Demek ki, John Kennedy Toole henüz 32 yaşındayken canına kıymamış olsaymış bugün seksenli yaşlarında olgun bir yazar olarak ve tabi arkasında bir nice eser bırakmış olarak yaşıyor olacaktı. Ne yazık ki Toole’dan geriye tek kalan şey bu kitap ve kitapta yaratmış olduğu ilginç karaktere Ignatius J. Reilly.

Ignatius, başka bir kitapta rastlanması zor bir tip. Don Kişot’u okuyanlar bilir, yeldeğirmenlerine saldırırken şövalye, değişik bir ruh hali içerisindedir. Karşısında gördüğü ve düşman addettiği yeldeğirmenleri onu, yiğit bir şövalyenin o anda yapabileceği yegane davranışa sürüklemiştir: onlarla savaşmak. Ignatius, bu açıdan bakılınca, hayatı boyunca yeldeğirmenlerinin karşısında olan bir tip. Dolayısı ile hayatı boyunca Don Kişot’un ruh haletinden dışarıya çıkamıyor.

Böyle anlattığım için Ignatius’un deli olduğunu zannetmeyin. Kendine özgü bir dünyası, sanat ve estetik anlayışı, olaylara ve insanlara bakışı olan bir tip Ignatius. Tek sorunu anlaşılamamak. Bir iki ufak tefek sorunu daha var. Bir ortama girdiği zaman varlığını kesinlikle belli ediyor. Kendine özgü dediğim o anlayışa uygun olmayan şeyleri eleştirirken ne insaf biliyor ne merhamet. İnsanların giyim kuşamlarını “beğeni ve insanlığa işlenmiş bir suç” olarak bulma ihtimali çok yüksek. Kendisine kimlik soran bir polisi bir anda civardaki kalabalığın öfkesinin önüne atma ihtimali de yüksek. Yolda rastladığı birini bir eyleme ikna edebilir, dinleyici bir kitle bulursa isyankar bir kitleye dönüştürebilir onları. Yeter ki zengin düşünce dünyasının içine girebilsinler. 

Olayları baştan sona anlatmak isteğimi bir kenara bırakıyorum. Ignatius annesi ile yaşayan genç bir delikanlı. Vücudunda gaz birikmesinden muzdarip, birikmemesi -ve sübabını tıkamaması- için elinden geleni yapıyor. Olay örgüsü hafif polisiye öğeler içeriyor. Bir ara annesi ile oturduğu bir bar, birkaç hafta çalıştığı pantolon üreten tekstil şirketi, sosis sattığı sokaklar arasında geçen maceralar ilginç bir sona doğru hızlı bir şekilde ilerliyor. Kitabın önsözünde de dendiği gibi, trajik bir hava peşinizi bırakmıyor okurken zira yazarın genç yaşta canına kıydığı ve bu kitabın ölümünden yıllar sonra yayınlandığı biliniyor.

John Kennedy Toole’nin kitabı Alıklar Birliği 1981 yılında Pultizer Roman ödülü almış. Türkçe’ye 1994 yılında çevrilmiş, elimde ise 2013 yılında Kırmızı Kedi yayınları tarafından basılan baskısı var. Çeviren Püren Özgören. Sayfa sayısı 420.