Sayılı Fırtınalar [Refi’ Cevad Ulunay]

Refi’ Cevad Ulunay vakti zamanında büyük bir hata işleyerek İngiliz sevdalısı olmuş. Meşhur, İngiliz Muhipleri Cemiyeti’ne üye olmuş, gazetedeki köşesinde milli mücadelenin başarıya ulaşamayacağı ile ilgili kehanetlerde bulunmuş. Bu da tabi ki milli mücadele sonrasında Türkiye’de tutunamaması ile neticelenmiş. Belki de Yahya Kemal gibi, Halide Edip gibi doğru tercih yapanların arasında olsa idi bugün en az onlar kadar biliyor olacaktık Ulunay’ın adını da. Sağlık olsun ne diyelim.


Sayılı Fırtınalar bir hatıra kitabı. Bir dönem İstanbul’unun kabadayılarını anlatıyor. Bir kabadayının bulaşmış olduğu bir hadisenin etrafında cereyan eden olaylarla birlikte o dönemde yazarın bildiği tüm kabadayılar, külhabeyiler, tulumbacılar, horoz dövüştürenler, semai kahveleri tek tek anlatılıyor. Anlatım şekli o kadar tatlı ki, sizi alıp olayların şahidi yapıveriyor bir anda. Salah Birsel’in anı tarzı eserlerine benzetecek oldum fakat dönem itibariyle Ulunay, Birsel’den önce olduğu için eğer bir etkilenme olmuşsa sonra gelen önce gelenden etkilenmiştir diye düşündüm.


“Bilmem çok kişi dikkat etmiş midir? Eskiden saz ilanlarında gazinolarda çalan piyasa fasıl heyetleri için “Filan falandan mürekkep incesaz takımı” denilirdi. Bir incesaz takımı demek için bir de kabasaz takımı olmak lazım gelir. Türk musikisinde incesaz takımı olduğu gibi bir de “kabasaz takımı” vardı. Bu takımın sazları kemençe, lavta, darbuka, zilli maşa, kaba teftir. Hepsi hem okur hem çalar. İcra edilen eserler, ekseriyetle, köçekçelerdir.”


Arada musiki dersi verirken arada da tarih dersi vererek anekdotlarla sürüyor eser. En ilgi çekici bölümlerden biri de Yakup Cemil’den bahsettiği sayfalar. Yakup Cemil bir dönem hapishanelerdeki tüm kanlı katilleri toplayarak savaşa götürür. Fakat ipten kazıktan kurtulma bu tipler yol boyu çıkardıkları hadiseler yüzünden Yakup Cemil’in gazabından kurtulamazlar.


“İstanbul tulumbacılığı nedir? İstanbul tulumbacılığı şimdiki futbol ne ise odur. Yani bir spordur, hem de cakalı bir spordur” diye başlayan kısım da tafsilatıyla tulumbacılığı anlatıyor okuruna. Kabadayılar genelde tulumbacılardan çıkarmış. Külhabeyiler pek makbul sayılmazlarmış.


“Külhabeyler makbul sayılmazdı. Hatta kabadayılar birini küçültmek isterlerse “Külhanbey” derlerdi. Bunlar, başlarına sıfır kalıp fes giyerler, sırtlarına altından sakız kuşağı görünen camadanvari yelek, yardan ayrıldım biçiminde yakası büzmeli siyah gömlek, bacaklarına bol paçalı pantolon, ayaklarına da arkası basık yumurta ökçeli kundura giyerlerdi.”


Dediğim gibi, keşke yazarı vatanperver bir insan olsaymış, milli mücadeleye iman etseymiş de yeteneğinden fasılasız istifade edilseymiş. N’aparsınız, beş parmağın beşi de bir olmuyor. Refi’ Cevad Ulunay da öyle. Elimde 1973’te Bolayır Yayınevi tarafından basılan nüshası var. Yeni basımları da mevcuttur muhakkak.

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.