Dune’un Çocukları (Dune 3. Kitap)

Dune serisinin üçüncü kitabında da fırtına devam ediyor. Yüzüklerin Efendisi serisini 2000’lerin başlarında okumuştum. Yeni basılıyordu o zamanlar. Bu seri de aynı zamanda basılmış fakat demek ki dikkatimi çekmemiş. Fantastik edebiyatın en önemli eserleri hiç kuşkusuz Yüzüklerin Efendisi serisidir diye düşünüyordum Dune’a kadar. Şimdi ikisinin başa baş gidebileceğini söyleyebilirim. Evrenin binlerce yıl sonraki halini tasarlamış olan Frank Herbert emin olun Orta Dünya’dan geride bırakmamış hiçbir şeyi. Binlerce yıl sonra teknolojinin gelişmiş fakat yapay zekânın gelişmemiş olduğunu görüyorsunuz örneğin. Cevap yine kitabın içinde: “Düşünen makineleri yok etmek zorundayız. İnsanlar kendi kurallarını kendileri oluşturmalılar. Bu, makinelerin yapabileceği bir şey değil. Uslamlama donanıma değil yazılıma dayanır ve en üstün-yazılım biziz!” Butleryan Cihat denilen bir savaş döneminde insanlar yapay zekâ ile savaşıp onu yok ediyorlar. Bu konuyla ilgili de seride bir kitap var ama okumayacağım sanırım, ana seri yeterince iyi.


Binlerce yıl sonrasının dinleri de fark ediyor. Diğer ciltlerde vardı fakat altını çizmemiştim. Kitaptan iki tane dua buraya aktarayım.
Korkuya karşı dua: “Korkmamalıyım. Korku akıl katilidir. Korku toptan yok oluşu getiren küçük ölümdür. Korkumla yüzleşeceğim. Üzerimden ve içimden geçmesine izin vereceğim. Ve geçip gittiği zaman, geçtiği yolu görmek için iç gözümü ona çevireceğim. Korkunun gittiği yerde, hiçbir şey olmayacak. Yalnızca ben kalacağım.”


Amentü: “Din, çocuğun yetişkine öykünmesidir. Din, geçmiş inançları içerir: Bir tahmin olan mitoloji; evrendeki güvenle ilgili gizil varsayımlar: İnsanların kişisel gücü ararken yaptığı açıklamalar; din, hepsinin aydınlanma zerreleriyle birbirine karışmış halidir. Ve daima dile getirilmemiş en yüce buyruk şudur: ‘Sorgulamayacaksın!’ Ama biz sorguluyoruz. Biz doğal olarak bu buyruğa karşı çıktık. Bizim uğraştığımız iş, hayal gücünün özgünleştirilmesi, hayal gücünün, insan soyunun en derin yaratıcılık algılarına dek kullanılmasıdır.”


Kitapta yine yönetim, hükümet, din, güç konulu onlarca aforizma var. Bir kısmının altını çizmiştim, onları şöyle aktarayım:
“Başarılı bir dinin yüceltmesi gereken popüler tarih yanılsamaları şunlardır. Kötüler asla refaha kavuşmaz, yalnızca cesurlar adaleti hak eder; dürüstlük en iyi politikadır, eylemler sözlerden daha çok şey anlatır; erdem her zaman zafer kazanır; iyi bir işin ödülü kendisidir; her kötü insan ıslah edilebilir; dinsel tılsımlar insanı iblisin istilasından korur; antik gizemleri yalnızca kadınlar anlar; zenginler mutsuzluğa mahkûmdur… Eğitim Kılavuzundan; Koruyucu Misyon”


“Geniş bir halk kitlesinin, küçük ama güçlü bir kuvvet tarafından kontrol edilmesi, evrenimizde oldukça sık rastlanan bir durumdur. Ve bu geniş halk kitlesinin, onu koruyanlara saldırmasına yol açabilecek başlıca şartları biliyoruz…
Bir: Bir lider bulduklarında. Bu, güçlülere yönelik en geçici tehdittir; liderlerin kontrolünü ellerinde tutmaları şarttır.
İki: Halk kitlesi zincirlerini fark ettiğinde. Halkın kör ve sorgulamayan bir kitle olmasını sağla.
Üç: Halk esaretten kurtulmak için bir umut gördüğünde. Onlar, böyle bir kurtuluşun mümkün olduğuna asla inanmamalıdırlar!”


“İyi yönetimler hiçbir zaman kanunlara dayanmaz, yönetenlerin kişisel niteliklerine dayanır. Yönetim mekanizması daima bu mekanizmayı idare edenlerin isteğine bağlıdır. Bu yüzden, yönetimin en önemli unsuru, liderleri seçme yöntemidir.”


“Hükümetler, uzun ömürlü olurlarsa, daima aristokratik yönetim şekillerine yönelirler. Tarihteki hiçbir hükümetin bu seyirden ayrıldığı görülmemiştir. Ve aristokrasi geliştikçe, hükümet, yönetici sınıfın çıkartan doğrultusunda hareket etmeye gittikçe daha fazla yönelir; bu yönetici sınıf, ister babadan oğula geçen soylu sınıf ister finans İmparatorluklarının oligarşik sınıfı, isterse kemikleşmiş bürokrasi sınıfı olsun, hiçbir şey fark etmez. Tekrarlayan bir Olgu olarak Politika: Bene Gesserit Eğitim El Kitabı”


“Sana hiçbir şeye mal olmadığında ve hiçbir risk taşımadığında, senin dinin gerçek midir? Onun sayesinde semirdiğinde, senin dinin gerçek midir? Onun adına gaddarlık yaptığında, senin dinin gerçek midir? Yozlaşarak gerçek vahiyden uzaklaşman nereden kaynaklanıyor? Cevap ver bana. Rahip!”


İlk ciltte Paul Muad’Dib babasıyla birlikte yeni bir gezegene gidiyordu. İkinci ciltte Paul’un iç mücadeleleri ile geçiyordu. Bu ciltte Paul’un ikizleri var. Bayrağı onlar devralmış gibi. Detay vermiyorum fazla, ben sevdim, kolay kolay elden düşmeyen bir kitap. Elimde yine Sarmal Yayınları’nın baskısı var. Kabalcı da basmış Frank Herbert’in bu kitabını daha sonra. Bu ciltlerde de çeviriyi Arzu Taşçıoğlu ve Deniz Vural yapmış. 600 sayfayı aşan kitabın her sayfası ayrı bir heyecana ve düşünceye sevk ediyor insanı.

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Paylaş
Paylaş
Optimization WordPress Plugins & Solutions by W3 EDGE
%d blogcu bunu beğendi: