Şampiyonların Kahvaltısı bana yazarın en meşhur eseriymiş gibi geldi. Kurt Vonnegut’un hayatı boyunca yazmış olduğu her şeyi okuma konusunda azimli olduğumu düşünüyorum. Bu kitabın bir de filme çekilmiş olduğunu fark edince “en meşhuru bu sanırım” diye geçirdim içimden. Sonra filmlere bakarken bir iki tane daha filme rastladım. Yavaş yavaş Vonnegut külliyatını tamamlayacağım sanırım. Peki, ben bu adamın neyini sevdim.

Öncelikle, absürde olan merakım Vonnegut’u benim için heyecan verici bir keşif haline getirdi. Kafka’dan Edgar Allan Poe’ya kadar bayılarak okuduğum ve etkilendiğim bir dizi yazar var. Vonnegut da bunlarla benzer bir kumaştan fakat biraz daha esprili olanı. Hem absürd hem de komik. İkinci olarak, okunması daha kolay, diğer efsane yazarlara göre. Son olarak da, güzel eleştiriyor Amerika’yı ve kapitalist sistemi. Gelelim Şampiyonlara.

Daha önceki romanlarda şöyle bir görünüp kaybolan iki kişinin karşılaşmalarının öyküsü, Şampiyonların Kahvaltısı. Bilimkurgu yazarı Kilgore Trout ile otomobil bayi, otel sahibi, zengin Dwayne Hoover. Burada Kilgore Trout yazarı, yazarın babasını, dünyaya sıkıntı çekmeye gelmişleri, sıkıntı çekerken gülmeyi bilenleri, sıkıntı çekerken gülmeyi akıl edemeyenleri, aklı hep başka türlü çalışanları temsil ediyor. Gezegen hızla ölürken Bay Trout’un aklında hep bu anlamsızlıkların çözümüyle ilgili uzay kaynaklı hikayeler gelir durur. Bay Hoover ise sanırım Amerikalı, zengin, kapitalist, mutsuz bir tipi temsil ediyor. Sonra bu iki insan birbirlerine doğru hareket ediyorlar. Doğrusu hareket eden sadece Trout. Hoover olduğu yerde yavaş yavaş kafayı üşütüyor. 264 sayfalık kitabın ilk 200 sayfası gayet iyi gidiyor. Sonra hafif sıkıcı bir dönem yaşadıktan sonra sürpriz finale çıkıyorsunuz.

Daha önce okuduğum Vonnegut kitaplarını bundan daha çok sevmiştim. Yine de okumaya devam edeceğim. 264 sayfalık bu eseri Algan Sezgintüredi çevirmiş. April Yayınları basmış.