Hayrullah Efendi Tarihi V

Hayrullah Efendi Tarihi’nin beşinci cildi Fatih Sultan Mehmet devri olaylarına genel bir bakışla başlıyor ve 2. Bayezid’in çağdaşı olan hükümdarların olayları ile devam ediyor.

Mısır Memlüklü devletinin komutanlarından olan Tomanbay’ın zorba olduğunu söylemiş Hayrullah Efendi. Ben bunu Yavuz’un bu kahraman komutanı idam edişini haklı gösterme çabası olarak görüyorum. Tomanbay’ı Yavuz, arkasında bırakmak istemediği için, siyasi bir kararlar idam ettirmiştir. Tarihçilerin geçmişte yaşanan olaylara yönelik taraf tutmaları doğru bir tavır değil. Aynı dönemde İran tarafında Şeyh Haydar’ın mürit toplaması hadisesi var ki ileride Safeviler olarak sahneye çıkacak ardılları. Yine Yavuz’u haklı göstermek için Şah İsmail’in zalimliklerine yer vermiş Hayrullah Efendi. Ruslardan Japonlardan Fransızlara kadar türlü milletin durumlarını aktarmış. Kristof Kolomb’un seferini “Kapudan Kolomb’un Seferi” başlığıyla aktarmış okuyucuya. Bu bölümde İspanyolların nasıl bir zalimlikle Güney Amerika yerlilerini altın için katlettikleri aktarılmış.

Endülüs ve Granata Ahvali, 2. Bayezid dönemindeki önemli olaylardan. Yüzlerce yıldır İslam yurdu olan İber yarımadasından bu tarihlerde sürülmüş Müslümanlar. Endülüs’te yaşayan 3 milyon Müslüman ya kaçarak vatanlarını terk ettiler ya da İspanyollar tarafından kılıçtan geçirildiler. Olayın en acı yanı ise yöneticilerin son anlara kadar şahsi menfaatlerinden vazgeçmeyip sonu hızlandırmış olmalarıdır. Hayrullah Efendi, Granata devletinin büyüklerinin kayıtsızlığının affedilemez olduğunu söylüyor. Tekrar güçlenme ihtimali varken dahi şahsi menfaatlerinden vazgeçmeyip yurtlarını teslim etmişler. Hayrullah Efendi, tarih okumaktan maksadın böyle olayları tafsilatı ile okuyup ders çıkarmak olduğunu söylüyor ki yüzde yüz katılıyorum. Endülüs tarihi ortaokullarda ayrı bir başlık altında anlatılmalı, kötü yöneticinin ülkeyi ne hale sokabileceğini herkes en acı şekli ile öğrenmelidir. Farklı tarih kitaplarında da okudum, Granatalı kumandan Musa bin Ebul Fazan bu durumu kabul etmeyip son nefesine kadar düşman ile savaşmış ve şehit olmuş. Allah rahmet eylesin. Hükümdar ise üç milyonluk ülkeyi para karşılığı satmış ve göç ederek tarihten kaybolmuş gitmiştir.

2. Bayezid dönemi diğer padişahlara göre biraz sönük geçen bir dönem. Bayezid’in afyonkeş olduğunu tarihler yazıyor. Hatta Şah İsmail’in Yavuz’a yazdığı mektuplardan birinde bu durum ima edilmiş. Keyif ve eğlenceye düşkün bir insan olan padişah başına gelen bir hadisenin tesiri ile hayatının sonuna doğru tövbekar oluyor. O dönemde yaşanan depremler, bir büyük İstanbul yangını sırasında atlattığı bir badire ya da kendine saldıran bir derviş bu mezkur hadise olabilir. Cem Sultan’ın hayatta olup tahtta hak iddia etme olasılığı da dönemin sönük geçme sebeplerinden birisi. Kırım Hanının padişaha mektup yazıp neden gazaya çıkmadığını sorması da dönemin ilginç olaylarından. Osmanlı’da Kırım hanlarına önem atfedildiği, padişah soyundan kimsenin kalmaması durumunda Kırım han soyundan birisinin padişah yapılabileceği ihtimalinin konuşulduğu biliniyor.

Cem Sultan’ın meşhur Frengistan Kasidesi’ni de almış Hayrullah Efendi kitabına. Ben de buraya aktardım:

FRENGİSTAN KASİDESİ

Câm-ı Cem nûş eyle iy Cem bu Frengistândur
Her kulun başına yazılan gelir devrândur

Ka’betu’llâh’a varup bir gün tavâf eyledüğün
Bin Karaman bin Arab bin mülket-i Osmândır

Şükr kıl Allâh’a kim geldün Frengistan’a sağ
Sağlığınca her kişi nefsince bir sultandır

Geldügün sehr-i Franca bagçesinin her biri
Sidre vü huld ü na’îm ü ravza-i Ridvandur

Sana bu hüsn ile bir sehzade sâgar sundugi
Taht-i Çin mülk-i Yemen Iran ile Tûrandur

Fursatı fevt eyleme ayş eyle sür zevk u safâ
Kimseye bâkî değül bu mülk-i dünyâ fândur

Geldiğün şehr-i Françe bağçesinin her biri
Sidre vü huld ü na’îm ü ravza-ı Rıdvândur

Nâr ağaçları vü limon kaysı vü şeft-âlûlar
Güller ü zîbâ çiçekler hem narencistândur

Ayş kıl şehrinde bu şehzâde-i Efrenginün
Kim be-gâyet nâzenîn ü hüsrev-i hûbândır

Didi Cem bu şi’ri Sultan Bâyezîdün yâdına
Anıcak ol meclisi akan gözinden kandur

Serv-kad sîmîn-beden Efrengi mahbûb-ı melik
Ayıla gün hüsninün ışkında ser-gerdândur

Çalınır çeng ü def ile erganun kaânûn misâl
Ney gırîvinden Frençe ser-be-ser efgândur

Hûblar kâfir dilince nağmeler âgâz eder
Şol kara saçlar güneş yüzlerde müşg-efşândur

Cümlesi zerrîn-kemer altun dibâce giydügi
Sukka altun başlarında kolları uryândur

Gözleri câdû-yı Mısrî kaşları mekkâr-ı Hind
Ruhları ter-gonce-i gül-zâr-ı huld-istândur

Ka’be-i hüsnindeki şol anberîn fülfülleri
Bir habeşdür kim yidi iklîm ana fermândur

Sükkerî süd ile yoğrılmış simidler gülçeler
Sükkerî bâdâm üstinde şu kim erkândur

Alma vü emrûd enâr incir turunclar bî-hisâb
Fındık u piste mevîz ü meyveler elvândur

Ser-be-ser Mısrî çinîler kâse-i fağfûrlar
Keklik ü turna gügercin kuzular biryândur

Gül yanaklu mül dudaklu meh-likâ mahbûblar
Hüsn içinde her biri mihr ü meh-i tâbândur

Bunlarunla iy şehenşeh-zâde-i Sultân-ı Cem
Bir gice zevk eylemek mi’râc-ı arş-istândur

Âdeme bir zevk kalur dünyâda bir yahsi ad
Saltanat bâkî dirlerse bu yalandur

Hüsrevâ gönlüni hoş dut ayşa meşgûl ol müdâm
Yohsa bu dünyâ-yı dûnun âhiri vîrândur

Pâd-şâh oldur ki hergiz zâtına irmez zevâl
Hayy u Bâkî Kâdir ü Hallâk-ı ins ü cândur

Âlemi bir emr ile var eylemek emrindedür
Yine bir emr ile yoğ eyler ana âsândur

Didi Cem bu şi’r-i Sultân Bâyezîd’ün yâdına
Anıcak ol meclisi akan gözinden kandur

Yürü var iy Bâyezid sen süregör devrânını
Saltanat bâkî kalur derlerse bu yalandur

Pâd-şahlık bundan özge olmaz iy şehzâde Cem
Hâtırun hoş eyle câm iç meclis-i cânândur

Bu şiirin Cem Sultan’a ait olmadığını düşünen edebiyatçılar da var. Hayrullah Efendi’nin kitabına aldığını aynen geçirmedim, internette biraz araştırıp ufak tefek farklarla birlikte daha sağlıklı bulduğum bu versiyonuna ulaşıp buraya aktardım.

Bayezid’in saltanatı ufak tefek hadiselerle geçtikten sonra yaşlılığında şehzadeler arasında mücadeleler başlıyor. Ayrıntıya girmeyeceğim, Yavuz tahtı ele geçirdikten sonra iki sene kadar kalan şehzadeleri katledip sonrasında İran seferine başlıyor. İran seferi biraz meşakkatli de olsa Osmanlı topçusunun mahareti ile kazanılıyor.

Hayrullah Efendi Tarihi’nin beşinci cildi 240 sayfa. Zuhuri Danışman tarafından yayına hazırlanmış ve Son Havadis Yayınları tarafından basılmış.

Author: mehmet
Mehmet Zeki Dinçarslan