Edgar Allan Poe ile ilk defa bu kitapla tanışıyorum. Yazarın adını sıkça duymuş olsam da bir kitabı ile bu kadar geç tanışmam yazarın fazla derinlikli eserler kaleme alması benim de yüzeysel olanları tercih etmem olabilir. Ölümcül Öyküler kitabını 2002 senesinin Aralık ayında Üsküdar’dan almışım ama kaç okuma denememde de beni içine çekmediği için bu güne kadar rafta beklemiş.

Kitap yazarın 9 adet öyküsünden oluşuyor. Şişede Bulunmuş Yazma kitabın ilk hikâyesi. Oldukça etkileyici bir şekilde kaybolmuş bir adam tasvir edilmiş. Okuduktan sonra uzun süre insanın düşüncesini ve rüyalarını etkileyecek türden bir öykü. Berenice ve Morello öykülerinden sonra Bir Aslanın Yaşamından Parçalar geliyor. Burada bir Burunbilim araştırmacısının yaşamından ilginç bir kesitle karşılaşıyor okuyucu. Çağdaşı birçok düşünüre ilham kaynağı olan lokantacı Bon-bon’un öyküsünü ölümden bahseden Gölge hikâyesi takip ediyor. Hans Pfaal’ın Duyulmadık Serüveni yazarın sanatının zirvesine çıktığı bir anlatı olmuş. Kitabın 60 sayfalık bir kısmını kaplayarak en uzun hikâye olmakla birlikte anlatımdaki mükemmellikle okuyucuyu içine çekiyor. Bir tarafıyla Jules Verne bir tarafıyla da Franz Kafka havası var. Belki de her iki yazar da Poe’dan etkilenmiştir diye düşünülüyor Serüven okunurken. Kitap Buluşma ve Soluğu yitirmek hikâyeleri ile sona eriyor.

Edgar Allan Poe 1800’lerin ilk yarısında Amerika’da yaşamış. Kendinden sonra gelen birçok yazara ilham kaynağı olduğunu şimdi bu kitabı okuduktan sonra çok iyi anlıyorum. Daha çok öykü formunda eserler vermiş. Ölümcül Öyküler’in orijinal adını aradım fakat bulamadım. Muhtemelen Kabalcı Yayınevi bir derlemesini çevirttirmiş Hamide Koyukan’a. 164 sayfalık eser ’99 senesinde basılmış.