Dijital Hareketlilik

İnsan hareketliliği tarihte gördüğü en yüksek seviyelere ulaşmış durumda. Bir yerden bir yere gitmelerin izlerini görebiliyor ve harita üzerinde izleyebiliyor olsaydık günümüzdeki izlerin herhangi bir tarih dönemine oranla binlerce kat daha fazla olduğunu görürdük. Bugünün dünyasının insan hareketliliği tarihteki kavimler göçünün her gün yaşanıyor olması kadar fazla. Dolayısı ile etkileri de çok daha fazla gerçekleşiyor. 

Tarih dönemlerini incelerken önemli hadiseler ve sosyal-kültürel etkileri arasında yüzlerce yıllık araların olduğunu görürüz. Tekerlek bulunur fakat etkilerini izlemek beş yüz yıl alır, yazı bulunur etkilerini üç yüz yıllık bir dönemde izlersiniz. Bugünün dünyasında önemli hadiselerin etkilerinin günler içerisinde oluştuğunu görüyoruz. Bunun sebebi de hareketliliğin artmış olmasıyla birlikte yeni bir kavramla da karşı karşıya oluşumuzla alakalıdır: Dijital hareketlilik. 

Dijital hareketlilik iki farklı yönüyle tanımlanabilecek bir kavram zira etkileme ve etkilenme özellikleri var. İnsanoğlu bugün yerinden hiç kıpırdamadan başkalarını etkileyebiliyor ya da başkalarından etkilenebiliyor. Evinde oturan birisi dünyanın her yeriyle ilgili bilgi sahibi olurken kültürel etkileşimin hem öznesi hem de nesnesi olabiliyor. İngilizler, Fransızlar, Amerikalılar… sömürgeleştirdikleri yerlere kültürlerini de ihraç ettiler fakat bunun için muazzam bir gayret gösterdiler. Üstelik kültür aşılama çabaları çok uzun yıllar aldı bu dönemlerde. Şimdiyse kültür aşılamak hem kolay hem de çok kısa zamanda meyveleri alınabilen bir süreç. Bugünkü durumun başka bir farkıysa bütün dünyayı baskısı altına almış olan bu kültürden İngiliz kültürü, Fransız kültürü vb. isimlerle söz edemeyecek olmamız. Karma bir Batı kültürü zincirlerinden boşanmış bir canavar gibi bütün dünyayı baskı altına almış, çok hızlı ve etkili bir şekilde dönüştürüyor, değiştiriyor. 

Dijital hareketliliğin, insanların birbirlerini etkilemelerine müsait bir yapısı var. İnsan düşüncelerini etkilemek, kendi isteklerine göre değiştirmek isteyen odakların fikir fitillerini sadece ateşlemeleri istedikleri düşüncenin yayılması için yeterli. Fikre maruz kalanalar değişip dönüştükten sonra başkalarına da aynı fikri hızlı bir şekilde aşılayabiliyorlar. Fikri ortaya çıkaran odakla aralarındaki tek fark birisinin bir amacının olması diğerininse bu işi bilinçsizce yapıyor olması. Her halükarda, ortaya çıkan durum şöyle: Bir düşünce yayılacaksa ya da ortadan kaldırılacaksa fikir dijital hareketliliğin kucağına atılır ve kısa bir süre sonra meyveleri dünyanın bir diğer ucundan toplanır. 

Kafanızı kaldırıp baktığınız zaman gökyüzünün aynı renklere sahip olduğunu, güneşin milyonlarca yıldır yaptığı gibi aynı şekilde doğup battığını görüyorsunuz. Dünya aynı dünya fakat konuklarının düşünce ve dolayısıyla dönüşme hızları çok fazla artmış durumda. Aniden ortaya bir düşünce atılıyor, aniden taraftar ya da karşıtları oluşuyor, aniden düşüncenin taraftarı ya da karşıtı olanlardan hangisinin sesi daha çok çıkıyorsa karşı tarafla ilgili linç hareketleri başlıyor. 

Dijital hareketliliğin bu kadar yüksek hızda devam etmesi düşüncelerin çok yüksek hızlarla değişmesine ve insanların dünya tarihinde görülmemiş bir hızla dönüşmesine sebep olacak. Binlerce yıldır kendisine taraftar bulmuş fikirler güneşin önünde buzun erimesi gibi eriyip gidecek. Fikirler, akımlar, ekoller, mezhepler birer birer eriyerek yerlerini yeni paradigmalara bırakacak. Yarının dünyasında, bugünün olmazsa olmaz denilen tüm düşünceleri yerlerinden oynamış belki de hatırlanmamak üzere unutulmuş olacak. 

11 Ekim 2021 Net Haber yazım

Author: mehmet
Mehmet Zeki Dinçarslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir