Dün Korkusu

Nihat Genç’in Dün Korkusu romanını ilk ne zaman okumaya başladım hatırlamıyorum. Uzun, upuzun yıllar önceydi kitabı ilk elime alışım. Sonra ne oldu da yarım kaldı ve nerede kaybettim kitabı hatırlamıyorum. Aklıma niyeyse öğrencilik yıllarımda kaldığım Üsküdar’daki evi getiriyor bu kitap. Büyük ihtimal o zamanlar elime almıştım da sonra taşınmalarımın birinde kaybettim. Sonra uzun yıllar aklımdan çıkmadı. Kitabı yarım bırakmış olma duygusu yüzünden girdiğim her sahafta gözlerim bu kitabı aradı. Geçen haftalarda farklı bir baskıyla farklı bir yerde bir yer tezgahında karşıma çıkana kadar aradım. Nihayet hayatımda eksik kalan bir şeyi tamamlamış oldum böylelikle.


Nihat Genç ara sıra televizyon ekranlarında karşıma çıkan, heyecanlı heyecanlı siyasi eleştirilerini sert ve sivri sözlerle sunan bir isim. Tipik Karadenizli heyecanını yansıtıyor. Romanda da aynı heyecanı bulmak mümkün. Bir çocuğun, garip bir çocuğun, Allah’ın garibi bir çocuğun çocuk dünyasındaki düşlerden başlayarak ergenlik bunalımlarından geçiyor sonra küfrediyor sonra dayak yiyor sonra namaz kılıyor sonra İsa’yla konuşuyor sonra akreplerle sonra okumak istiyor sonra okuyamıyor sonra seyyar satıcı oluyor sonra yine dayak yiyor sonra aşık oluyor sonra iç mücadeleleri sonra sonra sonra. Roman baştan sona kadar doludizgin gidiyor. Aralarda bir durup tüm dünya tarihine selamlar çakıyor. Haçlı seferlerinden Rönesans filozoflarına kadar onlarca kişinin ve olayın yad edildiği bir evrenden rezilliğin bininin bir para olduğu başka bir evrene doğru gelgitlerle dolu.

Neydin sen Vural abi, ardımdan bir şeyleri, ama neyi olursa “seviyorum!” de kafi dedin… her şeyiyle seviyorum Vural abi, on bir yaşlarında çocukların kale arkalarında futbol oynamalarını seviyorum, pırıl pırıl bir banyodan sonra tertemiz bir iç fanilayı ve iç cebimde sürekli temiz bir mendil taşımayı, param olsa da versem diyorum, olanı bölüşmeyi, çalışmayı, yeni çıkan kitapları tapınılacak kadar seviyorum, hala okuyamadığımız yazarları, üzerlerine ne düşler kurduğumuz, ne meraklarla beklediğimiz o kitapları seviyorum, sabahları pencereden en ötelere, en uzaklara gözlerimi dikmeyi, öyle beş on dakika sonsuzluğu, dünü, bugünü, tarihi, işte o an olmayan şeylerle dolu olmayı seviyorum, dokunmayı istiyorum, dokunmayı anlatmak için müthiş bir roman yazmayı istiyorum, bütün sevdiklerimize dokunak, elinden tutmak, omuzuna vurmak…


İşte bu paragraftaki gibi, bir fırtına gibi, Karadeniz’in Ankara’da ya da başka bir yerde bulunamayacak rüzgarı gibi esip geçen bu kitap, Dün Korkusu, Nihat Genç’in 80’li yıllarda yazdığı bir roman. Elimde Cadde Yayınları tarafından daha geç bir tarihte basılmış bir baskısı var. Toplamda 205 sayfa.

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın

Paylaş
Paylaş
Optimization WordPress Plugins & Solutions by W3 EDGE
%d blogcu bunu beğendi: