Küresel şirketlerin dünyaya verdikleri zararları sayarak bitiremeyiz. Sadece örneklerle yetineceğim. Dünya devi gıda, enerji, teknoloji, otomotiv, tarım, sağlık ve sair şirketler var. Bu şirketler, iştigal alanları açısından birbirlerinden ayrılsa dahi iki noktada benzeşim gösterirler. Birinci nokta, tek amaçlarının kârlarını maksimize etmek olması ikinci nokta ise bu uğurda hiçbir ahlaki yükümlülüklerinin olmayışı. Göstermelik olarak yaptıkları bazı faaliyetler var. Vakıflar kurarlar, çocuk okuturlar, cami-han-hamam-okul yaptırırlar fakat bu türlü faaliyetleri iki amaçla yaparlar: Birincisi, müşteriye şirin görünmek ikincisi ise vergiden kaçınmak. Zaten vergi olarak verecekleri parayla sosyal faaliyetlere ve yardım faaliyetlerine girişirler ve borazanlarla bunu ilan ederler tüm dünyaya. Üstellik verdikleri zararların milyonda biri bile olamaz bu faaliyetler.

Gıda şirketleri gıda ürünlerini uzun ömürlü yapmak uğruna insanlığın sağlığını tamamen bozacak kimyasallar kullanırlar. Kimya şirketleri ürettikleri kimyasallarla dünyayı yok eder. Bugün çiftçilerin olmazsa olmaz gördüğü ilaçlar tüm insanlığın ortak malı olan toprağı çölleştiriyor ve yarınların büyük kıtlıklarını hazırlıyor. Tekstil firmalarına ne demeli, dünyadaki adaletsizliğin sebeplerinden birisi de o minimum maliyetle üretilen ayakkabılar, kıyafetler değil mi? Bir ürünü en az maliyetle üretmek için nereden kısıyor şirketler? Tabi ki işçilik maliyetinden. O zaman da ortaya, bir dolar yevmiyeyle çalışan yüz milyonlarca Çinli, Hindistanlı çıkıyor. Allah’tan reva mı aynı dünyada yaşayan insanların sadece farklı ailelerde doğdukları için bir kısmının günde bir dolara çalışması bir kısmının yeni bir eğlence bulamadığı için depresyona girmesi? Günde bir dolara çalışan insanın ne bilgisi olur ne birikimi olur ne gelecekle ilgili bir planı olur ne de kendisi ve ailesinin sağlığı olur. Sağlık demişken, sağlıkla ilgili şirketler insan sağlığının en büyük düşmanları.
İlaç üreten firmaların insan deneklerinin başlarına gelenler özenle saklanır dünyanın geri kalanından. Tabi ki medya vasıtası ile saklanır tüm bunlar. Medya şirketleri bu saydıklarımın arasında belki de en kötüleridir. Dünyanın neresinde ne olup bittiği hakkında bilgilerinizin kaynağı ne diye sorsam size cevabınız medya olur, peki bu medya kurumları yanlı mı veriyor haberleri size yansız mı?

Tabii ve doğaya zararı olmayan (ya da daha az zararlı olan) bir enerji türü olan güneş enerjisi Avrupa ülkelerinde giderek yaygınlaşıyor. Geçen seneydi sanırım, bir Avrupa ülkesi o sene ihtiyacı olan tüm enerjinin güneş enerjisi ile sağlandığını ilan etti dünyaya. Petrol şirketleri, dünyadaki petrol rezervleri en iyi fiyattan satılana kadar müsaade etmeyecek bu temiz enerji türünün yaygınlaşmasına. Petrol savaşları, Ortadoğu’da birbirini yiyen insanlar, üzerlerine bombalar yağan çocuklar kimin umurunda. Petrol o ülkelerden minimum maliyetle alınsın, petrolün maliyetini minimize etmek için oralarda savaş hiç bitirilmesin, en yüksek kârla da satışı yapılsın. Bu arada enerji şirketleriyle kim iş tutuyor dersiniz? Tabi ki silah şirketleri. Petrol çıkan, doğal kaynakları bol olan ülkelere bol bol silah satarak varlıklarını sürdüren bu şirketler kanla beslenir, kanla ayakta dururlar. Kanla beslenen insanlara ahlaktan bahsetmek mümkün mü? Yeri gelmişken söyleyeyim, Amerikan başkanlık seçimlerinde en fazla enerji ve silah şirketleri lobi yaparlar. Cumhuriyetçi ve Demokrat partilerin iktidarı da şu manaya gelir: Silah ve enerji şirketlerinin desteklediği aday iktidara geldiğinde gelişmemiş ülkelerde bol bol savaşlar çıkarılır ve buralardaki hammadde gelişmiş(!) Batı ülkelerine akar, sonra güya demokratik seçimlerle başkan ve parti değişir, finans şirketlerinin desteklediği başka aday iktidara gelir. Bu dönemlerde de çeşitli ayak oyunlarıyla ve finansal krizlerle yine fukaranın elindeki ekmek alınarak zenginin sofrasında kruvasana dönüştürülür. Senaryo genellikle aynı olur.

Durum aşağı yukarı böyle sevgili dostlar. Dünyada bir şirket egemenliği var ve bizlerin varlığı elimizde onlara verecek bir şey olduğu sürece önemli. Bizi döverek, süründürerek ya da öldürerek elimizdekini alıp rakama çeviriyorlar. Bizler de izliyoruz sadece. Burada bahsedemediğim değişik şirket türleri ve zararlarını da varın siz hesap edin.