Göbekli Tepe [Karl W. Luckert]

Trollendim!!! İlgimi çeken bir konu olan Göbeklitepe’yle ilgili bir kitap okumak istiyordum. Bu kitaba rastlayınca da hemen sipariş verdim. Adı Göbekli Tepe, kapağında arkeolojik kalıntılar. Fakat konu bambaşkaymış. Konu Karl W. Luckert adlı bir amcanın tarih öncesi çağlarda ve Göbeklitepe’de yaşayan insanların dinleri ve düşünceleri ile ilgili varsayımlarından ibaretmiş.

Karl W. Luckert, ömrünün son deminde meşhur olmaya karar vermiş. Amerika’daki kızılderililerin inançları ile ilgili bir iki şey yazmış, ufak tefek çalışmalar yapmış. Bakmış ki olmuyor, “Göbeklitepe yazayım bari” demiş. Bu arada belirteyim, adamın adı Wikipedia’da dahi yok. Meşhur filan değil. Kendisinin dinler tarihi hocası olduğunu varsayıyorum zira arkeoloji ile tarihle uzaktan yakından alakası yok adamın. İsmini uzun uzun aradım, eski bir çalışmasını Oklahama Üniversitesi basmış, ya da bu üniversitenin dergisinde çıkmış. Amerika’da Oregon eyaletinde kayıtlı bir telefon numarası buldum bu isme ait. Arayıp rahatsız etmek istemedim, 85 yaşında adam. Her neyse, kalkmış, zahmet etmiş, Şanlıurfa’ya kadar gelmiş. Burada kazı yapan ekibin başkanı olan Klaus Schmidt ile (toprağı bol olsun) karşılaşmış. Artık nasıl yapıştıysa adama, kitabı için bir önsöz yazmaya ikna etmiş. Birkaç tane de fotoğraf çekmiş.

Kitabın önsözü zaten hayal kırıklığına uğrayacağımın göstergesiydi. Klaus Schmidt daha ilk cümlesinde “Karl W. Luckert bu kitapta din ve etnografya alanlarında yürüttüğü araştırmaları temel alan özgün şahsi yorumunu sunmaktadır” diyerek kitapçıda kitabı eline alıp şöyle bir göz atmak isteyenlere mesajını veriyor. Devamında, Luckert’in yorumlarıyla ilgili tereddütlerinin olduğunu da söylüyor. Daha ne yapsın. Ben kitabı elime almadım, kitapçımdan istettim. İnternette görmüştüm, dediğim gibi, Göbeklitepe ile ilgili bir şeyler okumak istiyordum. İçeriğini çok detaylı araştırmamıştım. Başa gelen çekilir.

Kitap 20 alt bölümden olan 3 ana bölümden oluşuyor. Hepsi birbirinin aynı gibi geldi bana. İlk bölümde bir şey anlatmaya başlamış yazar sonrasında da bu hikayeye dayandırmış her şeyi. İnsanoğlu avcılık yaparken hayvanları öldürüyor ve bundan pişmanlık duyuyor. Pişmanlığından dolayı kefaret ödeme hissine kapılıyor ve bu da dinlerin oluşmasına sebep oluyor. Kitap boyunca tekrarlanıp duran bir fikir bu. Kitabın bir yerine “varsayım” diye not aldım aynı sayfada “varsayım” kelimesine rastladım. Kitap baştan sonra varsayımlardan ibaret.

“Günümüzde bile insan teknolojilerinin çoğu, suni yırtıcıların “doğa” halklarına ve birbirlerine karşı yürüttükleri ilkel silahlanma yarışının uzantılarıdır.

İnsanın yırtıcı değil “suni yırtıcı” olarak adlandırılmasına ilk defa rastladım, tabi ki Luckert’in buluşu değil bu. Luckert, bir yerde, Schmidt’i ve bütün dünyayı etkileyen, “katedralin şehirden eski olmsının ortaya çıkması” durumunun kendisini o kadar önemsemediğini yazmış. O çağlardan kadınların toplayıcı erkeklerinse avcı olduğu varsayımı da Luckert’e ait sanırım.

Bölük pörçük, birbiriyle bağlantısı olmayan bir sürü lüzumsuz varsayım, ne anlattığından kendisi bile emin olamayan bir yazar. Daha önce yazmış olduğu Navajolarla ilgili kitaba atıf yapabilmek için gereksiz yere şişirilmiş bölümlerle birkaç ilkel kabileyle ilgili yine birbiriyle bağlantısız bilgiler dolu bir kitap. Benim için komple zaman kaybı. İlgilisi var mıdır, okumuş mudur bilmiyorum.

Göbekli Tepe, Karl W. Luckert tarafından kaleme alınmış. Alfa Yayınları tarafından yayınlanan bu 400 sayfalık eserin çevirisini Leyla Tonguç Basmacı yapmış. Zaman kaybı olarak hatırlanacak.

Author: mehmet
Mehmet Zeki Dinçarslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir