Jean Christophe II [Romain Rolland]

Nedendir bilmem, Peter Schuzl ile Jean-Christophe’nin karşılaşması benim gözlerimi doldurdu. Birbirini tanımayan iki insanın bir müzik melodisi ile birbirlerini bulmaları ne kadar güzel bir şeydir kim bilir. Yakaya kırmızı gül takmaktan, büyük bir pankarta isim yazıp peron kapısında beklemekten daha güzel olduğu kesin.

Jean-Christophe kardeşin macerası YKY’nin ikinci cildinde devam ediyor. İlk kitabını anlatırken, yazarın bunu on kitaplık bir seri olarak hazırladığını söylemiştim. YKY bunu üç cilde sığdırmış. Birinci cilt ilk dört kitabı içermekle birlikte ikinci cilt, birinci cildin İsyan adlı dördüncü kitabının son bölümüyle başlıyor. Bu yukarıda bahsettiğim buluşma dördüncü kitapta geçiyor. Yaşadığı çağın sanat anlayışına isyan eden Jean-Christophe isyanını dillendirince basmakalıp sanat anlayışlarına yapılan bu saldırıyı kaldıramayanlar tarafından adeta aforoz edilir. Bütün çevresi kendisine sırtını döner, ders verdikleri aileler kendisinden yüz çevirir. Aile, komşu, çevre kendisinden uzaklaşır. Gerçek sanatçılar bazen anlaşılamazlar ve çoğunlukla yalnız kalırlar gibi bir mesajı var Christophe’un bu dönemlerinin.

“Christophe için en ezici şey insanların düşmanlığı değildi. Onların şekilden ve muhtevadan yoksun, tutarsız yaradılışlarıydı. Bu dar ve katı kafalı, her yeni düşünceye sırt çeviren yaratıkların direnişine karşı ne kadar uğraşmıştı! Kuvvete karşı çıkabilirdi. Kayayı biçen ve parçalayan küskü ve dinamitti. Ama, hiçbir şekli olmayan, pelte gibi kendisini bırakan, en küçük bir baskı uygulandığında hiçbir iz bırakmayan bir yığına karşı ne yapabilirdi ki?”

Bir tek annesiyle birlikte kalakalır. Tam da bu sıralarda başına gelecek bir olay yüzünden de annesinden ve memleketinden ayrılmak zorunda kalır. Böylelikle dördüncü kitap sona erer.

Beşinci kitabın adı Panayır. En fazla sıkıldığım bölüm de bu oldu sanırım. Burada dostumuz Jean-Christophe memleketini terk etmiş ve hayallerinde sanatın ve özgür düşüncenin başkenti olarak yaşayan Paris şehrine sığınmıştır. Tefrika halinde yayınlanan ve bu yayın sırasında üne kavuşan eserin bana sıkıcı gelen bu bölümleri o dönemin okuyucuları için oldukça ilginç bulunduğunu düşünüyorum. Bu kitapta Paris’de bir yandan yoksulluk çeken bir yandan da dönemin sanat camialarını dolaşan kahramanımız hayatta kalma mücadelesi vermektedir. Dönemin sanat anlayışını, sanatçılarını, siyasetçilerini Rolland’ın gözünden okuyucuya aktarır romanın kahramanı. Altıncı kitapta Rolland, belki de beşinci kitaptan benim gibi sıkılmış olan okuyucularının gönlünü almak için daha ilgi çekici bir hikâye tasarlamış. Bu hikâye, romanın daha önceki bölümlerinde topu topu üç defa Christophe ile karşılaşmış olan Fransız genç kız Antoniette’in hikâyesi. Bu genç kız, acılarla geçen hayatında birkaç defa bizim kahramanımız ile karşılaşıyor. Jean-Christophe, adını bilmese de, yazılı olan ilk eserini ona atfediyor. Bu 6. kitap, Antoniette, Christophe’den bağımsız bir bölümde genç kızın hikâyesini anlatmış. Bu bölümde yazar, kendisini Nobel’e götüren yeteneğini mükemmel bir şekilde sergiliyor.

Yedinci kitap olan Evde ile hikâye yeni bir yöne doğru evriliyor. Beşinci kitapta Christophe’un, yani Fransa’yı tanımakta olan bir Almanın gözüyle anlatılan Fransa oldukça yapmacıklı bir yerdi. Rolland, burada bir kesimi eleştirmiş, yerden yere vurmuştu. Bu yedinci kitapta ise Christophe yeni bir dost ediniyor, Olivier. Olivier bir Fransız aydını olarak dostuna Fransa’nın gerçek aydınlarını, özgür ruhunu tanıtıyor. Bu kitapta, Olivier ile Christophe’un birlikte yaşadıkları apartmanın sakinlerinin anlatıldığı bölüme bayıldım.

“Bununla birlikte o yaşlı, şüpheci bilgin, kötümser mühendis, papaz ve anarşistin hepsi, bütün bu gururlu ya da cesareti kırılmış insanlar çalışıyorlardı. Ve çatıdaki işçi şarkı söylüyordu.”

Bu kitapta Jean-Christophe’un artık olgunluk çağında olduğunu görüyoruz. Biraz didaktik tavırları da var bu döneminde. Rolland’ın okuyucuya vermek istediği mesajları bir bir aktarıyor böylelikle.

“Çocuklara gelince, siz Fransızlar gülünçsünüz bu konuda. Onlara şöyle dolgunca ir gelir sağlayıp hiç üzülmemelerini sağlayıncaya kadar yakalarını bırakmak istemezsiniz. Ne tuhaf! Sizi ilgilendirmez bu. Omları yaşatmanız, hayatı sevdirmeniz ve onu savunma cesareti vermeniz yeter. Alt yanı… Yaşasınlar, ölsünler… Herkesin kaderi bu. Hayattan vazgeçmek mi, hayattaki imkanların peşinden koşmak mı daha iyi?”

Jean-Christophe, büyük bir müzik dehası. Kitaplar, bir dehanın olgunlaşma serüvenini anlatıyor. Gençlik dönemlerinde çağının sanat anlayışı ile karşılaştığı zaman buna kendisini kaptırmıyor. Bir dehaya yakışacak şekilde bu anlayışa karşı isyan bayrağını açıyor. Kimseden korkmuyor, fikirlerini beyan etmekten çekinmiyor. Kişiliğinde içten pazarlığa, riyakarlığa yer yok. Sevdiği zaman kalbinin kapılarını sonuna kadar açıyor. Nefret ettiği zamansa nefretini kendine saklamıyor. Gerekirse kanını dökmek istiyor nefretini yönelttiği kimsenin. Düello etmekten bile çekinmiyor. Dünyaya karşı bir duruşu ve bakışı var. Çoğunlukla hayat dolu hatta hayat kaynağı. Tabiatta nasıl bazı yerler kurudur bazı yerlerde pınarlar ve dolayısı ile verimlilik vardır; dehalar da böyledir. Bazı insanlar sıradandır, verimsizdir. Bazı insanlarsa kaynaktır, verimli olmakla birlikte kendi etraflarındakileri de verimli kılarlar en azından mutlu ederler. Jean-Christophe böyle bir insan işte.

Romain Rolland’ın Jean Christophe kitabının YKY tarafından basılan ikinci cildi 495 sayfa. Çevirisini Adnan Cemgil yapmış. İsyan adlı kitabın son bölümü, Panayır, Antoinette ve Evde kitaplarını içeriyor.

Author: mehmet

Mehmet Zeki Dinçarslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir