Kapitalizm Bir İllüzyon

Kapitalizm bir illüzyon. Hepimize yaşadığımız bu dünyanın sihirli olduğu inancı yaşatan, düzenleyiciler için maliyeti çok yüksek bir yanılsama. İçinde bulunduğumuz konserve kutularını bize gerçekmiş gibi gösteriyor. Bir arada olmamız ve bu organizasyonu fark etmememiz gerekiyor. Bizler de büyünün etkisi altında, hakikaten, gerçekleri fark etmeyerek yaşayıp gidiyoruz. 

Bu düzenin esas amacı insanların bir arada olmaları, üretenlerin ürettiklerini tüketmeleri, bu tüketim düzeninin bozulmaması için ellerinden geleni yapmaları. Hipnotize olmuş bir halde bizler de bu düzenin sürmesi için elimizden geleni yapıyoruz. İçinde yaşıyor olduğumuz konserve kutuları bizim gerçek dünyamız haline gelmiş. Bir arada olmalı ve bir arada tüketmeliyiz. Tüketim alışkanlıklarımız düzenleyicilerin istedikleri gibi olmalı. Kafamızı bir an dahi olsa kaldırmamalıyız. 

Toplu üretimin yaygınlaşmasıyla birlikte üreticilerin tüketicileri bir arada tutma ihtiyaçları arttı. Köylerden şehirlere göçtük, şehirlerde onlarca katlı binalarda yaşamaya başladık. Önlerimize işler koydular, hedefler koydular, istekler koydular. Kafalarımıza, geleceği meçhul olan gelecek için çalışmak fikrini nakşettiler. Gelecek için çalışıyoruz fakat gelecek hiç gelmiyor. Demek ki gelecek gelmeyen bir şeymiş diyemiyor daha sonra gelecek olan için yaşamayı sürdürüyoruz. Ev, araba, telefon, tatil, teknoloji, lüks için çalışıp duruyoruz. Elimize geçen anında değersizleşiyor ve daha fazlası için çalışmaya devam ediyoruz. Ellerimize tutuşturulmuş olan cep telefonları topluluktan ayrılamamamızın garantisi aynı zamanda. Düne kadar televizyonlarla, reklamlarla yapılan manipülasyon şimdi cep telefonları ile çok daha rahat yapılıyor. Sihirli dünyalar çıkarılıyor karşımıza ve aval aval izliyoruz bizler de. 

Düzen kurucuların her gelir gurubu, her toplumsal tabaka, her coğrafya için ayrı planlamaları var. Çocuklar, zihinlerine kazınmış hedeflerle geliyorlar dünyaya artık. Zaman birimleri tek tek anlamlarını yitirdiler. Dün unutuldu, bugün harcandı. Sadece gelecek var karşımızda ve gelmiyor. Toplu halde üretenlerin toplu halde tükettirmek istedikleri canlılarız sadece ve etrafımızdaki çemberin sürekli daralışını algılayamıyoruz. İnsanlar toplu halde tükettikçe düzen sahipleri daha fazla kazanıyor. Tüketim hızı azalınca düzen sahipleri silahlar satacaklar ve insanların birbirlerini öldürmelerini izleyecek ve kalan sağlara yine aynı illüzyonu uygulayarak eski düzeni sürdürmelerini isteyecekler. Bu büyülenmişlik, topluluklar durumu fark etmediği sürece aynı şekilde devam edecek. 

Pandemi sürecinde yaşadıklarımız, aslına bakarsanız, bu süreci oldukça hızlandırdı. İnsanlar evlerinde otururken harcama yapabilmeyi keşfettiler ya da daha doğrusu insanlara keşfettirildi. Bir virüs gayet ustaca kurgulanmış bir proje olarak dünyaya salındı ve korku duygusu tüketicilerin daha da bir içlerine kapanmaları, içinde yaşadıkları konserve kutularını daha çok sevmeleri ve daha fazla harcama yapmaları için kullanıldı. Toplu halde uyuyor olduğumuz için bu durumu da tam olarak algılayamadık. 

Kalkıp uyanmamız gerekiyor. Bizler insanız, makine değiliz. Bu büyünün kuvveti altında elimizdeki en değerli hazinemizi, hayatlarımızı veriyoruz. Gelmemiş ve hiç gelmeyecek olan bir gelecek için gösterdiğimiz tüm çabalar boşuna. Harcama davranışlarımızın hepsi anlamsız. Satın almalar için duyduğumuz bu açlık gerçekte bir yanılsama. Kapanmış olduğumuz bu şehirler bizim konserve kutularımız. Onlarca katlı evlerimizde, rahat zannettiğimiz yataklarımızda, gelecek endişesi ile geçirdiğimiz kaygılı ve uykusuz geceler kötü niyetli bir büyünün sonucu. Bu büyüden bizi kurtaracak olan beyaz atlı bir prens de yok. Tek kurtuluş yolu, tek tek uyanmak.

9 Haziran 2022 Net Haber yazım

Author: mehmet
Mehmet Zeki Dinçarslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.