Manşetlerle Malatya [Nezir Kızılkaya]

Manşetlerle Malatya kitabını elime alır hızlıca manşetlere bakar bitiririm zannediyordum. Ne mümkün. Bu kadar özenli bir seçkiyi hızlıca geçmeye imkan yok, hele ki doğup büyüdüğüm şehrin, Malatya’nın, son yüz yılının en önemli köşe taşlarını oluşturuyorken bu başlıklar.

Bir şehirde oturup da o şehrin tarihinden haberdar olmayan insanları Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık romanındaki Macondolulara benzetiyorum. Romanın sonuna gelindiğinde gelişmiş bir kente dönüşen Macondo’da Macondolular roman boyunca hikaye edilen birçok ayrıntıdan tamamen habersizdirler. Hatta Buendia ailesinin yani kentin kurucularının torunları dahi dedelerinden habersizdir. Biz de bu Malatya şehrinde yaşıyor, caddelerini arşınlıyor, mevsimlerini solukluyoruz fakat bu şehri bu hale getiren çoğu ayrıntıdan bihaberiz. Allahtan ki Nezir Kızılkaya gibi insanlar var. Bu türlü insanlar çok çıkmaz. Menfaatinin olmadığı bir konu üzerine saatlerini, günlerini, aylarını, yıllarını veren ve karşılığında sadece bir kuru teşekkür bekleyen, bazen buna bile gerek görmeyen tipler. Ben bu insanlara “deli” diyorum. Tarih bu türlü delilerin sahnesidir. Bu türlü insanlar bir bakarsınız bir savaş meydanında savaşın seyrini değiştirecek bir hareket yapar bir bakarsınız “çıkılmaz” denilen bir dağa tırmanmış ya da kutupları keşfe gitmiş. Bir laboratuvarda oturup onulmaz bir hastalık için çare arayanlar da bu delilerden çıkmıştır, yüzlerce defa başarısız olsa da bilimsel bir keşif için hayatı pahasına çalışma yaparak o keşfi yapanlar da aynı soydandır. Bu açıdan, böylesi bir değerin varlığı için Malatyalılar ne kadar sevinseler azdır.

Manşetlerle Malatya kitabı, yazarın daha önce yayınlamış olduğu Malatya Basın Tarihi kitabının devamı niteliğinde. Bu kitap, Malatya yerel basınında 1926 yılından günümüze kadar çıkmış gazetlerin ilk sayfalarından bir seçkiden oluşuyor. Önceki kitapta öğrendiğimiz gazetelere ve isimlere bu manşetlerde rastlayabiliyoruz. Yazar, 200 bin tane gazeteyi taradığını söylüyor arşivinden. Sırf yapılan tarama faaliyeti bile emeğin muazaamlığını ortaya koyuyor.

1926 yılındaki ilk manşet Malatya’dan geçecek olan trenden bahsediyor. Harf inkılabı yapılmadığı için Osmanlıca. Derme suyundan bahseden diğer manşetler, şehrimizin can suyu olan bu Derme suyunun ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor. 1930 senesinde kayısının öneminden bahseden bir başyazı, Malatya Gazetesi sahibi Bay Şevki tarafından yazılmış. Soygun haberleri, bir sinemada çıkan yangın gibi haberlerle birlikte mensucat fabrikasının Malatya’da açılacağına dair haberlerle şehrin imarı ile ilgili haberler de yer buluyor 30’lu yılların manşetlerinde. 14 Kasım 1937’de Atatürk şehrimize geliyor. Atatürk’ün vefatı, Hatay’ın yurda katılması da 30’lu yıllarda manşet olmuş Malatya gazetelerinde. 1946 yılında Doğanşehir ilçe olmuş. ’93 harbinden sonra muhacirlerin getirilerek yerleştirildiği ve Viranşehir adıyla anılan bu belde 1933 yılından sonra Doğanşehir olarak anılmaya başlanmış. Bu manşette benim babaannemin babası Fahri Esin‘den de bahsedilmiş.

Gelişte olduğu gibi dönüşlerinde de yine büyük bir halk kütlesi misafirleri istasyona uğurlamışlardır. İlçe halkının ve kaymakam vekili Fahri Esin‘in gösterdikleri iyi kabulden dolayı misafirler namına teşekkürü bir borç bilir ilçelilere gözleriniz aydın der başarılar dileriz.”

1947 yılında satadyumun temeli atılmış. ’49 senesinden bir manşette gazetenin adı dikkatimi çekti: Adıyaman. Tabi, o tarihte Malatya’nın ilçesi olan Adıyaman’ın basını da Malatya basınına dahil. Gazetenin ilk sayısını bulup kitaba yerleştirmiş Nezir Kızılkaya. İlk sayısı olması hasebiyle samimi bir de “Niçin Çıkıyoruz” yazısı görüyoruz gazetede. Gayemiz memlekete hizmet, diyor burada gazeteyi çıkaranlar. Kâr elde etmeyi hedeflemiyoruz hatta zararı bile göze aldık diyorlar samimi bir şekilde. ’49 yılındaki bir gazetede de kayısı hastalığından bahsedilmiş.

