Fakirlik Neden Kötüdür

Geçen yazımda vergi adaleti olmadığı için fakirliğin kalıcı olarak varlığını sürdüreceğini anlatmaya çalışmıştım. Son zamanlarda değişik platformlarda ‘fakirlik güzellemesi’nin sıkça yapıldığına şahit olduğum için hadiseye farklı bir bakış açısı ile bakıp fikriyatınıza sunmaya gayret göstereceğim. 

Öncelikle, fakirlik güzellemesi yapanların gerçekte fakirlikle ilgili hiç bir fikirlerinin olmadığını söylemek istiyorum. Fakirlik, eskilerin deyimiyle, kapıdan bacadan sokulacak bir şey değildir. Bir lokma bir hırka felsefesi imkânı olduğu halde dünya zevklerinden feragat etmeyi öğütleyen bir felsefedir. İmkânı olmayan insanın bir lokma ve bir hırkayla yaşaması bir tercih değil, zarurettir. Dolayısı ile yoksul insanlar hakkında “ne güzel, bir lokma bir hırka ile yaşıyorlar, cennetin kapıları onlara aralanıyor” minvalinde konuşanlar cahilliklerini ve bencilliklerini ortaya koymaktan başka bir şey yapmıyorlar. 

Fakir insanın dünyanın tazyikatına karşı savaşma gücü varlıklı insana göre daha azdır. Fakirliğin oranına göre tazyikatın oranı da artar ya da azalır. Fakir, günlük beslenme ve barınma ihtiyacının peşinde olduğu için düşünce dünyasına yatırım yapmakta zorluk çeker. Dolayısı ile cahilliğin en büyük adayı fakirlerdir. Yoksulluk, bilgisizlik ve cahillikle başa baş gider. Parası olmayan kendisini kolay kolay geliştiremez, kendini geliştiremeyen düşünsel manada derinleşemez. Nihayetinde etrafında olan olayları anlama kapasitesi düşük kalır ve olup bitenleri anlamaksızın sadece izleyen bir varlığa dönüşür. Dünyayı, kendi istedikleri yönde düzenlemek isteyen ve iyi niyetli olmayan güçler için fakir sadece bir piyondur. 

Fakir insanın ahlak seviyesini koruması güçtür. Fakir insanın, insan onuru ile bağdaşmayan davranışların içinde olması çok daha kolaydır. Temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için gayrimeşru yollara sapabilir, sapmaktadır. Suçlulukla fakirlik başa baş gider. Yoksul insanı hırsızlığa, fuhuşa, şiddete yönlendirmek daha kolaydır. Fakir insanı yönlendirmek kolaydır. 

Yönlendirmesi kolay insanları kendi isteğine göre programlamak, sermayenin ve dolayısı ile siyasetin en yoğun uyguladığı politikadır. Devletin fakirlere yardımlarda bulunması ‘sosyal devlet’in faaliyette olduğu gibi bir algı oluştursa da aslında sorunun çözümüyle ilgili değildir. Sorunla ilgili geçici bir çözüm bile değildir zira esas amaç yardım değil kişilerin içerisinde bulundukları durumu algılamalarına engel olmaktır. Devletten ya da belediyelerden yardım alan kitleler, fakirliklerini sorgulayacaklarına yardım yapan siyasi iradenin peyklerine, oy depolarına dönüşürler. 

Yoksulluğun kapıdan bacadan sokulacak bir şey olmadığını söyleyen irfanı alkışlıyorum. Sonuçta dünyada sürekli servetini arttıran küçük bir kitle ve neden fakir olduklarını asla anlamayan ve anlayamayacak olan büyük çoğunluk var. İyi niyet ve temiz kalple ipleri eline alacak bir irade olmadığı sürece yoksullar düşünsel manada derinleşemeyecek ve bu sorun kıyamete kadar sürecek.

19 Mayıs 2022 Net Haber yazım

Author: mehmet
Mehmet Zeki Dinçarslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.