Asafnâme [Lütfi Paşa]

Asafnâme, Kanuni Sultan Süleyman’a sadrazamlık yapmış Lütfi Paşa‘nın, kendisinden sonra gelecek sadrazamlar için hazırladığı ufak bir rehber. Bu ufak rehberi değerli kılan, Paşa’nın devlet işlerinde kazanmış olduğu muazzam tecrübeyi çok basit bir şekilde yazıya aktarmış olması.

Lütfi Paşa, 2. Bayezid dönemi itibariyle çeşitli kademelerde devlete hizmet etmiş, Kanuni Sultan Süleyman zamanında sadrazamlığa kadar yükselmiş ve padişahın kız kardeşi ile evlenerek saraya damat dahi olmuştur. Daha sonra saray entrikaları neticesinde görevinden azledilen Paşa, bir köşeye çekilmiş ve kendisini ilime adamıştır. Asafnâme de işte bu dönemin eserlerinden biri.

Elimde tuttuğum, Büyüyen Ay Yayınları tarafından yapılmış olan baskı üç bölümden oluşuyor. Bu bölümlerden önce önsözde yazardan ve eserlerinden bahsedilmiş. Eserin, Osmanlı sahasında kaleme alınan siyasetname türünün ilk örneklerinden olduğu söylenmiş.

“Özetleyecek olursak paşanın bu eserde başta gelen öğütlerini şöylece sıralayabiliriz: Devlet adamlarının bir hata nedeniyle görevden alınmayıp ilk önce uyarılması; narh (fiyat takdir ve kontrolü) işlerine çok dikkat edilmesi, ulak zulmüne meydan verilmemesi, memurların mevkilerini kötüye kullanmaması, gelirin gidere denk olması, fazla asker bulundurulmaması, sık sık maaş artırılmasına gidilmemesi, padişahın ve vezirin çok dikkatli davranması, halkın işlerine dikkat edilmesi, savaş önlemlerinin başta alınması, vezirin kapısının halka açık olması ve vezirin padişaha her şeyi açıkça anlatması, işlerin ehline verilmesi…”

Yeri gelmişken bu ulak zulmünden bahsedeyim. Bu bilgiyi, günümüzün en değerli kaynaklarından olan Diyanet İslam Ansiklopedisi’nin web sitesinden aldım. O zamanlar ulaklar haber götürürken ellerinde bulunan hüküm gereği atlarının artık çok yorulduğu yerlerde başkalarının atlarına el koyabiliyorlarmış. Çok fazla at bu iş sırasında kaybolurmuş. Lütfi Paşa sadrazamlığı döneminde çok işte düzenlemeye gittiği gibi bu işi de düzenlemiş ve ulak hükmünü ortadan kaldırarak menzil sistemine geçilmesini sağlamış.

Kitabı basmadan önce iki nüshayı incelemiş Ahmet Uğur (2013 yılında vefat etmiş, Allah rahmet eylesin) bir nüsha Ali Emirî nüshası ki bu nüshanın takdim kısmı kitapta kullanıldığı gibi transkripsiyon kısmında da diğer Dr. Rudof Tschudi nüshası ile farkları gösterilmiş. Baskıya esas olan nüsha ise Dr. Rudof Tschudi nüshası olmuş.

Ali Emirî’nin takdim yazısında iki yer dikkatimi çekti. Birincisi bir beyit:

Bir yerde ki yok nağmeni takdir edecek gûş

Tayzî nefese eyleme tebdil-i makam et.

İkincisi Ali Emirî’nin sahaflar çarşısında Lütfi Paşa’ya ait yedi esere rast gelindiğinden haberdar olması. Satın almaya talip olmuş bir dostu fakat başkasına satılmış. Kim bilir kütüphanelerimizde haberimiz olmayan ne değerler var böyle diye sürdürüyor sözünü Emirî. Kim bilir ne kitaplar kaybolup gitti dünya tarihinde diye geçirdim içimden.

Kitabın üç bölümünün birincisi benim okuduğum günümüz Türkçesi kısmı. 25. sayfada başlayıp 49. sayfada son buluyor. Dört bölümden birincisi veziriazamın davranışlarının nasıl olması gerektiği ikincisi savaş işleri üçüncüsü maliye işleri sonuncusu ise halkla ilgili tedbirler hususunda nasihatler içeriyor.

“Veziriazamlığa gerekli olan önemli şeyleri toplayıp bu kitapçığı yazıp ona Asafnâme adını verdim. Ta ki veziriazamlığa getirilen kardeşlerim okudukça bu fakire dua edeler.”

Paşa’ya göre veziriazam beş vakit namazını evinde cemaatle kılmalı, kapısı herkese açık olmalı. Saz-söz işret işlerinden uzak durmalı. Haftada iki gün Peygamber Efendimizin ruhu için yemek verip akıllı kimseleri davet ederek fikir teatisinde bulunmalı.

Bu arada sık sık Yavuz Sultan Selim’den de örnekler vermiş paşa. Bir yerde Yavuz’un Kemal Paşazade ile konuşurken “Niyetim Avrupa’yı fethetmektir” dediğini yazmış.

Bu ilk bölümde birkaç kelime hatası dikkatimi çekti. Biraz özensiz olmuş burası.

Kitabın ikinci bölümü 53. sayfadan başlıyor ve 79. sayfaya kadar çeviriyazı metinden oluşurken son bölüm de 48 sayfa kadar Osmanlıca aslından oluşuyor.

136 sayfalık bu eseri Ahmet Uğur hazırlamış, Büyüyenay Yayınları basmış.

Author: mehmet
Mehmet Zeki Dinçarslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir