Fıkra Okyanusu

Fıkra kültürü, internetin yaygınlaşması ile birlikte yalancı bir bahar yaşadı. Maillerle, sosyal medya kanallarıyla insanlar birbirlerine fıkralar gönderdiler. Tüm diğer kültür öğelerinde olduğu gibi sadece çabuk kullanmaya hazır şeyler yer buldu kendilerine bu mecralarda. Tüketilip atıldı. Halbuki fıkraların sözlü kültürümüzdeki yeri bambaşkadır. Her durumla ilgili anlatılacak bir fıkra, tebessüme yol açacak bir nükte bulunabilir. Bu fıkraları bilen kimseler duruma göre bunları anlatarak, müşküllerin hallini kolaylaştırırlar. İnsanlara nasihat etmenin kolay bir yolu olduğu gibi, gülümsetmenin de güzel bir metodudur fıkra.

Fıkrada aslolan güldürmek değildir, düşündürmektir. Düşündürürken güldürüyorsa ne ala.

“Dilenci Bektaşi dervişine:

‘Bir sadaka ver, sana dualar edeyim.’

Demesiyle, Bektaşi, beş on kuruş verip:

‘Duanı istemem’ der.

Dilenci:

‘Neden?’

‘Eğer duan kabul olsaydı, sen dilenci olmazdın!’ der.”

Bugünün dünyasında ise her şeyin daha kolay ve hızlı anlatılması gerekiyor. Kimsenin durup da bir fıkradan nükte çıkarmaya zamanı yok.

“Bektaşi’ye sormuşlar: ‘Dünyanın en zor ve en kolay şeyleri nedir?’ Şu cevabı vermiş: ‘En kolay, insanın başkasına nasihat vermesi, en zor da kişinin kendisini bilmesidir!'”

Şu fıkrayı nasıl anlatabiliriz ki en kolay, günün insanını en mutlu edecek şekilde. Bir fotoğraf karesine sığdırabilsek belki hoşa gider fakat sığmaz ki. Video ile anlatsak, olmaz ki. Emojilerle süslesek, aynı şey olmaz ki.

Fıkra Okyanusu, Cumhur Güngör tarafından 1983 yılında hazırlanmış. 320 sayfa. 1986 yılında babamın bu kitabı satın aldığı anı çok iyi hatırlıyorum. Sonra uzun yıllar elimden düşmedi ve parça parça oldu. İyi de oldu. Hayatım boyunca kullandım buradaki fıkraları. (Elimdeki bu nüshayı sahafta buldum). Bektaşi’den Nasreddin Hoca’ya, Bekri Mustafa’dan Temel’e kadar sözlü kültürümüze mal olmuş hayali (aslında gerçek) kahramanların nüktelerini çoğu müşkülün halledilmesinde, bazı ortamların yumuşamasında kullandım. Folklorumuzun her öğesine sevgim bu şekilde daha da arttı. Başta Eflatun Cem Güney olmak üzere, bu kültüre emeği geçen herkesi hayırlarla yâd ediyorum.

Author: mehmet

Mehmet Zeki Dinçarslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir