Utopia

Thomas More, beş yüz sene evvelinden kurduğu hayallerle imkânsızlığın sınırlarını çizmiş. Olmayacak şeyler, olmayacak dualar, hepsine toptan âmin. Ütopialılar iyiler, Ütopiyalılar gelişmişler, Ütopiyalılar dünya malına tapmıyor, para diye bir kavramları yok, erdemleri yüceltiyor insan türünün hemcinslerine ettikleri eziyetleri de hor görüyorlar. Fakat Mahsuni Şerif’in dediği gibi: Dünya zalımlar dünyası, gelen zalım giden zalım… Değişen bir şey olmadı beş yüz yıldır sevgili More. Durum bildiğin gibi.


Ütopialılar bir ada ülkesinde yaşıyorlar. Vahşice dünyayı keşfe çıkan ve kendileri kadar teknolojik silahları olmadığı için ironik bir şekilde vahşi olarak adlandırdıkları yenidünya halklarını katleden kâşiflerin günlüklerinde yazdıkları ile paralellik arz ediyor. Paraya önem vermiyorlar, insan olmanın erdemleri ön planda. Tek fark görüntüleri, bir de tabi ki savunmasızlıkları. Ütopia halkı ise coğrafi keşifler sırasında bulunup yok edilenler gibi değil, kendilerini savunabiliyorlar. Tek meziyetleri savunma değil tabi ki. Yazarın kurgu dünyasını ifade ettiği satırlar boyunca şaşırmamız için en fazla vurgu yaptığı nokta paranın olmayışı. Utopia ülkesinde para yok, dolayısıyla insan hırslarından hiçbirine yer yok. İnsanlar mutluluk içerisinde yaşıyorlar. Rahmetli kral Utopus öyle güzel bir medeniyet inşa etmiş ki. Şehirlerin her birinin düzeni belli; ekip biçilecek alanlar belli; yiyip içilecekler belli; insanların zamanlarını nasıl kullanacakları belli; giyim kuşamlara kadar her şey belli.


Sözü fazla uzatmama gerek yok, adından da belli ki böyle bir dünyanın adı ancak Ütopya olabilir. Bilmeyen var mıdır bilmiyorum ama Ütopya kelimesi de zaten Thomas More tarafından bu kitapta kullanılmış ilk defa. Çok düzenli, çok güzel bir dünya. Zaten para-pul hiç yok. Savaş olacak olsa paralı asker tutuyorlar çünkü çok zenginler. Hiçbir evde yemek pişmiyor çünkü şehirlerde yemek pişen merkezler var. Kimse pazardan aldığı şeye para vermiyor çünkü her şey bedava. Kimse bedava diye deli gibi abanmıyor çünkü açgözlülüğe gerek yok. Kimse 4 saatten fazla çalışmıyor çünkü gerek yok. Harika güzel dünya, muazzam sıkıcı. Böyle bir dünya ruh hastalıklarının da merkezi olacak bir yer. İnsanın en azından erdemlerini gerçekleştirebilmesi için erdemsizliğin olması gerekiyor. Fakirlik olmalı ki cömertlik anlamlı olsun, savaşlar olmalı ki barış değerli olsun, bazı hırslar olmalı ki hayatı kolaylaştıran bir nice güzel şey icat edilebilsin. Her şeyin iyi-güzel-düzenli-erdemli olduğu bir dünya hayal eden Thomas More böyle bir kitap yazmış, iyi niyetinden şüphem yok. Zalim bir kralın celladın önüne attığı, doğru bildiğinden taviz vermeyen bir kişilik olduğu için canından olmuş, bu bile More’un dürüst bir insan olduğunun kanıtıdır. Fakat yine de Utopia sinir bozucu diye tabir edebileceğimiz sıkıcılıkta bir yer.


Kitap 109 sayfa kadar Utopia ülkesini ve buradaki hayatın mükemmelliğini anlatıyor. Daha sonra Mina Urgan’ın Thomas More ve Utopia hakkındaki upuzun bir incelemeyle devam ediyor. Elimde İş Bankası yayınları tarafından 2008’de basılmış olan bir baskı var. Çeviriyi Sabahattin Eyüboğlu, Vedat Günyol ve Mina Urgan yapmış. 241 sayfalık eserimizin tarif ettiği sıkıcı dünya Mina Urgan’ın incelemesiyle daha sıkıcı olmuş. Şen olasın Thomas More.

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.