Kolaya Kaçmak Teslim Olmaktır

İnsanların isim verme davranışları ile gündelik hayatlarını sürdürme davranışları arasında paralellikler olduğunu gördüm. Bir şehre gittim, bir beldeye uğradım, bir kasabadan geçtim. Hepsine isimler vermişler. Sonra o şehirlerdeki iktisadi işletmelerin isimlerine baktım. O şehre o ismi verenler belirli bir olaya, bir fikre istinaden vermişlerken o ismi, iktisadi işletmenin kurucuları kolayına kaçmışlar. Yaşarken yaptıkları gibi. Şehrin ismine bakıyorsunuz: Beyazşehir, hemen ardından işletmeler geliyor: Beyazşehir Lokantası, Beyazşehir Fırını, Beyazşehir Parkı, Beyazşehir İktisadi işletmesi…

İsim verirken de hayatı yaşarken de kolayına kaçıyoruz. Düşünerek vaktimizi boşa harcamak istemiyoruz fakat düşünmeden hayatımızı/hayatlarımızı yok edip geçiyoruz. Birileri bizim yerimize düşünsün/karar versin derken bir de bakıyoruz ki biz hiç yaşamadan upuzun ömürler tamamlamışız. Karar vermek zorunda olduğumuz, karar vermek istemediğimiz, karar vermekten kaçtığımız o kadar çok meselemiz var ki. Hepsinde ‘kaçma’ davranışı sergiliyoruz. Ya kolayına kaçıyoruz, ya komple kaçıyoruz. 

İsim vermek, düşünülmesi, tartılması, önemsenmesi gereken meselelerden sadece birisi. Kültürümüzde isim vermenin mühim bir hadise olarak algılandığına dair çeşitli ipuçları bulabiliriz. Boğaya yumruk atarak ismini kendisi kazanan Boğaç Han, isme sahip olmanın öyle kolay bir hadise olmadığını anlatmaktadır bizlere. Dedem Korkut’un gelip soy soylayıp boy boylayarak isim koyması da isim koymanın törenle yapılacak kadar önemli bir olay olduğunu gösterir. Şimdilerde isim vermek verip kurtulduğumuz bir şey, verdiğimiz her şey gibi, düşünmeyelim yeter. 

Vergi veriyoruz, oy veriyoruz, baç veriyoruz, haraç veriyoruz, sevgi veriyoruz, saygı veriyoruz, zaman veriyoruz, para veriyoruz, hayat veriyoruz. Verirken uyuşmuş beyinlerimizin gündelik rutinlerine dönmesi için acele ediyoruz. Verelim de kurtulalım, verelim de normalimize dönelim, verelim de düşünmek denen o için zehirli bitki ve hayvanlarla dolu o ormana girmeyelim. Çocuğumuza isim mi koyacağız? Elimizdeki telefondan bakalım, bir şey buluruz elbet. İnsanlığımızla ilgili yapmamız gereken bir şey mi var? Yeme, içme, hayatı idame etme dışında var oluşumuzdan kaynaklanan bir adım mı atmamız gerekiyor? Dış dünyadan bir baskı bize doğru mu yaklaşıyor? Hemen en kolayına kaçmanın yollarına bakalım. Bizden uzak dursun, biz kendi zevk ya da alışkanlık döngümüz içerisinde ömrümüzü tamam edelim. Bırakalım birileri bizim adımıza düşünsün, bizim adımıza karar versin, bizim adımıza isim versin. Gerekirse bize de bir isim versin, yeter ki uyuşmuş bedenlerimiz uyuşuk yaşam döngüsünün dışına taşmak zorunda kalmasın.

12 Eylül 2022 Net Haber yazım

Author: mehmet
Mehmet Zeki Dinçarslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir