İnayetimle Yaşıyor, Farkında Değil

Hırsızlar, uğursuzlar, namussuzlar, kapkaççılar, işkenceciler, yankesiciler, katiller, dilenciler, tecavüzcüler, istismarcılar, dedikoducular, insan kaçakçıları, ahlaksızlar, madrabazlar, bağımlılar, üçkağıtçılar, iftiracılar, şantajcılar, muhabbet tellalları, vatan hainleri, hilekârlar, süte su katanlar, hapçılar, müptezeller, düşükler, düşkünler… Toplumun aşağı tabakalarını sınıflandırmaya kalkarsak bu saydıklarımı içeren büyük büyük tablolar çıkar karşımıza. Bunlar ve daha sayamadığım onlarca düşkün grup… Allah kimseyi düşürmesin. Düşenleri de ıslah etsin. Bunlar toplumsal hayatın sırtında çıkan çıban başlarıdır. Kanunlarla bunların ıslah ediliş şekilleri de belirlenmiştir. Barındırdıkları negatif özellikleri sürdürmeleri kanunlar tarafından hoş görülemeyeceği için çeşitli yollarla ceza alırlar.
Bir grup insan daha vardır kanunların suç olarak kabul etmediği bazı davranış türlerini itiyat haline getirmişlerdir ve bu davranışları ile toplumun ahengini bozmaktadırlar. Toplumun ahengini bozan bu tür davranışları genel bir çerçevenin içine koymak gerekirse ben tek kelime ile “saygısızlık” derim ki detaylandırılması zaruri bir kavramdır. Saygısızlara her gün, her an, herhangi bir şekilde ve her yerde rastlamanız mümkündür. Evde, işyerinde, caddede, sokakta, mescitte, dergâhta, meyhanede, puthanede… Aklınıza gelebilecek her yerde saygısızlar kendilerine on on, yüz yüz, bin bin yerler edinmişler ve varlıklarını sürdürmektedirler.


Caddede yürürken kol kola girerek sizin geçme hakkınızı engelleyen saygısız otomobiline binince kısa mesafelerde yüksek süratler yaparak canınızı tehlikeye atan başka bir tür saygısıza dönüşür. Camide, halının üzerinde ıslak ayaklarıyla dolaşan saygısız caddeye tüküren saygısızla aynı kişidir. Yaptığı hareket kanunlarca suç sayılmadığı için özgürce hareket eder saygısız. Biz de ses çıkarmadığımız için azıttıkça azıtır. Trafikte, dar bir sokakta, inanılmaz bir süratle, başkalarının -bir kaza çıkmasın diye- duraklamalarını fırsat bilip gaza basan saygısız kendini mahir zannetmektedir; fakat maharetinin tek sebebi diğer sürücülerin bir kaza çıkmasın diye duraklamalarıdır. Yani saygısıza acımalarıdır, yani inayetleridir. Kendi kendine ne iyi sürücü olduğunu ne güzel manevralarla trafikten sıyrıldığını filan anlatan saygısız aslında birilerinin verdiği sadakalar sayesinde ayakta kalan bir dilencidir.


Saygısızların varlıklarını sürdürme sebebi saygısızlık yapılanların tahammülleridir. Saygısızlık yapılanlar bu kadar tahammülkâr olmasa saygısızlık bu kadar yaygın olmaz aslında. Sizin yeryüzündeki varlığınıza hak ettiği değeri-ağırlığı vermeyen o saygısızın kafasına bir sopayla (mecazi olarak söylüyorum) vurmayışınız o saygısızın canavarlığına verdiğiniz bir katkıdır. Saygısız, kendi varlığına hak ettiğinin (belki de etmediğinin) o kadar üzerinde bir değer vermektedir ki onu kendi iç dünyasında yaşayan bir ruh hastası olarak kabul edebilirsiniz. Ona yapacağınız her türlü ikaz gerçek dünyaya dönüp kendi gerçeğini bulması için yapacağınız bir yardımdır. Fakat ikazlarınız yeni saygısızlıklarla karşılık göreceğinden emin olduğunuz için oralı olmazsınız, uğraşmazsınız, “ne hali varsa görsün” diyerek kendi haline bırakırsınız.


Saygısızları bu hale getiren yine içinde yaşadıkları toplum oluyor. Mevzuyu bir adım öteye taşıyarak medeniyet ölçütünü saygısızlığın yaptırımı seviyelerine çıkarırdım ama sözü uzatmak istemiyorum. Buradan, belki bu satırları okuyacak olan o çok değersiz saygısızlara seslenmek istiyorum. Yaptığınız artistlik boşuna. Varlığınızın beş kuruşluk kıymeti de yok. Varsa yoksa benim hoşgörüm, benim ses çıkarmayışım. Dilenciden farkınız yok. O davranışlarınızın özgüvenle, cesaretle, başarıyla alakası yok. Saygısızlığınıza ses çıkarmıyorum, benim gibiler ses çıkarmıyor, siz de kendinizde bir numara var zannediyorsunuz. İnayetle yaşıyorsunuz halbuki, farkında değilsiniz.

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.