1950 yılının Yeni Malatya gazetesinde Hamido’nun bir köşe yazısı var. Daha sonra başkanı olacağı belediyeyi eleştiriyor. Akçadağ’a elektrik 1951 yılında geliyor. ’52 senesinde kayakçılarımız Beydağı’nda kayak yapıyorlar. Adnan Menderes de ’52 senesinin Kasımında ilimizi ziyaret ediyor. Bu ziyaret esnasında Vatan gazetesinin sahibi Ahmet Emin Yalman’ın silahla yaralanması da manşetlik olaylardan. ’50’li yıllardan itibaren işin içine siyaset girmiş. Gazetelerde siyasi taraf tutma kokusu almaya başlıyor okuyucu. Hamit Fendoğlu önemli isimlerden. İsmet İnönü ile hemşehrilikten dolayı CHP’nin kalesi olsa da Malatya, Gayret gazetesi gibi karşı cenahtan gazeteler de yok değil. Bu yıllarda gazete sayılarında da artış var, dolayısı ile yerel basının hareketli zamanları diyebiliriz. Zülfikar İnanç ismi, Nezir Kızılkaya‘nın Malatya Basın Tarihi kitabında da sıkça rastladığımız bir isim, manşetlerde yine sıkça rastlanıyor bu basın emekçisinin adına.

’53 yılında Ankara-Malatya uçağı düşmüş. Aynı yıl Malatya’dan toprak gönderilmiş Anıtkabir için. İlimizde petrol de bulunuyor, Adıyaman il olduktan sonra ilimizin olmuyor tabi ki petrol.

1954 yılında Tahir nahiyesi ilçe oluyor. İsmini de Argavan olarak değiştiriyorlar. Yılın bomba hadisesi ise Adıyaman’ın il olması. Malatya’nın Besni, Kahta gibi ilçelerini de bünyesine katan bu ilçe bu tarihte il oluyor. ’56 yılında kayısı ağaçlarını dondan koruma ile ilgili bir makale var. Demek ki zavallı kayısı üreticisinin çilesi hiç bitmeyecek. Bu yıl şeker fabrikası da hizmete giriyor. ’57 Ocak ayında Fırat nehri donmuş ve şehir son yılların en şiddetli kışını yaşamış. Bu kış Afyon Hanı da yangında kül olmuş. Manşetlerde birçok yangın haberi okudum fakat aklımda Afyon Hanı’nın birkaç defa yandığı kaldığı için bu haber dikkatimi çekti. Bu sene İsmetpaşa nahiyesi Yeşilyurt adıyla ilçe olmuş. Bugün, iki merkez ilçemizden birisi.

1959 tarihli Yeni Haber gazetesi, İspendere köyünde bulunan maden suyunun çok faydalı olduğunu bildiriyor. Aynı sene, hayırsever hemşehrimiz Hasan Varol’un da hazır bulunduğu bir törenle Hasan Varol ilkokulunun açılışı gerçekleştiriliyor. Malatya Postası’ndan Ekrem Tuncel’in İnkılap gazetesinden Şükrü Akgürbüz’e cevap vermesi de güzel bir enstantene, ’62 senesinden. Gazeteciler aralarında atışıyorlar. Yine ’62 senesinde Malatya radyosu deneme yayınına başlamış, Hasan Varol ortaokulu açılmış. ’64 senesinde Haziran ayında bir deprem oluyor ve birçok bina hasar görüyor.

5 Haziran 1965’te, Sadece Kayısı Geceleri çıkmak üzere çıkarılan Şekerpare gazetesinin 1. sayısı ne kadar güzel bir ayrıntı. İlçelerin gazeteleri de öyle. Arapgir’in, Arguvan’ın, Akçadağ’ın, Darende’nin, Hekimhan’ın kendi yerel gazetelerinden örneklere sık sık yer vermiş yazar.

Kapalıçarşı’nın açılışı, Malatyaspor’un kuruluşu, şehrimize gelen devlet büyükleri, ilçe haberleri, önemli yapıların inşaatı, kayısı şenlikleri, İnönü Üniversitesi’nin kuruluşu için yapılan çalışmalar, çevre yolu için yapılan çalışmalar, çeşitli mevkilerde bulunan petrol yatakları (sonrası ne olmuş acaba bu yatakların?) 70’lerin manşetlerinden. ’77 yılında belediye reisliğini kazanan Hamido, ’78’deki vefatıyla hemşehrilerini üzüntüye boğuyor.

1983’te 2. ordu Konya’dan Malatya’ya taşınmış. 80’li yıllarda yerel basının canlılığını yitirdiğini manşetlerden çıkarabiliyoruz. 1986’daki Sürgü depremini ben de hatırlıyorum. Bu yıllardan itibaren hemşehrimiz Turgut Özal da yer buluyor manşetlerde kendine, ta ki vefat ettiği 1993 senesine kadar.

90’lardan itibaren gazete isimleri de yavaş yavaş değişiyor. Olaylar benim açımdan daha tanıdık hale geliyor. 2002 yılında Hakkı Coşkun’un vefatı ile Sami Kasap’ın vefat haberleri var. Yine aynı yıl Baskil’den gelen fetibotun batması hadisesi yer alıyor manşetlerde. Malatya Basın Tarihi kitabının tanıtımı 2016 yılında yapılmış. Aynı yıl, menfur darbe girişiminin haberleri de yerel gazete manşetlerinde yer bulmuş kendine. 2008 yılından beri yazarı olduğum gazetem Nethaber’den de 2 manşet almış Kızılkaya eserine. Son olarak da 2019 yılından dört tane manşetle eserini bitirmiş.

Nezir Kızılkaya‘nın 234 sayfalık bu muhteşem eseri her Malatyalının kütüphanesinde bulunmalı. Malatya Büyükşehir Belediyesi tarafından basılan eseri temin için belediyeye başvurmak mümkün. Tabi ki teşekkürün en büyüğü Nezir Kızılkaya’ya. Malatya Basın Tarihi ile başladığı serüvenin devamı niteliğindeki bu eserden sonra arşivinden süzdüğü daha spesifik konularla okuyucunun karşısına çıkacak gibi duruyor yazar.

Author: mehmet

Mehmet Zeki Dinçarslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir