Federico Sanchez’in Özyaşamöyküsü [Jorge Semprun]

Dünyanın bir dönemi Sovyet etkisi ile Amerika etkisi arasında geçmiş. İspanya da bu etkiyi yakın hissetmiş olan ülkelerden birisi. Jorge Semprun, bu dönemlerde İspanya’da yaşamış bir edebiyatçı olarak yaşam öyküsünü yazıya dökmüş. Yaşam öyküsündeki ilginç ayrıntı, gizlendiği dönemlerde kullandığı takma adının bir süre sonra gerçek adının önüne geçmiş olması. Federico Sanchez’in Jorge Semprun’a dönüşmesi tanıdıkları arasında şaşkınlığa sebebiyet vermiş olmalı.

Federico Sanchez’in Özyaşamöyküsü, belirli bir zaman dilimine bağlı kalmaksızın, çoğunlukla 1950’ler ile 1970’ler arasında yaşanmış hadiseleri anlatıyor. İspanyol komünistlerinin gizlenmeleri, faaliyetleri, fikir ayrılıkları gibi detayları yazarın bakış açısıyla okuyabilirsiniz. Benim için ya da İspanya’yı çok iyi bilmeyenler için çok manidar olmayabilir. La Pasionaria adlı bir dönemin sembol bir isminden bahsediyor örneğin, çok bilmediğim için dönemi ve insanları, benim açımdan anlamlı bir kişi değildi. Kitabın tamamı benim açımdan çok anlamlı olmadı aynı sebeplerle.

“Tano demir-çelikten işçi bir yoldaştı. Az konuşan biriydi; çünkü sözcükler kullanması güç aletlerdir.”

Yazar, ara ara şiirlere de başvurmuş anlatısında. Bir dönem kendisinin de kapılmış olduğu Marxist dindarlığı eleştirirken eski şiirlerini saklamamış. Çeviri olmasına rağmen şiirlerin güzel olmasını tercümeyi yapan Işık Ergüden‘in yeteneğine bağlıyorum.

İletişim Yayınları tarafından basılan 370 sayfalık bu eserin sonunda kişi adları verilmiş fakat dediğim gibi, Türk okuyucusunun içinde çok dar bir kitleye hitap edebilecek bir kitap bu.

Author: mehmet
Mehmet Zeki Dinçarslan