Korku İnsana Tasma Taktırır

Bu yazının konusuna girmeden hemen bir ikazda bulunayım: Asla tedbirsiz olun demiyorum, sadece düşünün diyorum. İkisi arasındaki farklı bilmeyenler internetten Türk Dil Kurumu’nun sitesine girip ‘tedbirsiz olmak’la ‘düşünmek’ kelimelerinin anlamlarına baksınlar lütfen.

Korku insana tasma taktırır. Bu kadar korku bir virüs için çok çok fazla. Bakar mısınız iki gün sokağa çıkamayacağı için insanların yaptıklarına. Bu korku, bu panik duygusu insanları olmayacak yerlere sürüklüyor. Bunun gideceği yer her insanın çiplerle kontrol edildiği, her davranışının kayıt altına alındığı ve bunun normal olarak algılandığı bir dünya. Bilim-kurgu film ve kitaplarındaki gibi bir dünya.

Büyük şirketlerin; dünyaya dünyaları satanların en değer verdikleri şey kullanıcı verileridir. Kim nerede nasıl davranıyor? Uyku davranışlarınız, size yatak satmak isteyenden uyku ilacı satmak isteyene kadar geniş bir şirket grubu için değerli bir veridir. Yediğiniz yiyecekler sağlık sektöründen gıda sektörüne kadar onlarca firma için değerli verilerdir. Gezdiğiniz yerlerden konuşmalarınıza kadar sizin kayıtlarınızın tutulması ve bu kayıtların şirketler tarafından elde edilmesinin neticesini düşünebiliyor musunuz? Denek hayvanları gibi sürekli kontrol altındaki yüz milyonlar. Sabah kaçta uyandığından lavaboya kaçta çıktığına kadar, tuttuğu takımdan gizlediği sırlara kadar her şeyi ortada olan milyarlarca insan. Firmalar için inanılmaz değerli bir bilgi olduğu gibi inanılmaz bir yönlendirme fırsatıdır. Yakın gelecekte “ne var ki bunda” diye karşılanabilecek bu durum bugünün dünyasında en azından benim tüylerimi diken diken ediyor. İnsanların sürekli kontrol altında olduğu bir dünyanın koca bir insanat bahçesinden ne farkı kalır ki?

Virüs süreçleri insanlığa toplu halde korku ve paniği aşılıyor. Tedbirli olmanın, virüsten korunmanın çok ötesinde bir panikle karşı karşıyayız. Korku, otoriter bir kral gibi bize emirler yağdırıyor ve üzerinde düşünmeden her dediğini uyguluyoruz. Kaç diyor kaçıyoruz, saklan diyor saklanıyoruz, sokağa çıkılmama haberi duyunca caddeye fırla diyor pasta-kurabiye deposu yapmaya uğraşıyoruz. Burada bilincin iptal edilip ilkel içgüdülerin takipçisi olunması durumu var. Oluşan bilinç sakat öğeler içeriyor.

Virüse karşı koyacağız diye kendimizi kaybetmiş durumdayız. Herkes bir diğerine virüslü gözüyle bakmaya başladı. Yakında, yolda maske takmamış birisinin linç edilme haberiyle karşılaşacağız diye korkar oldum. Her sokakta küçük küçük nazicikler oluşmuş virüsle ilgili ahkâm kesiyor. Yakında bu nazicikler yolda insanları durdurup maske takma takmama, eldiven kullanma kullanmama gibi mevzularla ya müdahale edecekler ya da gereksiz yere kolluk kuvvetlerini göreve çağıracaklar. Şimdiden, mağazalarda, kapalı alanlarda insanlar birbirlerine müdahale etmeye başladılar bile. Herkes birbirine hastalık-mikrop-virüsmüş gibi davranır oldu. İnsanlar birbirlerine nefretle bakıyorlar. Bu korkunun bizi götürdüğü yerden korkuyorum.

Bu virüs geçince seneye başka bir virüs çıkacak. Standart grip virüsleri bile aynı panikle karşılanmaya başlayacak. Bu durumda insanlara çip takılması, bu çiplerle sağlıklarının kontrol edilmesi fikri ortaya atılacak. Yavaş yavaş başladılar bile. İlerleyen yıllarda herkese çip takılması, herkesin her hareketinin kontrol altında olmasının gerekliliği anlatılacak ve bu korkunun nihayetinde bebeklere doğar doğmaz çip takacaklar ve insan tasmayla doğan bir canlı olacak.

Jean-Jacques Rousseau’nun “İnsan özgür doğar; oysa her yerde zincire vurulmuştur” demiş. Onun yaşadığı dünyada kölelik vardı. Düşük ücretler, sağlıksız çalışma koşulları vardı. Toprağa bağlı olup alınıp satılabilen insanlar vardı. Bugünün köleliği ise o günlerinkine oranla çok daha korkutucu. İnsanlık toplu bir halde korku ve paniğe sevk edilip kendi elleriyle kendilerine tasma takacaklar. Bu uyku halinin uzun sürmemesi için, bu paniğin bizi köleleştirmemesi için bir an önce uyanmamız ve virüs dahil her şeye hak ettiği kadar önem vermemiz gerekiyor.

16 Nisan 2020 Net Haber Yazım

Author: mehmet

Mehmet Zeki Dinçarslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir