Celaleddin Harzemşah

Türk tarihi kahramanlıklar tarihidir. Dünyada hiçbir milletin bu kadar fazla kahraman yetiştirdiğini zannetmiyorum. Amerikalıların, Avrupalıların filmlerindeki hayal ürünü kahramanlar bile bizim gerçek kahramanlarımızla yarışamazlar. Dünyaya yiğitliği, cesareti, kahramanlığı öğreten Türkler olmuştur. Hatta ve hatta; zalimin karşısında durma ve mazlumun yanında durma davranışının mucidi Türklerdir. Sözlerime inanmayan Türk tarihini açsın okusun. 40 tane askerle Çin sarayını basmaya çalışacak kadar gözü kara ve bağımsızlık aşığı bir insan yaşadıysa tarihte o bir Türk’tür. 17 kişiyle esaretten kaçıp bir dağa çıkan ve koca bir devlet kuran; milyonluk Haçlı ordularının karşısına gözünü kırpmadan çıkan, kendine sığınan insanları düşmanlarına vermemek için canından olan da bir Türk’tür. Saymakla biter mi? Bitmez. Kardeşini korsanlardan kurtarmak için denize açılıp da Akdeniz’i Türk gölü haline getiren de, aşılmaz denen yolları-çölleri aşıp alınmaz denen nice kalenin surlarına Şanlı Türk bayrağını diken de, İstanbul’u abluka altına almış İngiliz gemilerine bakarak “Geldikleri gibi giderler” diyen de bir Türk’tür.


Bu kadar kahraman varken neden bizim çocuklarımızın kahramanları Batman-Superman-Hiperman’lar ya da bizim gençlerimizin kahramanları Batı filmlerinin kahramanları oluyor? Bu sorunun cevabı da kaz-tavuk yumurtası mevzusunda yatıyor. Hangisi daha kıymetli derseniz kaz yumurtası fakat daha çok gıdakladığı için herkes tavuk yumurtasını biliyor. Bizim kahramanlar da yeterince işlenmediği için tarihin karanlık sayfalarında saklı kalıyorlar maalesef. Yoksa sadece Celaleddin Harzemşah’ın kahramanlıklarına kalsa tüm Batı sinema ve literatürünü geçecek kadar ayrıntı işlenebilir.


Çocukluğumdan beri tarih okurum. Türk tarihinin en büyük kahramanı diye sorulursa ilk aklıma gelecek olan isim her zaman için Celaleddin olmuştur. Hayatı efsanelere konu olabilecek dolulukta geçmiş, onlarca savaşa girmiş, Moğolların daha doğrusu Cengiz’in karşısında durabilmesiyle devrindeki insanlara ilham kaynağı olmuştur. Bu efsanevi yaşam öyküsü Namık Kemal’in de ilgisini çekmiş olacak ki adına bir tiyatro eseri yazmış. Bu eserin varlığını duymuştum fakat bir türlü elime geçmemişti okuyayım. Şimdi nihayet okumuş olmanın sevincini yaşıyorum.


Namık Kemal’in edebiyat ve fikir tarihimizdeki yeri apayrıdır. Hayatı boyunca milletinin terakkisi için çaba göstermiş, bu uğurda eserler vermiş olan yazar Celaleddin’in hayat hikâyesini de yazarak milletine kahramanlık, doğruluk, dürüstlük, cesaret, fedakarlık, davaya bağlılık konusunda mesajlar vermiş. Tiyatro eseri Celaleddin’in babasının Cengiz zulmünden kaçarak sığındığı adada başlayarak kahramanın hayat hikâyesindeki temel bazı olayları sahneye koyuyor. Tabi ki Celaleddin gibi bir kahramanın hayatı bir kitaba sığmaz, detaylarını tarih kitaplarında okumak lazım. Elimizdeki kitap bilgi vermekten ziyade yol gösterici, nasihat edici tipte bir kitap olduğu için bilgi yönü değil de edebi yönü ağır basıyor. 300 sayfayı aşkın kitabın her sayfası ayrı bir sanat şaheseri gibi. İfadeleri okurken adeta bir şiir okuyormuş hissine kapılıyor insan. Kitabı yayına hazırlayan Oğuz Öcal’da metnin ahengini bozmamak için sadeleştirme yapmamış, bunun yerine Osmanlıca kelimelerin yanına parantez için Türkçe karşılıklarını vermiş. Bilmediğim kelimeleri böylelikle sözlüğe bakmadan öğrenmiş oldum. Keşke bugün de dilimizdeki kelime zenginliği eskisi gibi olsaymış. Duygularımızı ve düşüncelerimizi ifade etmek için daha çok kelimeye sahip olsaydık daha iyi iletişim kuracak, birçok konuda daha başarılı olacaktık.
Alıntı yapmadım kitaptan, her cümle alıntı yapılacak kadar güzeldi. Akçağ Yayınları basmış Celaleddin Harzemşah diğer adıyla Mukaddeme-i Celal adlı bu muazzam eseri. Oğuz Öcal yayına hazırlamış. 300 sayfa civarında. Ruhun şad olsun Namık Kemal…

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Optimization WordPress Plugins & Solutions by W3 EDGE
%d blogcu bunu beğendi: