Dışı Pişmiş İçi Çiğ Kalmış

Yemekten bahsedeceğim için söze ‘söylemesi ayıp’ diye başlamam gerekiyor fakat o günler çok geride kaldı, farkındayım. İnsanların yemekten bahsederken ‘söylemesi ayıp’ dediği günler, televizyonların ve sosyal medyanın ‘ayıp yok edici’ etkisine maruz kaldığı için doğrudan söze giriyorum. Geçenlerde evde yemek yerken patatesin çok iyi pişmediğini fark ettim. Hanım da şikâyet etti son aldığım patatesin içinin bir türlü pişmeyişinden. Nedense aklıma hemen pişmesi gerekirken pişmeyen, pişirmesi gerekirken pişirmeyenler listesi yapmak geldi. Pişmesi gerekirken pişmeyen patates, pişirmesi gerekirken pişirmeyen ateş liste başında. Suç patatesin mi ateşin mi acaba? Peki ya pişmesi gereken Müslüman ile pişirmesi gereken İslam düşünüldüğü zaman suç dinin mi dindarın mı?

Günümüz Müslümanlığının bir özeti şeklinde düşünülebilecek olan bu patates benzetmesi ne yazık ki hepimizin gündelik hayatlarında gözlemleyebileceği şekilde bire bir örtüşen bir benzetme. Bizim Müslümanımızın din anlayışı ve yaşama şekli aynı bizim patatesin pişme şekline benziyor. Kabuğa çok iyi bir şekilde sirayet eden ateş ne hikmetse içerilere doğru ilerleyemiyor, kabuğu ısıttıktan sonrasına fayda etmiyor. 

İnsanların yaşama şekillerini düzenlemek için gönderilmiş olan din, şekiller ve kılık kıyafete indirgenmiş durumda. Müslümanın hangi durumlarda ne şekilde hareket edeceğiyle ilgili hükümler neredeyse tamamen kaldırılmış. Sakalın uzunluğundan başörtüsünün bağlanış şekline kadar her konuda profesör seviyesinde bilgi sahibi olan günümüz Müslümanının gelişen teknoloji ve harcama davranışlarını manipüle ederek insanlığa hükmetme çabası içerisinde olan başat güçlerin baskısına karşı alacağı tavrın nasıl olması gerektiği ile ilgili herhangi bir fikri yok. Bir çöl topluluğuna girip oradaki insanların her birini zulme karşı çekilen birer kılıca dönüştüren dinin bugünkü insana etkisi sadece ve sadece ibadet ve giyim kuşam konularında ahkâm kesebilme yetkisi vermesi. Sorun dinde mi dindarda mı?

İbadetlerin insana belli bir ruh hali kazandırmasını bekleriz. Namazını kılan, orucunu tutan insanın daha bir yumuşak kalpli, merhametli olması gerekir. En azından bizim beklentimiz böyle. Geçenlerde camide abdest alırken (sıcak bir zamandan bahsediyorum) yanımda abdest alan din kardeşim hemen bana ayağımın bir kısmının ıslanmadığını ve tekrar abdest almam gerektiğini söyledi. Teşekkür ettim kendisine fakat dinin insana kazandırmasını beklediğimiz şey başkalarıyla ilgilenme imkânı tanıması mıdır acaba? İbadetler insana derinlik kazandıracağına bambaşka bir güven duygusu veriyor. Başkalarının hatasını araştırma, onları beğenmeyip kendi yapıp ettiklerini doğru olarak gösterme, sürekli bir nasihat etmek ve yol göstermek hevesi…

Gözlemlediğimiz şey özetle şu: Dindar insanlar içlerine döneceklerine çoğunlukla dışa dönüyorlar. Kendi akıbetlerini düşünüp hazırlık yapmak yerine kendileri cenneti kazanmış gibi başkalarının akıbetiyle meşgul oluyorlar. Kılık kıyafet gibi, ibadetlerin ayrıntıları gibi konuları aşırı önemseyip adalet gibi, zalimin karşısında durmak gibi, kendi içine dönüp kendisini olgunlaştırmak gibi esasla ilgili konulara girmeyen Müslüman, temsil ettiği dini de doğru bir şekilde temsil edemiyor. Burada durup bir kendinize sorar mısınız, son zamanlarda “ne iyi Müslüman” diye takdir ettiğiniz kimse oldu mu etrafınızda. Olduysa yeterli seviyede olduğunu düşündünüz mü?

Sözün özü, şekilcilik her alanda her dönemde popüler olduğu gibi günümüzde de yeni zirveler test ediyor. Din anlayışı da bu şekilcilikten nasibini almış ve şekillere indirgenmiş durumda. İnsanlar, dinden aldıkları güçle, sanki Allah kendilerine frenchise vermiş gibi başkalarının kendileri gibi şekilci olup olmadığını kontrol ediyor ve Allah adına şekilci hükümler veriyorlar. Dinin temelinde olması gereken ruh yok, dolayısı ile zalimin karşısında olan yok, adaletin peşinden koşan yok. Sadece şekilci bir topluluk, dış görünüşü teamüllere uyuyor fakat ruha sirayet eden bir şey olmadığı için içi çiğ kalmış. 

10 Şubat 2022 Net Haber yazım

Author: mehmet
Mehmet Zeki Dinçarslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.