Sözler ikiye ayrılır. İtaatten bahsedenlerle isyandan bahsedenler. İtaatten bahsedenler tüm sözlerin yüzde doksan dokuzundan fazlasını oluştururlar. Dünyanın bugünkü düzeni başkasını kaldıramaz çünkü. İdare edilmesi güç bir kitle olduğu için insanlık, en fazla bilmesi gereken şey de itaattir. Bir de isyandan bahseden sözler vardır ki onlar ayıptır-günahtır-suçtur. İsyandan bahseden sözler gizlice söylenir. Her ortamda konuşulmalarına müsaade edilmez. İlk söylendiklerinde çoğunluk tarafından sümen altı edilme riskleri vardır. Söz uzarsa cezalandırılırlar. İnsanoğlunun en çok söylediği sözler uyumla ilgiliyken en korktukları da isyanla ilgilidir.


Dünyadaki insanların çoğunluğu bir sürüden farksızdır. Kendilerine dikte edilen bir hayatı yaşamaya mahkûm edilirler doğumlarıyla birlikte. Ormandaki ağaçlar gibi, bozkırdaki otlar gibi, deryadaki balıklar gibidirler. Bir ağaç gibi dimdik göğe de yükselseler bir ot gibi rüzgâra göre yön de değiştirseler bir balık gibi denizlerde yer de değiştirseler yaşayacakları hayat hep aynıdır. Çoğunluk fakir doğar, eğitimsiz yaşar, aç ölür. Fakir olmayanların da yaşayacakları hayat genel itibariyle doğumlarıyla birlikte kararlaştırılmıştır. Aykırı olamazlar, çıkıntılık yapamazlar, itaat harici davranışlar gösteremezler.


Zorla yaşatılan bu hayatlar aslında bakarsanız akla ve mantığa ve de ahlaka uygun değildir. Dünyanın genelinde adaletsizlik vardır ve adaletsizliğe uğrayanların adaletsizliğe uğradıklarını düşünmemeleri gerekir. Adaletsizliğe uğrayan kişi uğradığı adaletsizliğin sebebinin kendisi olduğuna inandırılmıştır. Hakkı yenilen, hakkını yiyene karşı sesini çıkaramaz zira hakkı yendiğini bilmez. Aldığı uyum-itaat eğitimi sonucu suçu kendisinde bulur. Aynı durum bu adaletsizliği görenler için de geçerlidir. Herkes aynı itaat tornasından geçtiği için verecekleri tepkiler de birbiri ile aynıdır. Adaletsizlik, sürtünmesiz ortamda ilerleyen hayali cisimler gibi son hızla ilerlemesini sürdürür. Kimsenin aklına gelmez itiraz etmek. İsyan etmek için uyanmak gerekir, uyuyanlar isyan edemez.


Adaletsizliğin kanıksanması önceleri zulmün geleneğe dâhil edilmesi ile sağlanırken bugün artık kitle iletişim araçlarının hâkimiyeti ile birlikte topluca yapılabiliyor. Bir reklam, bir dizi film, bir telefon uygulaması, bir bilgisayar oyunu ya da aklınıza ne gelirse artık, topluca uyuşturarak sistemin işlerliğini sağlamaktadır. Dünün dünyasında atasözleriyle, aile eğitimiyle, masallarla sağlanan itaat bugün artık tek tipleştirilen insanların bilinçaltlarına gönderilen komutlarla sağlanıyor. Her söz itaatten bahsediyor, her kapı uyuma açılıyor.


Çok satanlar, çok konuşulanlar, en çok dinlenenler, en popüler olanlar… Hepsi, ama hepsi itaatle ilgilidir. Hepsi bireyin daha uyumlu, daha itaatkâr olmasını sağlamak için vardır. Bir kitap okuyun, orada yaşanan olayları taklit edin, benzerlerini yaşayın. Bir dizi film izleyin, oradaki insanlara gıpta edin. Bir reklam izleyin, size satmak istedikleri markalara değer katın. Bilinebilecek bir hayat yaşayın, kimse sizin için farklı bir çözüm yolu geliştirmek zorunda kalmasın. Farklı çözüm yolları maliyeti yükseltecektir zira. Tahmin edilebilir olmaktan sakın ola ki ayrılmayın. İtaat yolunun dışına çıkmayın. Ezenlerin azınlık, ezilenlerin çoğunluk olduğu bu dünyada ezenleri tanımayın, ezilenlerin suçunu da kendilerinde bulun.


Sözler ikiye ayrılır. İsyandan bahsedenler ve itaatten bahsedenler. İtaatten bahsedenler çoğunluktur zira isyan zalimler için masraflıdır. Kurulan düzen, şeytanın düzeni, itaatle ayakta kalır. Şeytanın en sevdiği günah, itaattir.