Mozaikler ve Cam Kırıkları

Dünya üzerinde irili ufaklı iki yüzün üzerinde devlet var. Bu devletlerde yaşayan milyarlarca insanı bir arada tutan çeşitli etmenler var. Dil, din, mezhep gibi çeşitli özellikler insanların bir arada olmalarına katkıda bulunduğu gibi çatışmalara da sebep olabiliyor. Aynı dili konuşan insanların bir arada olduğu bir devletin içinde din ayrılıkları, aynı dinden olan insanların arasında mezhep ayrılıkları olabiliyor. Ayrılıkların çok fazla olduğu başka bir coğrafyaya bakıyorsunuz, kurtla kuzu kol kola geziyor. Acaba kavgaların ya da dostlukların altında yatan temel sebep gerçekten bu tür ayrılıklar mı yoksa daha derinlerde yatan başka etmenler mi var?

Aslına bakarsanız, her devlet canlı bir organizmaya benzer. Temelleri sağlam olarak atılmış bir devlet organizasyonunun dış etmenlerden etkilenme ihtimali ile kuvvetli bir bünyenin mikroplardan etkilenme ihtimali aynıdır. Bir devletin adalet sistemi sağlam bir şekilde işliyorsa, hiçbir suç cezasız kalmıyor mağduriyetler gideriliyorsa, fırsat eşitliği ve adaleti varsa, eğitim eşitliği ve adaleti varsa, eğitim sistemi dinamik ve dünyadaki her gelişmeyi takip ediyor ve hatta gelişmelere öncülük ediyorsa gerçek kuvvet budur. Böylesi bir devletin içerisinde yetmiş iki buçuk millet bir arada yaşar, her türlü din ve mezhep ayrılığı hoşgörüyle karşılanır. 

Eğer bir devletin adalet sistemi bozulmuşsa, adalet bazıları için var bazıları için önemsizse, zenginin gemisi her şart altında yürüyor, fukara düz yolda şaşırıyorsa, suç işleyenler ellerini kollarını sallayarak ve utanmadan halkın arasına karışıyor ve mağdurlar boğazlarına oturmuş bir yumruyla dolaşıyorsa, fırsat eşitliği yoksa, eğitim sistemi dünyadaki gelişmelerden habersizse, zenginin çocuğu okuyor fakirin çocuğu düzgün bir eğitim alamıyorsa, o ülkedeki herkes aynı dili konuşsa herkesin mezhebi aynı da olsa orada kavga çabuk çıkar, kaos hızlı yayılır. 

Dünya ülkelerinin durumları arasındaki bu fark cam kırıkları ile mozaik arasındaki farklılığa benzer. Her farklılığı bir zenginlik olarak kabul eden ve medeniyetini bu farklılıkların üzerine bina eden, güçlü adalet sistemi, doğru eğitim sistemi olan ülkeler kuvvetli organizmaları, rengârenk mozaikleri oluştururlar. Geri kalmış ülkelerde farklılıkların her biri ayrı bir kırıktır ve kavga sebebidir. Ne kan diner buralarda ne gözyaşı. Sürekli hasta olan bir organizmaya, tuzla buz olmuş camlara benzer bu ülkeler.

Her organizasyon bir güç odağıdır. Güç odağı olan organizasyonlar karşılarındaki diğer güçleri sevmezler. Güçlü şirketler başka güçlü şirket olsun istemez, güçlü devletler başka güçlü devletleri sevmezler. Bir ülkede adalet, eşitlik ve eğitim yoksa o ülke güçlenemez. Başat güçler ellerinden geldiğince diğer güçlerin palazlanmasının önüne geçerler. Dünyadaki güçlü devletler her ne kadar kendi içlerinde adaleti sağlamış olsalar da dışarıya karşı zalimdirler. Bu yüzden bir coğrafyada zayıflık olduğu zaman hemen o coğrafyanın mikrobu-virüsü haline dönüşürler. Geri kalmış ülkelerde geri kalmışlık din çatışmasının, mezhep çatışmasının, siyaset çatışmasının gölgesinde sürer gider.

2 Haziran 2022 Net Haber yazım

Author: mehmet
Mehmet Zeki Dinçarslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.