DÜŞÜNCELER

Sokakta Yürüme Adabı II

Geçen hafta sözleştiğimiz gibi, sokakta yürüme adabı ile adab-ı muaşeret kurallarını günümüze uyarlama çalışmalarına başlıyoruz. Gelen e-posta mesajları için de teşekkür ediyorum, elimden geldiği kadar hepsini değerlendirmeye çalışacağım. Sokakta yürüme adabı ile ilgili kuralları sıralayalım: 1- Üç ya da daha fazla kişi yan yana ya da kol kola girerek yürünmez. Başkalarının da o sokaktan istifadeye […]

DÜŞÜNCELER

Ah Mualla!

Sabahları aynı duvarın önünden geçiyorum. “Kendime bile katlanamıyorum artık Mualla!” yazmış sokak ünsüzlerinden biri. İnsanın kendine tahammülü kalmamış olabilir mi diye sormayın hemen, zaten takıldığım nokta bu değil. Takıldığım nokta Mualla’nın ta kendisi. Son nefesime kadar söylemekten bıkıp usanmayacağım sanırım. Takıldığım nokta kültürel dejenerasyonumuzun bizi getirdiği noktalar. Takıldığım nokta bizim artık biz olmayıp onlar oluşumuz […]

DÜŞÜNCELER

Sokakta Yürüme Adabı – I

Eski kitapları çok severim. Eski kitap satan yerlerde, günümüzden 40-50 yıl evvel basılmış bir eserle karşılaşınca bayram ederim. Bir keresinde bir “Adab-ı Muaşeret” kitabına rastlamıştım, 40’lı yıllardan kalma. Günümüz Türkçesiyle, “toplum içinde nasıl davranmalı” kitabı. Eskiler ne kadar zarifmiş diyorum böyle şeylere denk gelince. Göçmen kuşları koruma derneklerinden sokaklardaki tükürüklerin üzerine kül dökme derneğine kadar […]

DÜŞÜNCELER

Çiftlikbank Ne İlk Ne de Son

Kapitalist ekonomilerin kriz döngüsü ile büyük vurgunlarla sonuçlanan dolandırıcılık döngüsü arasındaki benzerlikler dikkatinizi çekti mi? Kumbara gibi düşünün. Çocuğunuza bir kumbara aldınız, üç kuruş beş kuruş, sizden aldığı harçlığa göre bir şeyler biriktirdi. Günü gelince de yani para artık arzu edilen bir seviyeye ulaşınca da kumbarayı açarak istediği şey uğruna parasını harcadı. Kapitalist ekonomilerde de […]

DÜŞÜNCELER

Nureddin Yıldız’ın İnfazından Önce

Nureddin Yıldız Hoca’nın infaz kararı alınalı bir seneyi geçti sanırım. Durup durup hakkında bir haber yapıp konuşmalarından bir kesit sunuyorlar. Bizler de aslı nedir, astarı nedir diye araştırmadan adamcağızın ayağının altındaki tabureye tekmeyi indiriyoruz. İnfaz kararını alanlar cellatlık vazifesini toplumun vicdanına bırakıyorlar. Toplumdaki vicdan kaç gram… Keşke tartabilsek.Asansörden, battaniyeden, kadına dayaktan bahsetmek istemiyorum. Bu vaazların […]

DÜŞÜNCELER

Yüzüme Bak da Söyle

Ne feci, artık insanlar ne kadar az bakıyorlar yüz yüze. Gözlerin gözlerle karşılıklı teması ile aktarılan duygular o kadar azaldı ki. Sanki insan değil de robotuz. Gözlerden okunan duygular yerlerini “emoji” adı verilen garabetlere bıraktılar. Bizim şarkılarımız, şiirlerimiz vardı gözlerden bahseden. “Gözler kalbin aynasıdır” şarkısı duygularla ilgili bir yasa niteliğindeydi mesela. İnsanın niyeti gözlerinden belli […]

DÜŞÜNCELER

Kaç Kuşak Kaldı?

İnsanlığın sona erişi beklenen bir şey. Biz kıyamet kopacak diyoruz gâvur başka bir şey diyor. Kesin olan bir şey varsa o da başlayanın bittiği, doğanın öldüğü, her şeyin bir nihayete erdiği… Bizim dünyamız ve beşeriyet dediğimiz, insan ırkının hâkimiyetinde geçen zaman dilimi ve olaylar silsilesi ne zaman sona erecek acaba? Eli kulağında diyorum. Görünen o […]

DÜŞÜNCELER

Büyük Şeyler

Büyük adamların da küçük tarafları vardır. Büyük bir adamı yağmurdan kaçarken düşünün. Patronunuz, hocanız, aile büyükleriniz ya da televizyonda sık sık gördüğünüz küçük dağların sahibi olan bürokratlar, işadamları, yazarlar ve akademisyenler. Hepsinin de kişisel tarihinde en az bir tane yağmur hatırası vardır. Yağmur bardaktan boşanırcasına ya da en azından ıslatırcasına yağmaktadır ve büyük adam yağmurun […]