Fatıma [Sevcan Deniz Kesmen]

Malatyalı yazar Sevcan Deniz Kesmen’in büyük bir nezaketle benim için imzaladığı Fatıma adlı romanı bitirir bitirmez içime bir kurt düştü. Romanın girişinde eserin gerçek hayattan esinlenerek yazıldığı belirtilmişti. Böyle bir hikayenin yaşanmamış olmasını dileyerek internette ufak bir arama yaptım. Olay gerçekten de yaşanmıştı. Fatıma romanında anlatılan esir alma, köleleştirme hadisesi hac farizasını yerine getirmekte olan bir Türk vatandaşının başına gelmişti. Romanı okurken yaşadığım iç ezintisi bir kat daha artmış oldu böylelikle.

Edebiyat, hayatın yansımasıdır. Bazen bu yansıma bire bir olur bazen de yazar, simgeler vasıtasıyla gerçekleştirir yansıtma işini. Bu romanda simgeler işin içinde çıkarılmış, gerçekleşen hadise bir üçüncü kişinin muhayyilesinden geçerek hikayeye dönüşmüş. Yazar, hadise sanki kendi başından geçmişçesine hissederek yazmış romanını. Fahriye’nin rüyaları Kesmen’in rüyaları olmuş sonra yer değiştirmiş. Beşikteki bebek imgesi okuyucuyu, bilhassa anneleri etkileyecek cinsten. Bir annenin, evladından, beşikteki evladından koparılması en büyük kabusu olmalı. Yazar da bu kabusu bire bir hissetmeye, hissettirmeye çalışmış.

“Bunu ninem vermişti bana biliyor musun? Fatıma’nın eli derler bu kolyeye. Ninem ekmek pişirirken ‘Fatıma’nın eliyle’ derdi hep. Bunu bana öldüğü gün vermişti.”

Kitaptaki bir diğer temel kavram özgürlük. Bir insanın özgürlüğünden yoksun bırakılması. Nasıl oluyor da, özgürlüğün bu altın çağında hala kölelikten, esir almadan bahsedilebiliyor? Hepimiz bir şekilde görünmez zincirlerle bağlanmış ve özgülüklerimizi birilerinin ya da bir şeylerin eline bırakmış değil miyiz? Fakat buradaki durum farklı. Burada, insanlığın binlerce yıllık bir utancının, ortadan kalkmış olduğunu düşündüğümüz bir zamanda hortlamış olduğunu görüyoruz. Bu hadise, gün ışığına çıkmış olmakla birlikte gün ışığına çıkmamış olan binlercesinin de varlığının ispatı aynı zamanda.

Romanda, beni düşündüren bir trajedi daha var fakat okuyacakların tadını kaçırmamak için sözü uzatmıyorum. Sürpriz ögesini de içinde fazla fazla barındıran bir roman olduğu için daha fazla bahsetmemek en doğrusu. Malatyalı yazar Sevcan Deniz Kesmen’in bu güzel eseri 150 sayfa ve bir çırpıda kendini okutan cinsten. Fatıma, Dorlion Yayınları tarafından basılmış, insanın boğazına oturan bir yumru.

Author: mehmet
Mehmet Zeki Dinçarslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir