Dijital Arkeoloji

Bugün bizim için bir şey ifade etmeyen bu kavramın geleceğin bilimlerinden birisi olacağını düşünüyorum. Örnek olarak şu yazdıklarımı verebilirim. Kıyısında olduğumuz miladi üçüncü bin yılın ortalarına gelindiğinde yaşadığımız şu günlere ait net bilgiler elde etmek için insanların büyük çaba göstermeleri gerekiyor olacak. Dünya halkları dünya milletine dönüşmüş olacağı için bugün konuşuyor olduğumuz tüm diller “ölü dil” olarak kabul edilecek. Cânım Türkçemin bir eriyiğin içinde yok olacağını üzüntüyle öngörüyorum. Cânım Türkçe ile birlikte aklınıza gelen bütün diller yok olup gidecek. Sadece diller mi? Hayır tabi ki. Bugünün dünyasının önem atfettiği hemen her şey bin yılın ortalarında unutulmuş olacak. Kavramlarımız dillerin eridiği o potada eriyecek, inançlarımız eriyecek, milliyetlerimiz eriyecek. Bana en hüzünlü gelense yaşadığımız her şeyin unutulacak olması. Bu yazdıklarım dâhil. 

Dijital arkeoloji biliminin ortaya çıkmasına epey bir zaman var gibi görünse de dünyanın bugünkü gidişatına bakıldığında bunun bir kehanet değil öngörü olduğunu anlarsınız. Üzerinde yaşadığımız dünya saatte 1670 kilometre hızla dönüyor fakat içinde olduğumuz ve atmosfer tarafından sarmalandığımız için bunu fark edemiyoruz. Bugünün dünyasında çok hızlı bir transformasyon var fakat içinde olduğumuz ve dijital platformlar tarafından sarmalandığımız için bunu fark edemiyoruz. Hâlbuki bir anlığına bu fırtınadan kurtularak dışarıdan bakabilsek sürati fark edeceğiz. Höyüklerin oluşumu gibi, üretilen bilginin, çekilen fotoğraf ve videoların, haber ve yayınların altında kaybolup gidiyoruz. Muazzam bir baskının altındayız ve fakat bunu fark edemiyoruz. 

Bu baskı insanları değiştiriyor. Farklı olanı ezip geçen, herkesin birbirine benzemesini isteyen çok büyük bir düzenek var ve bizler hepimiz bu düzeneğin nesnesi durumundayız. Ellerimize tutuşturulmuş birer teknolojik pranganın esiri durumundayız ve durmadan o prangaya veri transfer ediyoruz. Alınan veriler işlenerek bizim daha ne kadar kontrol edilebilir olacağımızın yollarını buluyor. En kestirme yol herkesin birbiri ile aynı şekilde düşünüyor olması ve bu hedefe adım adım yaklaşılıyor. Gelecekte bir gün insan sadece Matrix filmindeki yumurtalar gibi bir varlığa dönüşecek. Dışarıdan bir etkiye gerek olmadan üstelik. Aynı düşünen, aynı konuşan, aynı şeyleri yapan koca bir canlı topluluğu. 

Bu kadar yoğun veri alışverişi arasından geleceğe bir şeyin kalacağını mı zannediyorsunuz? Bin yıl sonra bugünden geleceğe çok az şey kalmış olacak. Bizim Sümerleri araştırıp da dişe dokunur şeyler bulamayışımız gibi bizi araştıracaklar. Ne dilimiz kalmış olacak o gün ne kültürümüz ne de başka bir değerimiz. Dijital arkeologlar eski teknolojinin bilgi kırıntılarını buldukça sevinecek, insanlarla paylaşacaklar o gün. Belki bu yazdıklarım da dâhil. 

18 Ekim 2021 Net Haber yazım

Author: mehmet
Mehmet Zeki Dinçarslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir