulur. Bu yüzden, bir ürün çeşidi çıkarır ve tüm dünyaya bu ürünü pazarlar. Tüketicilerin öncelikle düşünce dünyasını etkiler. Diğer içeceklere alternatif olan bu içeceğin rakipsiz olduğu algısını yaratır. Uzun yıllar süren reklamlarla yönetilen algılar sonunda o içeceğin mükemmelliğine ikna oldukları gibi diğer yerel içecekler hususunda da farklı düşünmeye başlarlar. Kızılcık şerbeti olmasa da olur yani nihayetinde.

Şablonu farklı bir yere oturtalım. Giyim-kuşam mesela. Bugün tüm dünya neredeyse aynı şekilde giyiniyor. Güzellik algısı bile tüm dünyada aynı. Moda diye bir tek-tipleşme aracı icat edildi ve modayı takip eden herkes kendilerini farklı zannediyor. Algı yönetiminin başarısına bakar mısınız? Herkes tek-tipleşti fakat herkes kendini farklı zannediyor. Aynı giyim kuşam ürünleri seri üretim sayesinde ucuza mal ediliyor ve bu şekilde dünyanın her tarafına belirli markalar ulaşabiliyor. Yerel giyim unsurları ortadan kalkmış vaziyette. Makyaj malzemesi satan firmalar aynı tipteki kadınların güzel olduklarını dayatmak için önce toplumdaki mahrem algısını ortadan kaldırdılar. Kadının değerleriyle o kadar çok oynadılar ki, tüketim metaı haline getirebilmek için, kadının açık-saçıklığı modernlik kabul ediliyor neredeyse. Sonra da algılarla oynadılar. Modern kadın tipini zihinlere yerleştirerek tüketim alışkanlıklarında farklı bir çığır açtılar. Tek-tip olun, biz de size çok satalım diyorlar.

Algı yönetimi reklamlarla, sosyal medyayla ve “fenomen” oldukları iddia edilen bazı tiplerin çok fazla abartılmasıyla sürdürülüyor. Bakın, bir fabrikanın tek-tip üretim yaparak karını maksimize etme çabasının insanlığı getirdiği yere bakın. Büyük fabrikalar tek-tip üretim yapmak için tek-tip insanlar istiyorlar. Bir tane bile ahlaki kaygıları yok. Medyada ve sosyal medyada örnek teşkil etmesi için çeşitli tipler sunuyorlar insanlara. Bu tipler, normalde kapınızı çalsa def edeceğiniz, sahipleri gibi ahlaki değerleri olmayan tipler. Size, eşinize, çocuğunuza örnek teşkil ediyorlar. Aynı şeyleri için, aynı şeyleri giyinin, aynı şeyleri tüketin diye kendilerini parçalıyorlar. Yerel herhangi bir öğeye tahammülleri yok. Geleneğin size vereceği hiçbir şeyi kabul etmiyorlar. Geleneksel ve kültürel değerleri kırıp atıyorlar “farklılıkmış” gibi.

Kültür ve gelenek kendisini yeniden üretemiyor. Bu bir sarmal. Kültür kendisini yeniden üretemiyor çünkü kültürü yeniden üretecek olan insanlar kitle iletişim aletlerinin tazyiki altındalar ve tek-tipleşiyorlar. Bunlar tek-tipleştiği için kültür yeninden üretilmiyor. Anne-baba tek-tipleştiği için çocuk da tek-tip oluyor. Aynı şeyleri düşünen, aynı şeyleri tüketen bir topluluğa dönüşüyoruz sonuç olarak. Geleneğimiz, kültürümüz, ahlaki değerlerimiz de böyle bir topluluğa dönüşümüzün kurbanları oluyorlar.

24 Eylül 2020 Net Haber Yazım

Author: mehmet

Mehmet Zeki Dinçarslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir