Kayıp Gül [Serdar Özkan]

Çok satan kitapları pek sevemiyorum. Her çok satan kitabı okuduktan sonra da tekrarlarım bu sözümü ama merakıma yenik düşer her seferinde de gider alırım bu tür kitaplardan. Bir kitabın gerçekten iyi bir kitap olduğunu ne ispatlar acaba? Başka onlarca dile çevrilmiş olması bir etken değil desem şimdiye kadar okuduğum yüzlerce çeviri romanın hakkını yiyeceğim. Başka dile tercüme edilmeye değer bulunmuş da çevrilmiş. Kayıp Gül’de onlarca diler çevrilmiş olan bir kitap. Hatta aslının İngilizce olduğunu duymuştum yazarının Türk olmasına rağmen. Fakat bir de ters açıdan bakalım. Tutunamayanlar gibi, Aylak Adam gibi ve Türk edebiyatından zihnimizde iz bırakmış diğer onlarca kitap başka dillere tercüme edilememiş, edilse bile bize hissettirdiğini başka dillerle düşünmeye alışmış insanlara hissettirememiştir. Ne kadar doğru bilmiyorum, bir vakit Tutunamayanlar’ı İngilizce’ye çevrimişler ve kitabın ismi “Loser” gibi bir kelime olmuş. Başlığı bile ifade edemiyor kitabı.

İkincisi, kitabın çok okunuyor olması kitabı güzel yapmıyor. Meşhur vampirli kitap serisi -ki seriyi bitirmeye bile tahammül edemedim, bir kitap bu kadar yoksun olur edebi derinlikten- binlerce basıldı ülkemizde. Fan kulüpleri oluştu, fanatikleri oldu. Sanal alemde ne küfürler yedim beğenmedim diye bu kitapları. Halbuki beş on yıl geçtikten sonra toptan unutulacak ilgili ne varsa. Bir Suç ve Ceza’nın ömrünün onda birine erişemeyecek. Özelliği çok satılıyor olması. Beğeni topladı bir müddet, moda oldu.

Gelelim Kayıp Gül’e. Yazarı Serdar Özkan, Yayınevi Timaş. Bir insanın içsel yolculuğunu anlatıyor. Yüzeysel felsefe, süslü bir kaç cümle. Küçük Prens kitabıyla özdeşleştirmeye çalışılmış lakin ne yazık ki uzaktan yakından alakası yok. Tek alakası içerisinde bolca geçen güller. Bence edebiyat tarihinin en güzel eseri olan “Küçük Prens”le kıyaslanması için bir kitabın ve yazarın, çok mesafe katetmesi gerekir çok. Bu kitabın hakkı Simyacı ile kıyaslanmak olabilir diyeceğim ama Simyacı’ya da kıyamıyorum her nedense. Neticede Simyacı uzunca bir masaldı ve bu insanın kadar gözünün içine sokmuyordu mesajını. Yorulmadan okunuyordu. Kayıp Gül’ü beğenmedim. Bir Türk yazarın dünya çapında bu kadar meşhur olmuş olması ihtimali beni mutlu etti tabi ki. İnşallah başka romanlarını da okur; beğendiğim kitaplara yaptığım gibi, bitirdikten sonra bir süre elimde tutup uzun uzun koklarım kağıdını.

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Optimization WordPress Plugins & Solutions by W3 EDGE
%d blogcu bunu beğendi: