Atatürk, Ekonomi ve Milliyetçilik

Atatürk, Ekonomi ve Milliyetçilik birçok değerli bilgiyi barındıran bir kitap. İktisat tarihimizin Osmanlı’nın son döneminden günümüze kadarki kısmını “Ekonomik Milliyetçilik” kavramının ışığında incelemiş. Atatürk dönemindeki iktisadi politikanın ne kapitalizme, ne komünizme benzeyen, kendine özgü bir sistem olduğunu iddia ediyor. Ana argüman, bu yeri geldiği zaman devletçi, yeri geldiği zaman liberal olan bu sistemin bize çok uygun olduğu ve güzel bir şekilde uygulanmış olduğu fakat Atatürk sonrası dönemde doğrudan bozulmanın başladığı ve günümüzde iktisadi olarak Osmanlı’nın son döneminden farksız olduğumuz.
Kitaptan ilgimi çeken birkaç hususu buraya aktaracağım:
Atatürk’ün Milli Reasürans şirketi kurdurması çok zekice bir adım. Sigorta şirketleri risklerini daha büyük şirketlere pazarlıyorlar. Bu para yurt dışına çıkmasın diye bu şirketi kurduruyor Atatürk.
Cumhuriyetin ilk yıllarında büyük bir tasarruf ekonomisi var. İnsanlar israf etmeme bilinci ile yaşıyorlar. İthal edileceğine olmaması daha iyi çoğu şeyin de. Bugünkü gibi en gereksiz şeylerin bile ithal edildiği bir durum yok.
Atatürk döneminde ekonomi ile ilgili çok önemli adımlar atılıyor. Ülkemizdeki şirketlerin millileştirilmesi bu adımlardan birisi. Ulaşım ağının yenilenmesi, demiryolu ile tüm ülkenin hızlı bir şekilde birbirine bağlanması iç piyasanın hareketlenmesi ile neticeleniyor. İş hukuku bağlamında ekonomiyi harekete geçirecek düzenlemeler yapılıyor. Bazı mesleklerin sadece Türk vatandaşları tarafından yapılabilecek olması kanunlaştırılıyor ki yabancı tekeli kalksın ortadan.
Biyodizelin ilk olarak Atatürk döneminde kullanıldığını duyan var mı? Petrolün dışarıdan gelen bir ürün olmasından dolayı, dışa bağımlılığı azaltmak için biyodizel yakıt kullanımı denemeleri yapılıyor ve bunda da başarılı olunuyor.
Merinos koyunu Atatürk’ün bir projesi. Ülkemizdeki koyunların yünlerinden dokunan kumaşların İngiliz kumaşları kadar kaliteli olmayışı üzerine kafa yoran Mustafa Kemal, başka bir koyun cinsi ile bizim koyunların melezlenmesi ile yeni bir tür ortaya çıkarıyor ve kumaş fabrikası kurduruyor.
Atatürk dönemindeki aktif faaliyetler Atatürk’ten sonra yavaş yavaş azalıyor. İkinci dünya savaşı dönemlerinde savaşa girilmemesine rağmen yokluk çekilmesi, bu dönemdeki idarecilerin ekonomik çözümler üretememesi, dış yardımların mevzubahis olmaya başlaması süreci hızlandırıyor. Atatürk döneminin, yazarın “Ekonomik Milliyetçilik” diye adlandırdığı sistem yavaş yavaş ekonomik tutsaklığa dönüşüyor. Petrole bağımlılık giderek artıyor, köyden şehre göç başlıyor, plansız ekonomi yüzünden Amerika’dan borç almaya başlıyoruz, merkez bankamızdaki altın rezervi tükeniyor…
İşin kötüsü de şu. Ekonomik gidişatımızı kendilerinin lehine değiştiren Amerika ve dış güçler belki o zamanalar bu işlerini gizli yürütüyorlardı, bugünse her şey o kadar aşikar ki… Geri dönülmez bir yola girmişiz, sadece sömürülüyoruz ve herkes bunun farkında.
Özal döneminde sistem tamamen terse dönüyor ve ekonomik manada milliyetçilik ortadan kalıp yerini küresel ekonomiye bırakıyor. Çiller dönemindeki ortak pazara giriş ile iş iyice çığırından çıkıyor. Bugün itibari ile ülkemizin ekonomisi büyük oranda dışarıya bağlanmış durumda, ithalat ihracat dengemiz aleyhimize bozuk, dış borcumuz ödenebilir durumda değil, milli varlıklarımız yabancı sermayenin eline geçmiş durumda, ülkemizdeki yabancı sermaye daha çok borsada işlem görüp para kazanıp kaçıyor.
Kitap genel olarak bunlardan bahsediyor, Ekonomik Milliyetçilik kavramı çok önemli, ders olarak ilkokullardan itibaren okutulması gerekiyor ki bizden bir-iki nesil sonra kölelik zincirlerimiz bir nebze dahi olsa gevşeyebilsin. Teşekkür ediyorum Cazim Gürbüz’e bu güzel eseri için. Nergiz Yayınları tarafından basılan bu eser 390 sayfa.

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Optimization WordPress Plugins & Solutions by W3 EDGE
%d blogcu bunu beğendi: