Şehit Acısı

Bu topraklarda yaşayan insanlar olarak, terör haberlerine biraz alışkın olmamız gerekiyor. Belki de bu toprakların üzerinde kadim bir lanet var, kan ve gözyaşının eksik olmaması üzerine. Belki de bu yüzden tarihin kaydettiği binlerce yıl boyunca ve belki de kaydedilmemiş dönemler boyunca kan ve gözyaşı eksik olmamış bu coğrafyadan. Olmaya da devam ediyor. Fakat yine de, ne zaman bu haberleri duysak, içimize oturuyor, boğazımız düğümleniyor… Yine terör, yine kan, yine katliam, yine gözyaşı…

Kanlı terör örgütünün eli kanlı mensupları, her ne kadar bazı çevrelerce özgürlük savaşçısı, gerilla, militan ve sair evcil hayvanmış gibi şirin görünmelerini amaçlayan isimlerle adlandırılsalar da böyle olaylara gerçek yüzlerini gösteriyorlar. Demek ki neymiş, silahlanıp dağa çıkan adam, içinde bir canavar yaşatıyormuş ve her an bu canavarı dışa vurma ihtimali varmış. Katili şirin göstermeye çalışmak, katile methiye düzmek, katile şiirler şarkılar yazmak katilin günahına ortak olmaktır. Katillere sempati besleyenler, on üç kişinin katledildiği bir mağarada olup bitenleri tahayyül etmeye çalışsalar anında vazgeçerler bu iyi düşüncelerinden. 

Aynı şekilde, askere polise düşman olanların bir daha düşünmeleri gerekiyor. Askerimiz de polisimiz de bu memleketin öz evlatları. Kelleyi koltuğa almış, canını dişine takmış, gençliklerini ülkelerinde yaşayan insanların huzuru ve güvenliğine vakfetmiş kahramanlardır askerimiz ve polisimiz. Askerliği ve polisliği bir meslek olarak görmemek lazım. Hayat ortaya koyulduysa, yeri gelince candan geçmek göze alındıysa, yapılan iş meslek değil vazifedir. O vazife, herkesin iyiliği için bazıları tarafından yapılıyorsa yapanların hak ettikleri saygı çok daha fazladır. 

Malatyalı hemşerimiz, kardeşimiz, Semih Özbey, bu hain katliamın kurbanlarından sadece birisi. Uzun yıllardır medya vasıtasıyla masum yüzünü görüyor, anne ve babasının acısına kendimizi ortak hissediyorduk. 2015 yılında terör örgütü PKK tarafından kaçırılmıştı ve o tarihten beri teröristlerin elinde esaret altındaydı. Olayı bilen herkes içten içe bu çocukcağıza ve ailesine üzülüyor, Semih’i bir evlat, bir kardeş olarak görerek ailesine kavuşması için dua ediyorduk. Hakkında hayırlı olan, Peygamber ocağından, livâü’l-hamd sancağının altına terhis olmasıymış. 

Ne kadar üzülsek de ne kadar içimiz acısa da zamanı geri getirmek mümkün değil. Terör bu toprakların laneti, yine devam edecek, yine masumlar can verecekler, elden bir şey gelmiyor. Bu kanlı terör örgütünün tarihine bakarsak bunun gibi daha bir sürü katliam hatıra gelir. Allah tüm mazlumlara rahmet eylesin; teröristleri sevip, onlara sempati duyanlara feraset, vatanı için canını ortaya koyan asker ve polisimize de güç kuvvet versin. 

15 Şubat 2021 Net Haber yazım

Author: mehmet
Mehmet Zeki Dinçarslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir