Dünya bu kadar kirletilirken ve kimsenin buna sesi çıkmazken bu poşetlerin paralı olması hadisesi nereden çıktı diye soruyorsanız kendi kendinize, cevapları vereyim. Poşetlerin paralı olmasının çevre kirliliği ile uzaktan yakından alakası yok. Poşetlerin paralı olması yeni bir sektör yaratarak vatandaşın cebinden bir miktar daha fazla para çekmenin bir yolundan başka bir şey değil. Makyajı da çevre kirliliği.

Hindistan’da bir adam düğün gününün sabahında yeni evlendiği kadına bakmış ki ne görsün. Evlendiği kadın makyajını temizleyince bambaşka birisine dönüşmüş, prenses kurbağa olmuş. Bu “çevre duyarlılığı” makyajlı poşet sektörü de sonunda aynı şeye dönüşecek. Bir de görülecek ki vatandaşın cebinden para çekmekten başka hiçbir işe yaramayan bu uygulama sonunda çevreye zerre kadar fayda dokunmamış. Neden mi? Çevre kirliliği içerisinde plastik poşetlerin yeri çok fazla değil de ondan.

Çevre kirliliğinin asıl kaynağı petroldür. Petrol, dünyaya kanser gibi musallat olmuş bir hastalıktır ve günden güne dünyayı öldürmektedir. Araçların ve evlerin yakıt olarak kullandığı petrolle birlikte akla gelebilecek her sektörde kullanılan petrol atmosfere karbondioksit veriyor. Atmosferde karbondioksit oranının artması ile birlikte dünyanın ortalama sıcaklığı artıyor. Bunun binlerce etkisi var. İklimin değişmesi felaket olarak adlandırılan doğa olaylarına sebep oluyor. Buzulların erimesi ile birlikte dünyadaki tatlı su kaynakları azalıyor. Dünyanın sıcaklığı bu şekilde artmaya devam ederse yakında oksijen solunumu yapan -biz dâhil- canlılar yok olup gidecekler. Peki soruyorum: Poşet bunun neresinde?

Poşetler, doğada çözünmeyen atık maddeler devesinin kulağı bile olamaz. Dünya ülkelerinin henüz nükleer atıklar konusunda doğru düzgün bir çözümü yokken poşet de nesi? Plastikten üretilen ve doğada çözünmeyen maddeler arasında poşetlerin oranı nedir? Hiçbir şey. Demek ki işin içinde başka iş var.

Mevzuyu gündeme almaktaki maksatların birincisi yeni bir sektör ortaya çıkararak vatandaşın cebinden para çekmek ikincisi de çevre hakkında duyarlı bir adım atmış gibi görünerek vicdan rahatlatmak. Petrol tüketen her türlü yapının tüketimini azaltmak için bir girişimde bulunun da o zaman bakın kıyamet nasıl kopuyor.

Otomotiv sektörünün, enerji sektörünün, petrokimya sektörünün, petrolle ilgili sektörlerin yani fincancı katırlarının ürkmemesi koşuluyla her şey serbest. Çevreye en fazla zarar verenleri engellemediğiniz sürece her türlü çevre koruma faaliyeti serbest. Otomotiv sektörünün kârlarını yüzde bir azaltacak bir önlem almaya çalışın da görün. Güneş enerjisi sistemlerinin kullanımını artırarak petrol tüketimini bir miktar azaltacak bir önlem alın da görün; şirketler ne yapıyorlar sizi. Fakat bunlara dokunmadan, çevre kirliğinin yüzde doksan dokuzuna sebep olanlara dokunmadan ne yaparsanız yapın. Aradan bir de yeni sektör çıkarırsanız ballı börek.