Arşiv niteliği taşıyan bu kitap bugünden geleceğe gönderilen bir mektup gibi. Asıl hedef kitlesi ben olmadığımı düşünüyorum zira kitapta anlatılanların birçoğuna şahit oldum. Benden sonraki nesil için bir anlam ifade edecek ama. Eski kuşakta insanlar nasılmış, şartlar nasılmış gibi soruları olan insanlar için bir cevap olacak. Kitap 70’li yılların ve 80’lerin bir kısmının Türkiye’sinin portresini çiziyor bizlere.

“Bu çağın çocuklarının yaşadıklarının şans olup olmadığından kimse emin değil. Bir yığın tüketim ürünüyle donatılan hayatlarında şimdiki çocuklar çok yalnız. Yaratıcılığı kışkırtan yokluk ortamında değil; sıkıntıyı büyüten, derin bir tembellik ve umursamazlık yaratan bolluk ortamında büyüyorlar. İlaç kutularından araba yapmak, gazoz kapağı biriktirmek, dergilerden artist resimleri kesip deftere yapıştırmak onlara göre değil.”

Yukarıda alıntıladığım cümle önemli. Kitapta anlatılanlara çok girmek istemiyorum zira her konu başlı başına bir “alıntılanma metaı.” Yukarıdaki cümle ana argümanlardan birisi. Şimdiki insanlar bolluk ve tüketim ortamında bir iki kuşak öncenin insanı kadar mutlu olamıyorlar zira hiçbir şeyin kıymeti yok. Hızlı tükettiklerimizin başında da mutluluk geliyor.

“Temizlik kolu, Kızılay kolu, gezi ve inceleme kolu, tiyatro kolu, kültür edebiyat kolu, trafik kolu, sağlık kolu gibi, kâğıt üzerinde tasarlanırken çok iyi düşünülmüş, ama pratikte hemen hiç uygulanmayan bu kolların üyeleri seçimden birkaç ay sonra hangi kola seçildiklerini bile unuturlardı.”

“Ama renkli televizyon ağır komplekslere neden oldu. Tutumluluk çağının kapanıp tüketim yıllarının başladığına işaret ediyordu. O zamana kadar yoksulluğundan utanmayan ve yoksul görünmemek için onuruyla bağdaşmayacak davranışlara eğilim göstermeyen toplumda, yoksulluğundan utanma ve gizleme eğilimleri başladı. Ekranların renklendiği ilk yıllarda bazı çocuklar, evlerindeki televizyonun hâlâ siyah-beyaz olduğunu söyleyemediler.”

“Hayata giren resimler inanılmaz miktarda artmıştı, albümlerde saklanması neredeyse olanaksızdı. Anıların ve fotoğrafın taşıdığı estetik değer azaldı. Hayata giren fotoğraf miktarı çoğalınca, değeri düştü. Oysa eskiden fotoğrafların arkasına yazılar yazılır, albümlerin yapraklarının arasında çiçek kurutulurdu.”

Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek; Ayfer Tunç’tan okuduğum ikinci kitap. Yazarın anlatımı çok güzel, normalde sıkılacağım bu tarz bir kitabı bile zevkle okuttu bana. Sanırım yazdığı her şeyi okuyacağım bu sıralar. Can Yayınları tarafından basılan kitap 450 sayfa civarında. 80’leri küçük şehirde yaşamış birisi olarak benim için sadece bir hatırlama oldu fakat daha sonraki kuşaklar için ilginç olabilir. Teşekkürler Ayfer Tunç.