Jakob Von Gunten [Robert Walser]

Robert Walser’in, Gül Gürtunca tarafından çevirilen, Jaguar Kitap tarafından basılan eseri Jakob Von Gunten’in arka kapağını çevirince birkaç tanıdık yazar ismiyle karşılaşıyorsunuz. Herman Hesse, Franz Kafka, Elias Canetti bunlardan bir kaçı. Meğer, bu isimler kitaptan ve yazarından etkilenmiş olan isimlermiş. Diğerlerini tam olarak bilemiyorum ama Kafkavari bir anlatım tarzının olduğunu arka kapağı görmeden de söyleyebilirdim. Aslında Kafka, Walservariymiş.

Kitap 150 sayfalık bir günlük. Jakob Von Gunten adlı bir gencin, bir gün, evini, yuvasını, asil ailesini terk ederek (evden kaçmış da olabilir) Benjamenta Erkek Enstitüsü diye bir okula kaydolması ile olaylar başlıyor. Jakob, bu tarihten itibaren günlüğüne olan bitenleri kendi penceresinden kaydediyor.

Enstitü, öğrencilerine sabır ve itaat aşılamak için uğraşıyor. Jakob’un itaat problemi var biraz. Burada kendini törpüleyerek bir baltaya sap olmayı planlıyor. Daha sonra zengin olacak ve kazandığı parayı har vurup harman savuracak. Okulda toplam altı öğrenci var. Sadece bir müdür ve bir öğretmen ve bir tane de kitap bulunuyor. Başka bir şey yok. Öğrencilerden Kraus çok disiplinli, her şeyi ciddiye alıyor ve Jakob’a sürekli kızıyor. “Kızgın olanın karşısında her zaman bir günahkar olmalı, yoksa bir şeyler eksik kalır” diye düşünüyor ki Jakob, hep onu kızdırıyor.

Kitap yani günlük ilerledikçe Jakob’un arkadaşları, hocaları, kendisi ve yaşadığı toplumla ilgili fikirleri yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Bazen kendisini yatırıyor masaya bazen diğer insanları bazen de sadece duyguları.

“Can sıkıntısı, kendilerini eyleyecek şeylerin dışarıdan gelmesi gerektiğine inanan insanlarda olur. Can sıkıntısı, kötü ruh halinin, arzunun olduğu yerde olur.”

“İnsan eğer düşünürse, karşı koyar ve bu da her zaman çok çirkindir ve işi bozar. Düşünenler neleri berbat ettiklerini bilseydiler keşke.”

“Yaşam, tüm o vahşi kanunlarıyla, bazı insanlar için sadece yılgınlıklar ve korkunç olumsuz deneyimlerden oluşan bir zincirdir.”

Author: mehmet

Mehmet Zeki Dinçarslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir