Aşı Faşistleri

Aşı konusunda ülkemizde uzman sayısı o kadar bol ki, sokağa çıktığınız anda aşıyla ilgili yoğun bilgi sahibi birilerine rastlayabilirsiniz. Yoldan çevirdiğiniz herhangi birinin aşı ile ilgili soracağınız soruya cevap vermeden geçebileceğini düşünmüyorum. Ülkemiz insanının en az kullandığı kelime olan “bilmiyorum” mevzu koronavirüs aşısıyken kendisine kullanım alanı bulamıyor. Aşı ile ilgili her şeyi bildiğini düşünen bir kitle işi bir adım daha ileriye taşıdı ve her platformda aşı olmak istemeyenlerin ne kadar akılsız olduğunu söylemeye başladı. Bu kitlenin yoğun baskısı çok yakın bir zamanda aşı olmayanların toplumdan tecrit edilecekleri bir noktaya doğru ilerliyor. Aşının lüzumuna, bilim insanlarından ziyade sokak profesörleri karar veriyor. 

Aşı ile ilgili muazzam bir bilgi kirliliği var. Bilindiği iddia edilen her bilgi söylentiden ibaret. Zaten, koronavirüsle ilgili bilindiği iddia edilen bilgiler de söylentiden ibaret. Bilinmeyen bir hastalığın aşısı için ne bekliyorduk ki. Henüz tam olarak anlaşılamamış bir hastalığa yönelik yapılan henüz tam olarak anlaşılamamış aşılar ve bunlarla ilgili her şeyi bildiğini düşünen faşizan bir kitle. Tablo tam olarak bu. 

Aklı selim sahibi bilim insanları bu konuda yorumlarını “doğrunun zamanla ortaya çıkacağı” yönünde yapıyorlar. Henüz yeterince veri toplanmadığı için aşının koruyuculuğunu da kurtarıcılığını da zaman belirleyecek. Bir soruya “bilmiyorum” diye cevap vermeyi zül addetmeyecek bir kitle varsa o da vicdan sahibi bilim insanlarıdır. Konuya hâkim olan birisinin bizim sokak profesörleri gibi kesin bilgiyle konuşması zor tabi ki. 

Benim burada dikkat çekmek istediğim husus, aşı konusunda ortaya çıkan bu kitle. Modern çağda, medya ve sosyal medyanın kamuoyu oluşturma gücü yasama-yürütme-yargı diye formülize ettiğimiz erklerin arasına bunlar kadar (belki de daha güçlü) bir erk olarak girmiş durumda. Üstelik bu saydıklarım gibi bir kurala-kaideye bağlı olmayan, denetlenemeyen, kontrol edilmesi oldukça zor bir kuvvet. Bu kuvvetin insanları zorladığı şeyler çoğunluğun iyiliğini içeren şeyler olmaktan ziyade sesi en fazla çıkanın doğru olduğunu düşündüğü şeyler. Bu eğilim, kontrol edilmezse, toplum için uzun vadede çok zararlı olacağa benziyor. Bugün, aşı gibi bir konuda bu dayatmayı yaparak insanları tecrit ile tehdit eden bir kitle yarın toplumun temelini oluşturan çoğu taşı yerinden oynatabilir. 

Kendi adıma, ben aşı oldum. Kimseye aşı olması ya da olmaması yönünde telkinde bulunamam. Herkesin bir inancı var ve benim inancım bu aşıların yaygınlaşması ile birlikte insanların daha çok psikolojik olarak yıprandıkları ve bağışıklık sistemlerinin zayıfladığı bu süreçte en azından manevi olarak daha iyi bir seviyeye ulaşarak hastalıkları yenecekleri yönünde. Maddi olarak da faydası olursa eğer ne âlâ. Fakat henüz üzerinden çok zaman geçmemiş, bilimsel veriler toplanmamış, elle tutulur yargılara ulaşılmamış aşıların her riskin göze alınarak uygulanması için baskı yapılmasını asla kabul etmiyorum. İnsanlar aşı olup olmamaya kendi hür iradeleri ile karar vermeli ve diğer herkes alınacak bu karara saygı duymalı.

21 Haziran 2021 Net Haber yazım

Author: mehmet
Mehmet Zeki Dinçarslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir