Ne Tüketiyorsan O’sun

Hayatınızı nasıl yaşayacağınız, “Üretici mi yoksa tüketici mi olacağım?” sorusuna vereceğiniz cevaba göre şekillenir. Üretici olmazsanız eğer, başkalarının ürettikleri şeyi tüketmeye mahkûm olursunuz. Tükettiğiniz şey neyse sonunda ona dönüşürsünüz. Çünkü hayatın kanunu budur.

İnsan, tabiatı itibariyle hem tüketici hem de üreticidir. Bir yönüyle üretir, başkalarının tüketimine sunar bir yönüyle de başkalarının ürettiklerini tüketir. Üretim-tüketim yelpazesi oldukça geniştir. Çiftçi, ürettiği buğdayı, eti, sebzeyi insanların tüketimine sunarken sanayici teknolojik aletlerden giyim kuşama kadar birçok ürünü üreterek insanların tüketimine sunar. Basit bir hanede bile üretim tüketim ilişkisi vardır. Anne yemek üreterek ailenin tüketimine sunarken baba eve getirdiği ekmeği verir ailesine. Hepsinden değerlisi anne-baba birlikte geçmişlerinden aldıkları kültürü yeniden üreterek gelecek nesillere aktararak farklı bir üretim-tüketim döngüsü yaratırlar.

Son birkaç yüzyılda üretim-tüketim ilişkisi geleneksel mecrasından çıkarak farklı bir yöne doğru evrildi. Birkaç on yıldır da işin rengi iyiden iyiye değişti. Birileri düşünce üretirken birileri de onların tüketimine maruz bırakılıyorlar. İnsanların düşünme şekilleri geleneksel olandan modern olana doğru bir değişim yaşadı. Bugün, fikirlerin üretilmesi ve yaygınlaştırılması bazı odaklar için çok kolay. Bazılarıysa seslerini en yakınlarına bile duyuramaz haldeler. Örneğin anne-babalar artık çocuklarına kendi kültür ve geleneklerini aktaramıyorlar. Çünkü çocukların maruz kaldıkları bilgi kaynakları daha kuvvetli ve daha etkileyici. Madalyonun diğer yüzünde, anne-babaların maruz kaldıkları bilgi kaynakları var. Bu maruziyet seslerinin çıkmasına engel olmakla birlikte fikirlerini de geleneksel olandan uzaklaştırıyor. Dolayısıyla dünya, kuvvetli fikir üreticilerinin istediği gibi tek tip bir yere doğru ilerliyor.

Sosyal medyada vakit geçiriyoruz. Üretici değiliz, doğrudan tüketiciyiz. Neyi tüketirsek ona dönüşüyoruz. Sosyal medya bize farklı bir insan tipi dayatıyor. Bunu her gün yapıyor. Bunu her saniye yapıyor. Etrafımızdaki herkes medya-sosyal medya tüketicisi. Tükettikçe değişiyor, dönüşüyoruz. Yirmi yıl önceki fikirlerimizden çok uzaklaştık. Dünya insanı olduk. Geleneğimiz, kültürümüz, temel erdemlerimiz bize oyun gibi geliyor. Sürekli maruz kaldığımız şeyler bizi değiştirdiği gibi yirmi yıl önce doğmamış olan çocukları temelden yetiştiriyor. Tükettiğimiz şeye dönüşüyoruz sonuç olarak.

Bu yozlaşmanın orta yerinde bir karar vermemiz gerekiyor. Üretici mi olacağız tüketici mi? Çok şey tüketiyoruz, çok şeyin tüketicisiyiz fakat ya düşünceler? Üretmeye çalıştığımız ve kimseye ulaşmayan o fikir parçacıkları ya? Ne sosyal medya platformlarına sahibiz ne de kitle iletişim araçlarına. Radyolar, televizyonlar, internet kanalları hep kuvvetlilerin elinde. Maruz kaldığımız şey bizi ve sevdiklerimizi dönüştürüyor. Uzun yıllar alıyor dönüşüm fakat yıllar geçip de geriye bakınca aynı kalmadığımızı görüyoruz. İstedikleri insanlara dönüşüp istedikleri gibi düşünüyoruz.

Bu döngü böyle sürüp gittikçe dünya tek tip bir yere dönüşecek. Aynı şeyleri tüketen, aynı şeye dönüşen insanlar. Madde temelli paradigmaların şekillendirdiği robotsu insanlar. Doğuştan televizyonların ve internetin esiri olmuş çocuklar, buna maruz kalarak şekillenen koca bir insanlık. Farklılıklardan bahseden birkaç fikir kıvılcımıysa asla karşılık bulmadan sönüp gidecek.

21 Eylül 2020 Net Haber yazım

Author: mehmet

Mehmet Zeki Dinçarslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir